Hukuk sistemimizde her yasal sürecin kendine has usul kuralları ve süreleri bulunmaktadır. Bu yazımızda konuya dair en çok merak edilen noktaları ele alacağız.

Hukuk Büromuz

  • Ehlibeyt Mah. Ceyhun Atuf Kansu Cd. No:112 D:30, Cevat Muratal İş Merkezi, Balgat, /

Randevu İçin Tıklayınız

Yazı İçeriği:

  1. İstinaf Nedir?

  2. Hangi Kararlar İstinaf Edilebilir?

  3. İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır?

  4. İstinaf Başvuru Süresi Ne Kadardır?

  5. İstinaf Dilekçesine Cevap

  6. İstinaf Mercii Nezdinde Yargılama Süreci

    1. Ön İnceleme Aşaması

    2. İnceleme ve İşin Esasına Girilmesi

      1. İstinaf İncelemesinin Duruşmasız Yapılması

      2. İstinaf İncelemesinin Duruşmalı Yapılması

    3. Karar Aşaması ve Gerekçeli Karar İlkesi

  7. İstinaf Sonucunda Hangi Kararlar Verilebilir?

  8. İstinaftan Feragat Nedir, Nasıl Yapılır?

  9. İstinaf İncelemesine Konu Edilebilecek Hususlar Nelerdir?

  10. İstinaf Harç ve Masraflarının Yatırılması

  11. İstinaf Yargılaması Ne Kadar Sürer?

  12. İstinaf Kesinleşme Sınırı 2024

  13. İstinaf Aşamasında Yeni Delillerin Sunulması

  14. İstinaf ve Temyizin Farkları Nelerdir?

  15. İstinaf İncelemesinde İstinaf Sebeplerine Bağlılık

  16. İstinaf Aşamasında Islah


İstinaf Nedir?


İstinaf, Türkiye'de 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren uygulamaya konulan, ilk derece mahkemelerinin verdiği kararların hem maddi hem de yasal yönden yeniden incelenmesini sağlayan bir yasa yoludur.

İstinaf, temyizden farklı olarak sadece yasal inceleme yapmaz; aynı zamanda davanın esasına ilişkin yeni bir değerlendirme yapabilir ve delilleri tekrar inceleyebilir. Bu yasa yolu, adil yargılanma hakkını güçlendirmek, hatalı kararların düzeltilmesini sağlamak ve yargılamanın iki aşamalı olarak yapılmasını temin etmek amacıyla getirilmiştir. Hukuk, ceza ve idari yargı alanlarında kullanılabilen istinaf yolu, Bölge Adliye Yargı Mercileri (BAM) ve Bölge İdare Yargı Mercileri (BİM) vasıtasıyla incelenir. Hukuk yargı mercileri vasıtasıyla verilen hükümler Bölge Adliye Yargı Mercileri nezdinde istinaf incelemesine tabii tutulur.

İstinafın amacı, yerel mahkemelerde yapılan yargılamada meydana gelmesi olası hataların önüne geçmek ve vatandaşların adalet sistemine güvenini artırmaktır.


İstinaf incelemesinin kendine özel başvuru süresi, yargılama aşamaları ve usulü bahsi geçen olmaktadır. Bu hususlardan herhangi birine ilişkin en küçük bir eksiklik, çok büyük hak kayıplarına yol açma verebilir. Örneğin makalemizin devamında detaylı olarak açıklayacağımız istinafa başvuru süresi ya da istinaf mercii olan bölge adliye mahkemelerinin istinaf talepleriyle bağlı oluşu gibi hususların gözden kaçırılması hâlinde fiilen, gerçekte haklı olunsa bile, hukuken haksız çıkılması bahsi geçen olabilecektir.


Bu yazımızda hukuk yargılamaları açısından istinaf incelemesini tüm yönleriyle ve detaylı bir şekilde siz değerli okuyucularımıza aktarmaya çalışacağız.



Hangi Kararlar İstinaf Edilebilir?


Hukuk yargılamasında istinaf yasa yoluna başvurulabilecek hükümler, belirli parasal sınır ve yasal aşama türlerine göre değişiklik göstermektedir. Türkiye'de hukuk süreçlerinde istinaf yoluna başvurulabilecek hükümler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 341.

Maddesinde düzenlenmiştir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 341. Maddesine Göre:"(1) İlk derece mahkemelerinin aşağıdaki kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilir:A) Nihai hükümler.B) İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen hükümler.(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin hükümler kesindir. Ancak manevi ödenek süreçlerinde verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.(3) Alacağın bir kısmının yasal aşama edilmiş olması hâlinde üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.(4) Alacağın tamamının yasal aşama edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren yasal aşama ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir."

