Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.

YARGITAY

6. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası:2015/3138

Hüküm Numarası:2016/729

    Hüküm Tarihi:9.2.2016

    Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair hüküm, davalı vasıtasıyla süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
    Yasal Aşama, davacı kiracı vasıtasıyla davalı kiraya veren aleyhine açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne hüküm verilmesi üzerine, hüküm davalı avukati vasıtasıyla temyiz edilmiştir.
    Davacı avukati yasal aşama dilekçesinde;; Davalı ile 12.09.2011 başlangıç günlü, 5 yıl süreli ve yıllık 11.000 TL bedelli kira sözleşmesi imzaladıktan sonrataşınmazın bulunduğu yerdeki kira bedellerinin daha düşük olduğunu öğrendiği için, 01.01.2012 başlangıç günlü, 1 yıl süreli ve yıllık 5.000 TL bedelli yeni bir sözleşme yapıldığını, davacının başlattığı takibe dayanak olarak gösterdiği sözleşmenin iptal edilerek 01.01.2012 başlangıç günlü kira sözleşmesinin geçerli olduğundan ve bu sözleşmeye göre kira bedelinin ödendiğinden davacıya kira borcu bulunmadığını belirterek, davalı kiraya veren vasıtasıyla, 2012 yılı kira alacağı ve faiz toplamı 11.932,40 TL kira alacağının tahsili için... 5.

    İcra Müdürlüğünün 2012/11607 sayılı dosyasında başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olmadığının tespitine hüküm verilmesini talep etmiştir. Davalı kiralayan; davacı vasıtasıyla sunulan sözleşmeyi imzaladıklarını hatırlamadıklarını, stopaj vergisinin düşük gösterilmesi için davacı vasıtasıyla düzenlenmiş olabileceğini ancak asıl kira sözleşmesinin, takibe dayanak olan yıllık 11.000 TL bedelli sözleşme olduğunu savunmuş, mahkemece davanın kabulüne hüküm verilmiştir.
    Taraflar arasındaki itilaf aynı taşınmaz için düzenlenen 12.09.2011 başlangıç günlü, yıllık 11.000 TL ve 01.01.2012 başlangıç günlü yıllık 5.000 TL bedelli sözleşmelerden hangisine itibar edileceği noktasında tolanmaktadır. 01.01.2012 başlangıç günlü 1 yıl süreli ikinci sözleşmede ilk sözleşmenin feshedildiği ya da sona erdirildiği yönünde bir şerh bulunmadığı gibi, ilk sözleşmenin yapılmasından sonra yıllık kira parasının fahiş oranda 11.000 TL den 5.000 TL ye indirilmesi de hayatın olağan akışına aykırıdır. Tüm bu var olan vaziyet karşısında davalının dayandığı kira sözleşmesinin kira bedelini belirlemenin dışında başka bir nedenle düzenlendiği ve muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın tarafların gerçek iradesine uygun olarak düzenlenen 12.09.2011 başlangıç günlü 5 yıl süreli ve yıllık 11.000 TL bedelli kira sözleşmesi uyarınca çözümlenmesi gerekirken muvazaalı kira sözleşmesi esas alınarak yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değildir.
    Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.


    SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı avukatinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK. ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK. nın 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 09.02.2016 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi.

    Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.