İdarenin Faaliyet Kusurundan Kaynaklanan Ödenek Davaları Ekibi11 Kasım 2025İdare Hukuku
Kamu hizmetlerinin eksiksiz, düzenli ve hukuka uygun şekilde yürütülmesi, idarenin en temel sorumluluklarından biridir. Ancak hizmetin hiç işlememesi, geç ya da hatalı şekilde yerine getirilmesi hâlinde bireylerin zarara uğraması söz konusu olacaktır. Bu gibi hallerde idarenin faaliyet kusurundan doğan ödenek davası, kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararların giderilmesi için başvurabilecekleri en etkili yollardan biridir. Şimdi sizinle bu hususların detaylarını inceleyelim.
İçindekiler- İdarenin Hizmet Kusuru Nedir?
- Hangi Durumlar Hizmet Kusurudur?
- İdarenin Hizmet Kusurundan Doğan Tazminat Davasının Şartları
- Tazminat Davası Ne Zaman Açılır? (Süreler)
- Nereye ve Nasıl Başvurulur?
- Görevli/Yetkili Mahkeme
- İdarenin Hizmet Kusurundan Doğan Tazminat Davasında İspat Yükü Deliller
- Tazminat Kalemleri (Maddi–Manevi)
- Müterafik Kusur (Mağdur Kusuru)
- Uygulamadan Örnekler (Belediye, Hastane, Okul)
- Sıkça Sorulan Sorular (Sss)
- Hizmet Kusuru Nedir?
- Önce İdareye Başvuru Şart Mı?
- Süreler Nedir: 1 Yıl, 5 Yıl, 60 Gün Nasıl İşler?
- Hangi Mahkemede Dava Açılır?
- Hangi Deliller İşimi Güçlendirir?
- Belediye Yol Çukuru Kazasında Tazminat Alabilir Miyim?
- Manevi Tazminat Talep Edilebilir Mi?
- Mağdurun Kusuru Tazminatı Düşürür Mü?
İdarenin Faaliyet Kusuru Nedir?
İdarenin faaliyet kusuru, kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç veya aksak işlemesi ya da yanlış işlemesi sonucunda kişilerin zarar görmesi hâlinde ortaya çıkan bir idari sorumluluk türüdür.
İdareye yüklenmiş olan bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında hizmetin gereklerine uygun davranılmaması nedeniyle kişilerin uğradığı zararlar idarenin faaliyet kusuru kapsamındadır.
Faaliyet kusuru kavramı idarenin kusursuz sorumluluğundan farklı olarak kusura dayalı bir sorumluluk türüdür. Burada idarenin davranışında bir eksiklik, ihmal veya dikkatsizlik söz konusudur. İdarenin faaliyet kusuru, hizmetin gecikmesi, hiç işlememesi, yanlış işlemesi veya düzensiz işlemesi şeklinde ortaya çıkabilir.
Danıştay içtihatlarına göre kamu hizmetinin normal, düzenli ve kesintisiz biçimde yürütülmesi idarenin yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğün ihlali sonucu kişisel veya maddi zarar doğmuşsa idarenin faaliyet kusurundan bahsedilir.
Anayasa’nın 125/7. Maddesiuyarınca, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Bu kapsamda, idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemleri sonucunda zarara uğrayan kişiler, uğradıkları zararların tazmini amacıyla idareye karşı yasal aşama açabilirler. Söz konusu zarar hem maddi hem de manevi nitelikte olabilir.
İdarenin faaliyet kusurundan kaynaklanan bu tür ödenek talepleri ise idare mahkemelerinde açılan tam yargı davalarının konusunu oluşturur.
Hangi Durumlar Faaliyet Kusurudur?
Faaliyet kusurunun varlığından söz edilebilmesi için kamu hizmetinin yürütülmesinde idarenin gerekli özen, dikkat ve düzeni göstermemesi gerekir. Bu kapsamda hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya yanlış işlemesi durumlarında faaliyet kusuru ortaya çıkar.