Burada önemli bir not düşmek gerekir, her ne kadar yukarıda alıntılamış olduğumuz yasa hükmünde, konusu malvarlığına ilişkin olan davalarda kesinlik sınırı 3.000 Türk Lirası olarak belirlenmişse de, bu tutar her yıl enflasyona göre güncellenmekte olup 2024 yılı itibarıyla, malvarlığına ilişkin davalarda ilk derece mahkemelerinin verdiği nihai kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilmesi için kararın konusu28.250 TL'yi aşmalıdır. Malvarlığı dışındaki davalarda ise istinaf için herhangi bir parasal sınır uygulanmamaktadır.

Ayrıca, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddedilmesi veya kabulü gibi ara kararlara karşı da istinaf başvurusu yapılabilir.


İlk derece mahkemesinin hükmü hukuka aykırıysa, taraflar istinaf mahkemesine başvurup hükmü hem yasal hem de maddi açıdan yeniden değerlendirebilirler. Ancak, kesin olarak belirtilen ve kamu düzenine aykırılık içermeyen hükümler istinafa tabi değildir.


Özetle, hukuk süreçlerinde istinafa başvurulabilecek hükümler, davanın türüne, kararın parasal değerine ve yasal aşama içeriğine göre belirlenmektedir. Bu vaziyet, yargılamanın daha adil bir şekilde ve daha hızlı sonuçlanmasını sağlamak için öngörülmüştür.



İstinaf Başvurusu Nasıl Yapılır?


İstinafa başvuru, kararın taraflara tebliğinden itibaren yasal süreler içerisinde yapılmalıdır. İstinaf başvuru süresiiçerisinde istinaf dilekçesi hazırlanarak, hükmü veren ilk derece mahkemesine sunulur.

Dilekçede, istinaf sebepleri ve hukuka aykırılıklar açıkça belirtilmelidir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 342. Maddesine Göre:"(1) İstinaf yoluna başvurma, dilekçeyle yapılır ve dilekçeye, karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir.(2) İstinaf dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:A) Başvuran ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri.B) Varsa kanuni temsilci ve avukatlerinin adı, soyadı ve adresleri.C) Kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı.Ç) Kararın başvurana tebliğ edildiği tarih.D) Kararın özeti.E) Başvuru sebepleri ve gerekçesi.F) Talep sonucu.G) Başvuranın veya varsa kanuni temsilci yahut avukatinin imzası.(3) İstinaf dilekçesi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan hükmü yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması hâlinde diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde çerçevesinde gerekli inceleme yapılır."

İstinaf yasa yoluna başvuru aşamasında, istinaf yasa yoluna başvuru sebeplerinin istinaf dilekçesi içerisinde açık, net ve anlaşılır bir şekilde sunulması hayati önem taşır çünkü yargı mercii, kamu düzenini ilgilendiren istisnai haller haricinde bu gerekçeler doğrultusunda inceleme yapacaktır. Bu nedenle yasal aşama takibinde olduğu gibi istinaf sürecinde de alanında uzman bir temsil hizmeti alınması şiddetle tavsiye edilmektedir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 343. Maddesine Göre:"(1) İstinaf dilekçesi, hükmü veren yargı merciine veya başka bir yer mahkemesine verilebilir.

İstinaf dilekçesi hangi yargı merciine verilmişse, o mahkemece bölge adliye yargı makamı başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir.(2) Hükmü veren mahkemeden başka bir yargı merciine verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra hükmü veren yargı merciine örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu vaziyet derhâl mahkemesine bildirilir.(3) İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır.(4) Dosya, hükmü veren mahkemece, istinaf dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilir."

Görüldüğü üzere istinaf dilekçesinin hükmü veren yargı mercii haricinde başka bir yer mahkemesine verilmesi kanunen mümkündür. Ancak olası hak kayıplarının önüne geçilebilmesi ve sürecin mümkün olabilecek en hızlı şekilde sonuç doğurabilmesi için istinaf başvuru dilekçesinin, istinaf başvurusuna konu edilmekte olan hükmü veren yargı merciine sunulması tavsiye edilir.



İstinaf Başvuru Süresi Ne Kadardır?


Hukuk süreçlerinde istinaf yasa yoluna başvuru süresi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 345. Maddesinde düzenlenmiş olup gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta olarak belirlenmiştir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 345.

Maddesine Göre:"(1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel yasa hükümleri saklıdır."

Ancak tebligatın davanın tarafı olan vatandaşa değil de, davacı veya davalının avukatinin UETS adresine yapılması hâlinde bu iki haftalık süreye 5 günlük okunma süresi eklenmektedir. Bu süre içinde taraflar, mahkemenin vermiş olduğu hükmü istinaf incelemesi için bir üst yargı merciine taşıyabilirler.

Başvuru süresi, kararın taraflara gerekçeli olarak tebliğ edilmesiyle başlar. İlk derece mahkemesinin hükmü kısa olarak açıklandığında, gerekçeli kararın daha sonra yazılması beklenir ve tebliğ ile birlikte süre işlemeye başlar. Dolayısıyla yargı merciinde hükmün gerekçesiz olarak okunması ve taraflara tefhim edilmesi halinde henüz gerekçeli hüküm yazılıp taraflara tebliğ edilmemiş olacağından istinaf süresi de başlamamış olacaktır.


İstinaf başvurusu, hükmü veren ilk derece mahkemesine verilecek bir dilekçeyle yapılır. Bu dilekçede başvurunun gerekçeleri açıkça belirtilmeli ve hangi hususlarda hukuka aykırılık olduğu gösterilmelidir.

İstinaf başvurusunun yapılabilmesi için gerekli harçlar da ödenmelidir (HMK m. 344).


İstinaf başvuru süresinin kaçırılması hâlinde kural olarak istinafa başvuru hakkı kaybedilir. Ancak sürenin elde olmayan sebeplerle kaçırılması hâlinde HMK 95. Maddesi ve devamında düzenlenmiş olan eski hale getirme hükümlerinden yararlanılabileceği gibi usulsüz tebligat gibi hallerde de istinaf incelemesinin gerçekleştirilmesi mümkün olabilecektir. Bu tip durumların varlığı halinde mutlaka alanında uzman bir meslektaşımızla görüşülmesi ve meselenin profesyonel olarak ele alınması gerekecektir.



İstinaf Dilekçesine Cevap


İstinaf dilekçesine cevap verilmesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 347.

Maddesi gereğince mümkündür ve karşı tarafın hakkıdır. İstinaf başvurusu yapıldıktan sonra istinaf dilekçesi, hükmü veren yargı mercii vasıtasıyla karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı taraf, tebliğ tarihinden itibarenIki haftaIçinde cevap dilekçesi sunabilir.


Bu süre içinde verilen cevap dilekçesi, başvuruyu yapan tarafın iddialarına ve istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlara yönelik olarak verilecek yanıtları içerir. Cevap dilekçesi, karşı tarafın iddialarına karşı güçlü bir savunma oluşturulması açısından önemlidir. Cevap dilekçesi vermek mecburi değildir, ancak verildiğinde istinaf mercii vasıtasıyla dikkate alınır.

Cevap dilekçesinin verilmemesi hâlinde, istinaf başvurusundaki iddiaların kabul edilmiş olduğu sonucuna varılmaz. Yargı Mercii, dilekçeye cevap verilmemiş olsa bile başvuruyu kanunda belirlenen usul ve esaslar dahilinde inceleyerek somut olaya uygun düşecek şekilde hakkaniyetli bir hüküm vermek durumundadır.



İstinaf Mercii Nezdinde Yargılama Süreci


İstinaf yargı mercileri nezdinde yargılama süreci:

  1. Ön inceleme aşaması,

  2. Duruşmalı veya duruşmasız olarak işin esasına girilmesi ve

  3. Hüküm aşaması

Olmak üzere üç alt başlık halinde ele alınabilir.


A) Ön İnceleme Aşaması


Ön inceleme aşaması, yargılamanın hızlı ve etkin ilerlemesini sağlamak amacıyla düzenlenmiştir. Hukuk yargılamasında istinaf yasa yolunda ön inceleme aşaması, Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) başvuruyu kabul ettikten sonra yaptığı ilk değerlendirme aşamasıdır. Bu aşama, dosyanın esasa geçip geçmeyeceğini belirlemek amacıyla yapılır.

Ön inceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun (HMK) 352. Maddesi çerçevesinde düzenlenmiştir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 352. Maddesine Göre:"(1) Bölge adliye yargı makamı hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti hâlinde öncelikle gerekli hüküm verilir:A) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması,B) Kararın kesin olması,C) Başvurunun süresi içinde yapılmaması,Ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi,D) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi(2) Ön inceleme heyetçe veya görevlendirilecek bir üye vasıtasıyla yapılır ve ön inceleme sonunda hüküm heyetçe verilir.(3) Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır."