Aşağıda faaliyet kusurunu oluşturan temel durumlara yer verilmiştir:
- Hizmetin Hiç İşlememesi:İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetini hiç yerine getirmemesi hâlidir. Örneğin, belediyenin çöp toplama hizmetini uzun süre yapmaması sonucu çevre kirliliği ve sağlık sorunlarının doğması hizmetin hiç işlememesi olarak kabul edilir.
- Hizmetin Geç veya Aksak İşlemesi:Kamu hizmetinin zamanında, düzenli ve etkin biçimde yerine getirilmemesi de faaliyet kusuru sayılır. Örneğin, karla mücadele çalışmalarının gecikmesi nedeniyle yolların kapanması ve ulaşımın durması hâlinde idarenin faaliyet kusuru bulunduğu kabul edilir.
- Hizmetin Yanlış İşlemesi:Hizmetin yanlış yöntemlerle veya hatalı biçimde yürütülmesi hâlinde de faaliyet kusuru doğar.
Örneğin, kamu hastanesinde doktorun ihmali sonucu hastanın zarar görmesi veya belediyenin hatalı kamulaştırma işlemi yapması hizmetin yanlış işlemesi sayılır.
- Hizmetin Düzensiz İşlemesi:Kamu hizmetinin belirli bir plan, program veya organizasyon eksikliği içinde yürütülmesi hâlidir. Örneğin, okulda gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle öğrencinin yaralanması veya parkta güvenlik görevlisi bulundurulmaması sonucu meydana gelen zararlar bu kapsamdadır.
Danıştay kararlarında da faaliyet kusurunun, idarenin yürüttüğü hizmetin kuruluş, işleyiş veya denetimindeki aksaklıklardan kaynaklanan zararlar için uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle her somut olayda idarenin kusurunun olup olmadığı hizmetin gereklerine göre ayrı ayrı değerlendirilir.
İdarenin Faaliyet Kusurundan Doğan Ödenek Davasının Koşulları
İdarenin faaliyet kusuruna dayanarak ödenek talep edebilmek için belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar gerçekleşmeden açılan davalarda idarenin sorumluluğuna hükmedilemez.
Faaliyet kusuruna dayalı ödenek davaları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. Ve 13. Maddeleri uyarınca tam yargı davası olarak açılır.
İdarenin faaliyet kusurundan doğan ödenek davasının koşulları şu şekildedir:
- Bir Kamu Hizmetinin Mevcut Olması:Öncelikle zararın idarenin yürüttüğü veya yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetiyle bağlantılı olması gerekir. Kamu hizmeti niteliği taşımayan faaliyetlerde faaliyet kusurundan söz edilemez.
- Faaliyet Kusurunun Bulunması:Kamu hizmetinin hiç, geç, aksak ya da yanlış işlemesi nedeniyle idarenin kusurlu davranması gerekir.
Bu kusur, hizmetin kuruluşu, işleyişi veya denetiminde ortaya çıkabilir.
- Zararın Meydana Gelmesi: Faaliyet kusurunun bir sonucu olarak kişinin maddi veya manevi bir zarar görmesi gerekir. Zarar, somut delillerle ispat edilmelidir.
- Nedensellik Bağı:Meydana gelen zarar ile faaliyet kusuru arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunmalıdır. Zarar, idarenin kusurlu davranışı dışında başka bir sebepten kaynaklanıyorsa idare sorumluluğuna gidilemeyecektir.
- Süresi İçinde Başvuru:İdari bir eylem nedeniyle zarara uğrayan kişiler, doğrudan yasal aşama açmadan önce belirli bir süre içinde idareye başvurmak zorundadır. Buna göre, zarar verici eylemin idarece yazılı olarak bildirilmesi veya kişinin eylemi başka bir yolla öğrenmesinden itibaren bir yıl, her hâlükârda ise eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini talep etmeleri gerekir.
İdare bu başvuruyu tamamen ya da kısmen reddederse, ret kararının tebliğinden itibaren yasal yasal aşama süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
Öte yandan, kişilerin haklarını ihlal eden bir idari işlem söz konusuysa, 60 gün içinde doğrudan tam yargı davası açmaları da mümkündür.