Ön inceleme aşamasında, BAM dosya üzerinde herhangi bir tarafı dinlemeksizin inceleme yapar. Ayrıca bu aşamada işin esasına girilmez.

Yargı Mercii, başvurunun süresinde olup olmadığını, başvurunun yapılabilmesi için gereken şartların yerine getirilip getirilmediğini ve başvurunun usulüne uygun bir şekilde gerekçelendirilip gerekçelendirilmediğini kontrol eder. Örneğin, başvurunun istinaf yoluna elverişli olup olmadığını ve başvuru dilekçesinde hukuka aykırılık iddialarının açıkça belirtilip belirtilmediğini inceler. Eğer başvuruda belirtilen sebepler, kanuni koşulları taşımıyorsa ya da başvuruda bir eksiklik varsa, BAM bu aşamada başvuruyu reddedebilir​ ve işin esasına girmez.


B) İnceleme ve İşin Esasına Girilmesi


İstinaf yasa yoluna başvurulması ve başvurunun ön inceleme şartlarını sağladığının anlaşılması hâlinde istinaf incelemesi gerçekleştirilir. Bu aşamada istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 353.

Maddesindeki koşulları sağlayıp sağlamadığına göre işin esasına girilip girilmemesine ve istinaf incelemesinin duruşmalı veya duruşmasız yapılmasına hüküm verilir. Eğer istinaf başvurusuna konu dosya, aşağıda alıntıladığımız HMK 353. Maddesindeki koşulları sağlıyorsa, duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden hüküm verilecektir. Aşağıda iki farklı durumu kendi alt başlıkları altında detaylı olarak açıklıyor olacağız.


B.1) İstinaf İncelemesinin Duruşmasız Yapılması


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun(HMK) 353.

Maddesine göre, ön inceleme aşamasında dosyada eksiklik bulunmadığının anlaşılması ve incelemeye geçilmesi sonrasında bazı hallerde, istinaf incelemesi duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden sonuçlandırılabilir. Bu tür durumlarda Bölge Adliye Yargı Makamı, bazı usuli eksiklikler veya hukuka aykırılıklar nedeniyle hüküm verebilir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 353. Maddesine Göre:"(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;A) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye yargı makamı,Esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın hükmü veren yargı merciine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili yargı merciine gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak hüküm verir:1) Davaya bakması yasak olan hâkimin hüküm vermiş olması.2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik hükmü vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması4) Diğer yasal aşama şartlarına aykırılık bulunması.5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına hüküm verilmiş olması.6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında hüküm verilmemiş olması.B)Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;1) İncelenen yargı mercii kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirdeBaşvurunun esastan reddine,2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, yasanın olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş iseDüzelterek yeniden esas hakkında,3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonraBaşvurunun esastan reddineVeyaYeniden esas hakkında duruşma yapılmadan hüküm verilir."

Görüldüğü üzere istinaf incelemesinin duruşma olmaksızın gerçekleştireceği haller, Hukuk Muhakemesi Kanunumuzun 353. Maddesinin 1.

Fıkrasının a. Ve b. Bentlerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.


HMK 353/1-a. Bendinde yer alan hallerin varlığı hâlinde, dosya üzerinden yapılan inceleme üzerine duruşma yapılmaksızın ve esasa ilişkin inceleme gerçekleştirilmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilgili yargı merciine gönderilmesine hüküm verilir.

Buna göre davaya bakması yasak olan bir hâkimin hüküm vermiş olması ya da haklı bir ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması hâlinde, yargı mercii duruşma yapmadan dosyayı geri gönderir. Aynı şekilde, mahkemenin yetkisiz veya görevli olmadığı bir konuda hüküm vermiş olması ya da diğer yasal aşama şartlarına aykırılık bulunması halinde de duruşma yapılmaksızın dosya geri gönderilebilir. Usule aykırı bir şekilde davaların birleştirilmesi veya ayrılması gibi hükümler da bu kapsamdadır. Bunun yanı sıra, yargı mercii, uyuşmazlığın çözümü için önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olduğu hallerde ya da talebin önemli bir kısmı hakkında hüküm verilmemiş olduğunun tespiti halinde, duruşma yapmadan yasal aşama dosyasını hükmü veren yargı merciine geri gönderebilir.

Bölge adliye mahkemesinin, ilk derece yargı makamı vasıtasıyla gerçekleştirilen bu tip hataları belirlemesi halinde esası incelemeye gerek kalmaksızın hüküm kaldırılır ve dosya yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine iade edilir.


HMK 353/1-b. Bendindeki hallerde ise, yine duruşma yapılmaz ancak HMK 353/1-a. Bendindeki hallerden farklı olarak işin esasına girilerek hüküm verilir. İncelenen yargı mercii kararının hem usul hem de esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılırsa başvurunun esastan reddine hüküm verilir.

Ayrıca, yargılamada eksiklik bulunmamakla birlikte yasanın uygulanmasında hata yapıldığı takdirde, yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadan ilk derece yargı makamı hükmü düzeltilerek hüküm verilebilir. Yargılamada tespit edilen eksikliklerin tamamlanması duruşma yapılmasını gerektirmiyorsa, işin esasına girilerek başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında hüküm verilebilir.


B.2) İstinaf İncelemesinin Duruşmalı Yapılması


Yukarıda alıntılamış olduğumuz Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 353. Maddesinde belirtilmiş olan haller haricinde istinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılır. Bu vaziyet, HMK 356.

Maddesinde açıkça düzenlenmiştir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 356. Maddesine Göre:"(1) 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında inceleme, duruşmalı olarak yapılır. Bu vaziyette duruşma günü taraflara tebliğ edilir.(2) Duruşma sonunda bölge adliye yargı makamı istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya ilk derece yargı makamı hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları verir."

İstinaf incelemesinin duruşmalı olarak gerçekleştirilmesi halinde duruşmaya gelinmemesi ve ilgili bölge adliye yargı makamı vasıtasıyla belirtilen giderlerin ödenmemesi hâlinde HMK 358. Madde hükmü uygulanır.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 358.

Maddesine Göre:"(1) Duruşmalı olarak incelenen işlerde taraflara çıkartılan davetiyelerde, duruşmada hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak hüküm verileceği hususu ile başvuran tarafa çıkartılacak davetiyede, ayrıca, yapılacak tahkikatla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince belirlenen gideri, iki haftadan az olmamak üzere verilecek kesin süre içinde avans olarak yatırması gerektiği açıkça belirtilir.(2) Başvuran, kabul edilebilir bir mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde, yeni bir duruşma günü tayin edilerek taraflara bildirilir.(3) Belirlenen giderin, verilen kesin süre içinde yatırılmış olması kaydıyla, taraflar mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadıkları takdirde tahkikat yokluklarında yapılarak hüküm verilir. Belirlenen gider, süresi içinde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre hüküm verilir. Şu kadar ki, öngörülen tahkikat yapılmaksızın hüküm verilmesine olanak bulunmayan hâllerde başvuru reddedilir."

Yasa hükmünde açıkça düzenlenmiş olduğu üzere mazeretsiz olarak duruşmaya gelinmemesi hâlinde tarafların yokluğunda tahkikat süreci tamamlanır ve hüküm verilir. Ancak belirtilen giderin iki haftadan az olmamak üzere verilecek kesin süre içerisinde yatırılmaması hâlinde, giderin yatırılmasını gerektiren ilgili işlem inceleme konusu edilmeksizin hüküm verilmesine olanak bulunmuyorsa başvuru tümden reddedilir.

Dolayısıyla olası hak kayıplarının önlenmesi adına istinaf yasa yoluna başvuru sonrasında da tebligat süreci eksiksiz bir şekilde ve dikkatle takip edilmeli ve yapılması gereken hususlar tek tek tespit edilip gereği yerine getirilmelidir.


C) Hüküm Aşaması ve Gerekçeli Hüküm İlkesi


İstinaf incelemesi sonucunda bölge adliye yargı makamı vasıtasıyla HMK 359 maddesine uygun olarak hüküm kurulur. İstinaf incelemesi sonucunda hüküm verildiğinden bahsedilebilmesi için gerekçeli kararın yazılıp ilgililere tebliğ edilmiş olması gerekir. Şayet istinaf incelemesi sonucunda verilecek olan hüküm temyiz yasa yoluna açıksa, temyize başvuru süreleri gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 359. Maddesine Göre:"(1) Hüküm aşağıdaki hususları içerir:A) Hükmü veren bölge adliye yargı makamı hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları.B) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve avukatlerinin adı, soyadı ve adresleri.C) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti.Ç) İlk derece yargı makamı kararının özeti.D) İleri sürülen istinaf sebepleri.E) TAraflar arasında itilaf konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve yasal sebep.F)Hüküm sonucu ile varsa yasa yolu ve süresi.G) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları.Ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.(3) Bölge adliye yargı makamı, başvurunun esastan reddi hükmünde, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.(4) Temyizi kabil olmayan hükümler, ilk derece yargı makamı vasıtasıyla; temyizi kabil olan hükümler ise bölge adliye yargı makamı vasıtasıyla resen tebliğe çıkarılır."