Ödenek Davası Ne Zaman Açılır? (Süreler)
İdarenin faaliyet kusurundan doğan zararların tazmini için açılacak davalarda süreler,İdari Yargılama Usulü Kanunu Ile belirlenmiştir. Bu süreler, hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşır; çünkü idari yargıda süreler kesin niteliktedir.
- Ön Başvuru Süresi (İdareye Başvuru)
Zarar gören kişi, öncelikle ilgili idareye başvurarak uğradığı zararın tazminini talep etmelidir. Bu başvuru, zararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her hâlde eylemin gerçekleşmesinden itibaren 5 yıl içinde yapılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; süresi içinde başvuru yapılmazsa yasal aşama hakkı ortadan kalkar.
- İdarenin Cevap Süresi
İdare, yapılan başvuruya 30 gün içinde cevap vermek zorundadır.
- İdare bu süre içinde olumsuz yanıt verirse, cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde yasal aşama açılabilir.
- İdare hiç cevap vermezse, 30 günün bitiminde zımni ret oluşur ve bu tarihten itibaren yine 60 gün içinde yasal aşama açma süresi başlar.
- Sürelerin Başlangıcı
Yasal Aşama açma süresi, idarenin kesin cevabının tebliğ edildiği tarih veya zımni ret süresinin dolduğu tarih itibarıyla işlemeye başlar.
Bu tarihten itibaren 60 günlük süre içinde idari yargıda tam yargı davası açılması gerekir.
- Sürelerin Özeti
Nereye ve Nasıl Başvurulur?
İdarenin faaliyet kusurundan doğan zararların tazmini için doğrudan yasal aşama açılmadan önce idareye başvuru zorunluluğu bulunmaktadır. Bu zorunluluk, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. Maddesi ile düzenlenmiştir.
- Öncelikle İlgili İdareye Başvuru
Zarar gören kişi, önce zarara neden olan idareye yazılı başvuruda bulunmalıdır.
Bu başvuruda:
- Zararın nasıl meydana geldiği,
- Zararın miktarı
- Faaliyet kusurunun dayandığı olay veya işlem,
- Ödenek talebi açıkça belirtilmelidir.
Başvuru ilgili kurumun genel evrak servisine elden verilebilir
- İdarenin Cevabı Beklenir
İdare, başvuruya 30 gün içinde cevap vermekle yükümlüdür.
- Olumsuz cevap verilirse, tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde yasal aşama açılabilir.
- Hiç cevap verilmezse, 30 günün sonunda zımni ret meydana gelir ve bu tarihten itibaren yine 60 gün içinde yasal aşama açılması gerekir.
- Yetkili ve Görevli Yargı Mercii
Faaliyet kusuruna dayalı ödenek davaları, idari yargının görev alanına girer.
- Yasal Aşama, zarara neden olan idari işlemi veya eylemi yapan idarenin bulunduğu yer idare mahkemesinde açılır.
- Büyükşehirlerde bu görev idare yargı mercileri, bazı durumlarda ise vergi yargı mercileri tarafından yerine getirilir (konuya göre değişiklik gösterir).
- Yasal Aşama Dilekçesinde Bulunması Gerekenler
İdari yargıda açılacak tüm yasal aşama türlerinde (ister iptal davası ister tam yargı davası olsun) dilekçede bulunması gereken mecburi unsurlar İYUK’un 3. Maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Bu madde, idari davaların usulüne ilişkin genel çerçeveyi belirler. Dolayısıyla, her yasal aşama türüne göre bazı unsurların dilekçede yer alması mecburi olmayabilir; örneğin tam yargı davalarında, maddede belirtilen bazı hususların (örneğin vergiye ilişkin bilgiler gibi) yer alması gerekmez.
Ancak yine de, idari yargıda yasal aşama açarken 3. Madde dikkate alınmalı; dilekçenin bu hükme uygun şekilde hazırlanması, davanın şekil yönünden reddini önlemek bakımından son derece önemlidir. Bu nedenle, tam yargı davası açmadan önce mutlaka gözden geçirilmesi gereken temel bir madde niteliğindedir.
İYUK Madde 3’e göre, idari davalar Danıştay, idare yargı makamı veya vergi yargı makamı başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçeler ile açılır.