Burada özellikle belirtmemizde fayda olan bir husus da şudur ki, kararın gerekçeli olması demek, ilk derece yargı mercileri açısından geçerli olduğu gibi istinaf incelemesi açısından da yalnızca tebliğe çıkarılan kararda "gerekçeli hüküm" ibaresinin yer alması demek değildir.

Gerekçeli hüküm, usule ilişkin bir işlem değildir; hükmün esasının "gerekçeli hüküm" olma niteliğini haiz olmasıdır. Bu haliyle gerekçeli hüküm, kaynağını Anayasamızın 36. Maddesinden alan hak arama hürriyeti ile adil yargılanma hakkının da çok önemli bir unsurudur. Dolayısıyla hüküm gerekçesinde özellikle HMK 359/1.

Fıkrasının e. Bendinde yer alan hususlar mutlaka derinlemesine irdelenmeli ve açıkça belirtilmelidir.



İstinaf Sonucunda Hangi Kararlar Verilebilir?


Hukuk yargılamasında, istinaf incelemesi sonucunda Bölge Adliye Yargı Makamı (BAM) vasıtasıyla beş temel hüküm verilebilir:

  1. İlk derece yargı makamı kararının esası incelenmeden kaldırılması:Eğer usule ilişkin ciddi hatalar tespit edilirse (örneğin, yetkisiz bir yargı merciinde yargılama yapılması ya da hâkimin yasaklı olmasına rağmen davaya bakması gibi), BAM esasa girmeden hükmü iptal eder ve dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderir.

  2. İlk derece yargı makamı kararının kaldırılması ve davanın kısmen ya da tamamen kabulüne hüküm verilmesi:BAM, ilk derece mahkemesinin reddettiği bir davanın yanlış değerlendirilmiş olduğuna kanaat getirirse, davanın kısmen veya tamamen kabulüne hüküm verebilir.

  3. İlk derece yargı makamı kararının kaldırılması ve davanın esastan reddi:BAM, ilk derece mahkemesinin kısmen veya tamamen kabul ettiği bir davanın aslında reddedilmesi gerektiğine hüküm verirse, bu hükmü bozup davayı esastan reddedebilir.

  4. İlk derece yargı makamı kararının düzeltilerek onanması:Eğer kararın usul ve esasta büyük bir hatası yoksa ancak küçük düzeltmeler yapılması gerekiyorsa (örneğin, maddi bir hata ya da hesap hatası), BAM hükmü tamamen kaldırmadan bu eksiklikleri düzeltir.

  5. İstinaf başvurusunun reddi:Eğer BAM, ilk derece mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu veya istinaf başvurusunun usulüne uygun yapılmadığını belirlerse, başvuruyu reddeder ve ilk derece mahkemesinin hükmü geçerli olur.



İstinaftan Feragat Nedir, Nasıl Yapılır?


Hukuk süreçlerinde istinaftan feragat, tarafların istinaf yoluna başvurma haklarından vazgeçmesi anlamına gelir. Bu feragat işlemi, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesinden sonra gerçekleştirilebilir. Gerekçeli kararın tebliğ edilmesi öncesinde, henüz istinaf süresi başlamamış olacağından dolayı istinaftan feragat mümkün olmamaktadır.

Eğer feragat işlemi, istinaf başvurusu yapıldıktan sonra gerçekleşirse, dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmez ve ilk derece yargı makamı, başvurunun reddine hüküm verir. Ancak, dosya istinaf mahkemesine gönderildikten ve henüz hüküm verilmeden önce feragat edilirse, feragatin gereğini ilgili bölge adliye yargı makamı yerine getirecektir.


Feragat işlemi, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Bu, istinaf yoluna başvurma hakkından vazgeçen tarafın, kararın tüm sonuçlarını kabul ettiği anlamına gelir. Feragat beyanı tek taraflı bir işlem olup, karşı tarafın onayına ihtiyaç duyulmaz.

Dilekçe, yargı merciine sunulduğunda feragat işlemi hüküm doğurur ve yasal aşama dosyası kapatılır. İstinaf başvurusundan feragat, dilekçe ile yapılır ve bu dilekçe ilk derece mahkemesine veya dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderildiyse oraya sunulur​.


İstinaf başvurusundan feragat edildiğinde, yasal aşama dosyası kesinleşir ve karara karşı başka bir başvuru yolu kalmaz. Bu yüzden, feragat işlemi yapmadan önce bu durumun sebep ve sonuçlarının masaya yatırılması ve en iyi şekilde değerlendirmeye tabii tutulması önerilir.