Dilekçede şu hususların yer alması zorunludur:
- Tarafların (ve varsa vekil ya da temsilcilerinin) ad, soyad veya unvanları, adresleri ve gerçek kişiler için T.
C. Kimlik numarası,
- Davanın konusu, dayandığı sebepler ve deliller,
- Yasal Aşama konusu işlemin yazılı bildirim tarihi,
- Vergi, resim, harç gibi mali yükümlülüklere veya tam yargı davalarına ilişkin itilaflarda tartışmalı miktar,
- Vergi davalarında ayrıca ilgili verginin veya cezanın türü, yılı, ihbarnamenin tarih ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası.
Ayrıca, yasal aşama konusu edilen kararın veya belgenin aslı ya da örneği dilekçeye eklenmelidir.
Dilekçe ve eklerinin sayısı ise, karşı taraf sayısından bir fazla olacak şekilde düzenlenir.
Görevli/Yetkili Yargı Mercii
İdarenin faaliyet kusurundan doğan zararların tazmini istemiyle açılacak davalar, idari yargının görev alanına girer.
- Görevli Yargı Mercii
İdarenin faaliyet kusuruna dayalı ödenek talepleri, idari yargı mercilerinde, özellikle idare mahkemelerinde görülür.
- Faaliyet kusuru bir idari işlem veya eylemden kaynaklandığı için adli yargının değil idari yargının görevi kapsamındadır.
- Sadece idarenin özel hukuk ilişkilerinden kişilerle yaptıkları özel sözleşmelerden kaynaklı itilaflarda örnek vermek gerekirse kira sözleşmesi, satış vb. Gibi durumlarda adli yargı görevlidir.
Dolayısıyla, idarenin kamu gücünü kullanarak yürüttüğü hizmetlerde meydana gelen zararlar için açılacak ödenek davaları idare mahkemelerinde görülür.
- Yetkili Yargı Mercii
Yetkili yargı mercii yasa maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
İYUK
İdari davalarda genel yetki:
Madde 32 –1. Göreve ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla bu Kanunda veya özel kanunlarda yetkili idare mahkemesinin gösterilmemiş olması halinde, yetkili idare yargı makamı, yasal aşama konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.
Kısaca,
- Faaliyet kusuruna neden olan idari eylem nerde gerçekleşmişse, o yer idare yargı makamı yetkilidir.
- Eğer zarar birden fazla yerde meydana gelmişse, davacı bunlardan herhangi birinin bulunduğu yer idare mahkemesinde yasal aşama açabilir.
Örneğin bir belediyenin yürüttüğü yol yapım hizmetindeki eksiklik nedeniyle meydana gelen kazada zarar gören kişi, kazanın olduğu yerdeki idare mahkemesinde yasal aşama açar.
- Yetki Kuralları Kamu Düzenindendir
İdari yargıda görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan yargı mercii bu hususları kendiliğinden gözetir.
Yani, taraflar anlaşma yoluyla yetkili mahkemeyi belirleyemezler. Yetki, yetkisizlik itirazı, taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınır. Yanlış mahkemede yasal aşama açılması hâlinde yasal aşama dilekçesi görevli ve yetkili mahkemeye gönderilir.
İdarenin Faaliyet Kusurundan Doğan Ödenek Davasında İspat Yükü Deliller
Faaliyet kusuruna dayalı ödenek davalarında, ispat yükü genel ilkelere göre davacıya aittir. Zarar gören kişi, idarenin kusurlu davranışı ile uğradığı zarar arasındaki nedensellik bağını somut delillerle ortaya koymak zorundadır.
- İspat Yükü Kime Aittir?
İdari yargıda ispat yükü kural olarak iddiasını ileri sürene aittir.
Bu nedenle:
- Zarar gören kişi, zararın idarenin faaliyet kusurundan kaynaklandığını,
- Zararın gerçekleştiğini ve miktarını,
- Zarar ile idarenin eylemi arasında nedensellik bağı bulunduğunu,
Ispat etmekle yükümlüdür.