İstinaf İncelemesine Konu Edilebilecek Hususlar Nelerdir?


İlk derece yargı makamı vasıtasıyla verilen hükümler, esas ve usul yönünden hukuka aykırılıklar, hakim hatası ve hükmün niteliği gibi birçok farklı sebebe dayalı olarak istinaf başvurusuna konu edilebilir.


Örneğin:

  • Verilen hükmün kanuna aykırı olması, mahkemenin hukuka aykırı bir hüküm vermesi,

  • Hukuka aykırı bir delil kullanılması,

  • Usul kurallarının ihlal edilmesi,

  • Kararın gerekçesiz veya yetersiz gerekçeli olması,

  • Maddi vakaların yanlış değerlendirilmesi,

  • Delillerin eksik veya hatalı incelenmesi,

  • Hatalı sonuç çıkarılması,

  • Tarafların dinlenme hakkının ihlal edilmesi,

  • Mahkemece taraflara usulüne uygun tebligat yapılmaması,

  • Duruşma sırasında taraflardan birinin savunma hakkının kısıtlanması,

  • Tarafsızlık ilkesinin ihlali, hakimin reddi sebeplerinin dikkate alınmamış olması

Gibi birçok farklı nedenle istinaf başvurusunda bulunulabilir.



İstinaf Harç ve Masraflarının Yatırılması


İstinaf başvurusu yapılırken istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinin yargı merciine verilmesinin yanında, istinaf yasa yoluna başvuru için lazım gelen harçlar ve giderler de ödenmelidir.


Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 344. Maddesine Göre:"(1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf yasa yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir.

Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, hükmü veren yargı mercii vasıtasıyla verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, yargı mercii başvurunun yapılmamış sayılmasına hüküm verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır."

Harç ve masrafların hiç ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde yargı mercii vasıtasıyla ilgiliye 1 haftalık kesin süre verilir ve bu süre sonunda da ödeme gerçekleştirilmemesi hâlinde başvurudan vazgeçmiş sayılır.



İstinaf Yargılaması Ne Kadar Sürer?


Hukuk süreçlerinde istinaf incelemesi, başvurunun yapılmasından itibaren ortalama 6 ay ile 1 yıl arasında sonuçlanmaktadır. Ancak bu süre, davanın niteliğine, dosyanın karmaşıklığına, mahkemenin iş yüküne ve istinaf aşamasındaki işlemlerin hızına göre değişiklik gösterebilir.


İstinaf süreci, yukarıda izah ettiğimiz üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne ulaşması sonrasında ön inceleme ile başlar.

Eğer dosya şekil ve usul yönünden uygun bulunursa, esasa ilişkin incelemeye geçilir. Bu aşamada duruşma yapılması gereken durumlarda yargılama süresi biraz daha uzayabilir. Ayrıca, yoğun iş yükü olan bölgelerde yetkili ve görevli Bölge Adliye Mahkemelerinde yargılamanın tamamlanması, bu mahkemelerin daha fazla iş yüklerinin bulunması sebebiyle daha fazla zaman alabilir​.


İstinaf süresinin ne kadar süreceği mahkemeden yargı merciine farklılık gösterdiği için kesin bir zaman belirtmek zor olsa da, genellikle istinaf yargılamasının ortalama olarak 1(bir) yıl kadar bir süre alabileceğini söyleyebiliriz.



İstinaf Kesinleşme Sınırı 2024


2024 yılında adli yargıda istinaf kesinleşme sınırı,28.250 TLOlarak belirlenmiştir. Bu sınır, Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun (HMK) 341/2.

Maddesi kapsamında, ilk derece mahkemelerinde verilen kararlara karşı istinaf başvurusunda bulunulabilmesi için belirlenmiş bir parasal eşiği ifade eder. Eğer bir kararın konusu bu miktarın altında ise, bu hükümler kesin kabul edilir ve istinaf yoluna başvurulamaz. Bu düzenleme, yargı sisteminin daha hızlı işlemesini sağlamak ve gereksiz başvuruların önüne geçmek amacıyla uygulanmaktadır.


Bu sınır, esasen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 341/2. Maddesi kapsamında 3.000 TL olarak düzenlenmiştir ancak mezkur yasanın düzenlenmesi akabinde geçen her yıl, Vergi Usul Kanunumuzun mükerrer 298.

Maddesi gereğince yeniden değerleme oranına göre artırılmaktadır. 2024 yılı için yeniden değerleme oranı %58,46 olarak belirlenmiş ve bu oran istinaf sınırının güncellenmesinde dikkate alınmıştır.