Ancak bazı durumlarda, olayın özelliğine göre idarenin kusuru karine olarak kabul edilebilir. Özellikle idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin açıkça aksadığı veya tehlike doğurduğu hallerde, Danıştay kararlarıyla idarenin kusurlu olduğu yönünde karine oluşturulmuştur. Bu tür durumlarda idarenin kusursuz sorumluluğu ortaya çıkar ki bu tür haller daha detaylı başka bir yazı konusu oluşturacak niteliktedir.
- İspat Araçları (Deliller)
İdarenin faaliyet kusurunu ve bu kusurdan doğan zararı ispatlamak için davacı çeşitli delillere başvurabilir. Olayın niteliğine göre bu deliller değişmekle birlikte, genellikle resmi belgeler ve tutanaklar en önemli kanıt niteliğini taşır.
Kaza, yangın, patlama veya hizmetin aksaması gibi durumlarda düzenlenen tutanaklar, raporlar ve idari yazışmalar olayın resmî boyutunu ortaya koyar. Bunun yanında mahkemece alınan uzman ya da bilirkişi raporları, kusur oranının ve zararın boyutunun tespiti açısından belirleyici öneme sahiptir.
Olayın nasıl meydana geldiğini açıklayan tanık beyanları da hizmetin eksik veya hatalı yürütüldüğünü destekleyebilir. Fotoğraf, kamera kaydı veya benzeri görsel deliller, idarenin hizmetinde aksama olduğunu somut biçimde ortaya koyar. Fiziksel zararlar açısından sağlık raporları, tedaviye ilişkin faturalar ve ödeme belgeleri kullanılabilir.
Ayrıca, idareye yapılan başvurular, verilen cevaplar ve taraflar arasındaki yazışmalar da faaliyet kusurunun varlığını ve idarenin tutumunu belgeleyen önemli yazılı deliller arasındadır.
- İdarenin Savunması
İdareye karşı bir iddia ileri sürdüğümüzde, idare, kusurunun bulunmadığını veya zararın hizmetin yürütülmesinden değil, mücbir sebep, üçüncü kişilerin davranışı veya zarar görenin kendi kusuru nedeniyle meydana geldiğini ileri sürebilir.
Bu durumda yargı mercii tarafların sunduğu delilleri birlikte değerlendirir ve idarenin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceğine hüküm verir.
Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre, idarenin faaliyet kusurunun varlığını ispat yükü esasen davacıya ait olsa da; kamu hizmetinin açık biçimde aksadığı, gerekli tedbirlerin alınmadığı veya denetim eksikliğinin bulunduğu durumlarda kusur karinesi idare aleyhine işletilmektedir.
Ödenek Kalemleri (Maddi–Manevi)
İdarenin faaliyet kusurundan doğan zararların giderilmesi amacıyla açılan ödenek davalarında, zarar gören kişi hem maddi hem de manevi ödenek talebinde bulunabilir. Yargı Mercii, somut olayın özelliklerini dikkate alarak her iki kalemi ayrı ayrı değerlendirir.
Maddi tazminatın miktarı; bilirkişi raporları, resmi belgeler ve faturalar dikkate alınarak hesaplanır. Manevi ödenek ise hakkaniyet ve adalet ilkeleri çerçevesinde takdir edilir. Danıştay içtihatlarına göre, faaliyet kusurundan doğan zarar tam olarak giderilmelidir; eksik veya sembolik tazminata hükmedilmesi doğru değildir.
- Maddi Ödenek
Maddi ödenek, faaliyet kusuru sonucunda kişinin malvarlığında meydana gelen ekonomik kayıpların karşılanmasıdır.
Bu kapsamda talep edilebilecek başlıca kalemler şunlardır:
- Tedavi giderleri
- Kazanç kaybı
- Eşya ve mal zararları
- Bakım giderleri
- Diğer doğrudan zararlar
- Manevi Ödenek
Manevi ödenek, faaliyet kusuru nedeniyle kişinin bedensel veya ruhsal bütünlüğünün zedelenmesi, onur ve haysiyetinin zarar görmesi durumlarında talep edilir.
Amaç, çekilen acı, üzüntü ve elem duygularının kısmen de olsa hafifletilmesidir.
Bu kapsamda mahkemeler, olayın ağırlığına, tarafların durumuna ve zararın niteliğine göre hakkaniyet gereği uygun bir miktar manevi tazminata hükmeder.
Müterafik Kusur (Mağdur Kusuru)
Müterafik kusur ilkesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 52. Maddesinde yer alır ve idari yargı tarafından da hakkaniyet gereği uygulanır. Bu maddeye göre, zarar görenin kendi kusuru zararın doğumuna veya artmasına neden olmuşsa, hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
İdarenin faaliyet kusuruna dayalı ödenek davalarında da müterafik kusur önemli bir değerlendirme unsurudur. Eğer zarar gören kişi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak zarara katkıda bulunmuşsa, idarenin tazmin sorumluluğu oransal olarak azaltılır.
Bu durumun daha iyi anlaşılması için birkaç örnek vermek gerekirse,
- Belediyenin yeterli uyarı levhası koymaması faaliyet kusurudur; ancak kişi “inşaat alanına girilmez” yazan yere girip zarar görmüşse müterafik kusur söz konusudur.
- Trafik kazasında, yolun bakım eksikliği idarenin faaliyet kusurudur; fakat sürücünün hız sınırını aşması da zarara katkı sağladığından ödenek indirilebilir.
- Kamu hastanesinde tedavi hatası idarenin kusuru iken, hastanın hekimin önerdiği tedaviyi uygulamaması hâlinde zarara kendi kusuruyla katkısı vardır.
Müterafik kusur tespit edildiğinde:
- Ödenek miktarı kusur oranına göre azaltılır,
- Zarar tamamen mağdurun kendi davranışından kaynaklanmışsa, tazminata hükmedilmez.
Uygulamadan Örnekler (Belediye, Hastane, Okul)
İdarenin faaliyet kusuruna ilişkin en somut örnekler, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde sıkça karşılaşılan belediye, sağlık ve eğitim alanlarında görülür.
Aşağıda bu alanlardan bazı uygulama örneklerine yer verilmiştir:
- Belediye Hizmetlerinden Kaynaklanan Faaliyet Kusuru
Belediyeler; yol, altyapı, temizlik, park düzenlemesi, trafik düzeni gibi birçok kamu hizmetini yürütür. Bu hizmetlerin gereği gibi yerine getirilmemesi, idarenin faaliyet kusuru olarak değerlendirilir. Örneğin;
- Yolda bulunan çukur veya rögar kapağının uzun süre onarılmaması sonucu meydana gelen kazalar,
- Kaldırımın bakım ve onarımının yapılmaması nedeniyle yayaların düşüp yaralanması,
- Yağmur suyu kanallarının tıkanıklığı sonucu ev ve iş yerlerinde meydana gelen su baskınları,
- Gerekli uyarı levhalarının konulmaması nedeniyle oluşan trafik kazaları.
Bu tür olaylarda belediyenin kamu hizmetini düzenli ve güvenli şekilde yürütmemesi, faaliyet kusuru sayılır.
- Hastane (Sağlık Hizmetleri) Kaynaklı Faaliyet Kusuru
Kamu hastanelerinde verilen sağlık hizmetlerinde meydana gelen aksaklıklar da idarenin faaliyet kusuru kapsamında değerlendirilir. Örneğin;
- Doktorun tanı veya tedavi sırasında açık tıbbi hata yapması,
- Ameliyat sonrası bakım hizmetlerinin yetersiz olması,
- Acil serviste gerekli müdahalenin zamanında yapılmaması,
- Tıbbi cihaz veya ilaç eksikliği nedeniyle hastanın zarar görmesi.
Bu durumlarda idare, sağlık hizmetini özen ve dikkatle yürütmediği için tazminatla sorumlu tutulabilir.
- Okul (Eğitim Hizmetleri) Kaynaklı Faaliyet Kusuru
Eğitim kurumlarında öğrencilerin güvenliği ve sağlıklı bir ortamda eğitim görmesi devletin sorumluluğundadır.
Okul yönetimi veya öğretmenlerin ihmali sonucu öğrencilerin zarar görmesi hâlinde faaliyet kusurundan söz edilir. Örneğin;
- Okulda gerekli denetimin yapılmaması sonucu öğrencinin yaralanması,
- Denetimsiz bırakılan laboratuvar veya spor alanında yaşanan kazalar,
- Servis taşımacılığının yetersiz denetimi nedeniyle meydana gelen trafik kazaları,
- Okulda meydana gelen şiddet olaylarına karşı gerekli önlemlerin alınmaması.
Bu tür durumlarda idare, hizmetin gerektirdiği özen yükümlülüğünü yerine getirmediği için idarenin faaliyet kusuru sorumluluğu doğar.
İdarenin faaliyet kusurundan doğan zararların giderilmesi, hem bireylerin hak arama özgürlüğünün bir gereği hem de idarenin hukuka bağlılığının bir sonucudur. Kamu kurumlarının yükümlülüklerini eksik veya hatalı yerine getirmesi sonucunda ortaya çıkan zararların tazmini, ancak doğru yasal yollar izlenerek mümkündür.
Faaliyet kusurundan kaynaklı maddi veya manevi bir zararınız olduğunu düşünüyorsanız, süreci başlatmadan öncehukuki danışmanlık almanız, hak kaybı yaşamamanız açısından son derece mühimdir.
Sıkça Sorulan Sorular (Sss)
Faaliyet Kusuru Nedir?
Faaliyet kusuru; kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç veya yanlış işlemesi nedeniyle kişilerin zarara uğraması hâlidir. İdarenin kamu hizmetini gereği gibi yürütmemesi, kusurlu davranış olarak değerlendirilir.
Önce İdareye Başvuru Koşul Mı?
Evet.
İdareye karşı açılacak ödenek davasından önce, zararın giderilmesi talebiyle öncelikle ilgili idareye başvurmak zorunludur. İdare, başvuruya 30 gün içinde cevap vermezse veya olumsuz cevap verirse, bu sürenin bitiminden itibaren yasal aşama açma süresi başlar.
Süreler Nedir: 1 Yıl, 5 Yıl, 60 Gün Nasıl İşler?
Zararı ve sorumluyu öğrenme tarihinden itibaren 1 yıl, olay tarihinden itibaren en geç 5 yıl içinde idareye başvuru yapılmalıdır. İdareye yapılan başvuruya cevap verilmezse 30 günün sonunda, olumsuz cevap verilirse cevap tarihinden itibaren 60 gün içinde yasal aşama açılabilir.
Hangi Mahkemede Yasal Aşama Açılır?
İdarenin faaliyet kusurundan doğan ödenek davaları, idare mahkemelerinde açılır.
Yetkili yargı mercii, zararın meydana geldiği yerin veya idarenin bulunduğu yerin idare mahkemesidir.
Hangi Deliller İşimi Güçlendirir?
Ödenek talebini destekleyen deliller;
- Olay tutanakları, fotoğraflar, kamera kayıtları,
- Tanık ifadeleri,
- Uzman veya bilirkişi raporları,
- Sağlık raporları veya faturalar gibi zarar miktarını gösteren belgelerden oluşur.
Bu deliller, faaliyet kusurunun ve zararın boyutunun ispatında büyük önem taşır.
Belediye Yol Çukuru Kazasında Ödenek Alabilir Miyim?
Belediyenin bakım ve onarım yükümlülüğünü yerine getirmemesi faaliyet kusurudur.
Yoldaki çukur veya bozukluk nedeniyle kaza meydana gelmişse, idare bu zarardan kusurlu hizmeti nedeniyle tazminatla sorumlu tutulabilir.
Manevi Ödenek Talep Edilebilir Mi?
Evet. Faaliyet kusuru sonucu kişinin bedensel, ruhsal veya manevi bütünlüğü zarar görmüşse, manevi ödenek talep edilebilir.
Yargı Mercii, olayın ağırlığına ve mağdurun yaşadığı elem ile üzüntüye göre hakkaniyet ölçüsünde bir miktara hükmeder.
Mağdurun Kusuru Tazminatı Düşürür Mü?
Zarar gören kişi olayın meydana gelmesinde kısmen kusurluysa, bu vaziyet müterafik kusur olarak değerlendirilir. Yargı Mercii, mağdurun kusur oranına göre ödenek miktarını indirebilir veya tamamen kaldırabilir.