İstinaf Aşamasında Yeni Delillerin Sunulması


Kural olarak istinaf aşamasında, ilk derece mahkemesinde gerçekleştirilen yargılama esnasında sunulmamış olan delillerin ileri sürülmesi mümkün değildir. Bu vaziyet HMK 357. Maddesinde açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Ancak:

  • İlk derece mahkemesinde ileri sürülmüş olup da yargı mercii vasıtasıyla dikkate alınmayan deliller istinaf aşamasında da sunulabileceği gibi,

  • Kamu düzenini ilgilendiren hususlara ilişkin deliller(örneğin müşterek çocuğun velayetine ilişkin yasal aşama çocuğun üstün yararını ilgilendirmektedir ve dolayısıyla kamu düzenine ilişkindir) ile

  • Daha önce mücbir sebepler nedeniyle sunulması mümkün olmamış olan delillerin de istinaf aşamasında sunulması ve bölge adliye yargı mercileri vasıtasıyla dikkate alınması mümkündür.



İstinaf ve Temyizin Farkları Nelerdir?


İstinaf ve temyiz, birbirinden apayrı iki farklı yasa yoludur.

Her iki yasa yolunda da benzer özellikler bahsi geçen olabilmektedir. Örneğin her iki yasa yolunda da yasal denetim imkanı sağlanmaktadır. Ancak bu iki yasa yolunun işlevleri, kapsam ve süreçleri birbirinden farklılık göstermektedir. Bu temel farklılıkları sıralamamız gerekecek olursa:


  1. İstinaf incelemesinde hem maddi vakıa hem de hukuka uygunluk denetimi gerçekleştirilir.

    Dolayısıyla istinaf mercii bölge adliye yargı mercileri delillerin yeniden incelenmesi ve maddi gerçeklerin tekrar değerlendirilmesine yetkilidir. Oysa temyiz yasa yolunda yalnızca hukuka uygunluk denetimi gerçekleştirilir. Bu nedenle temyiz incelemesinde delillerin doğruluğu veya vakıa tespitleri yeniden değerlendirilmez. Ancak uygulamada kimi zaman, özellikle açık hukuka aykırılıklar bulunan kararların temyiz incelemelerinde, Yargıtay kararlarında da bu tip vakıa ve delil incelemelerinin yapıldığı görülmektedir.

  2. Her iki yasa yolu için başvuru sınırları da birbirinden çok farklıdır.

    Örneğin 2024 yılı için istinaf sınırı 28.250 olarak belirlenmişken, temyiz sınırı duruşmasız işler için 378.290 TL ve durulmalı temyiz incelemeleri için 567.520 TL'dir.

  3. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye yargı makamı ilk derece yargı makamı kararını onayabilir, hükmü kaldırabilir, dosyayı yeniden incelenmesi gereken hususları incelemek üzere ilk derece mahkemesine gönderebilir veya hükmü kaldırarak doğrudan kendisi dosyayı ele alıp esasa ilişkin yeni hüküm kurabilir. Oysa temyiz incelemesi gerçekleştiren Yargıtay, yalnızca hükmü onayabilir, düzelterek onayabilir veya hükmü bozup yeniden incelenmek üzere ilgili yargı merciine gönderebilir. İstinaf incelemesinde olduğu gibi dosyayı ele alıp esasa ilişkin olarak yeni hüküm kuramaz.

  4. İstinaf incelemesinde duruşma açılması oldukça yaygındır, hatta HMK 353. Maddesindeki haller haricinde incelemenin duruşmalı yapılması esastır denilebilir.

    Ancak temyiz incelemesi genellikle dosya üzerinden yapılır ve duruşma açılması istisnaidir. Bu durumun en büyük sebebi istinaftan farklı olarak vakıa incelemesi yapılmaması yalnızca hukuka uygunluk denetimi gerçekleştirilmesidir.



İstinaf İncelemesinde İstinaf Sebeplerine Bağlılık


İstinaf incelemesindeIstinaf sebepleriyle bağlılık (taleple bağlılık)Ilkesi, istinaf mahkemesinin incelemesini sadece tarafların ileri sürdüğü sebepler ve talepler çerçevesinde yapacağı anlamına gelir. Bu ilke, Türk hukuk sisteminde yer alan önemli bir usul kuralıdır ve mahkemelerin yetkilerini sınırlayarak tarafların adil bir şekilde yargılanmasını sağlamayı amaçlar.


İstinaf yargı makamı, ilk derece mahkemesinin kararını inceleyip değerlendirirken, sadece tarafların dilekçelerinde belirttiği sebeplerle sınırlı olarak hüküm verir. Taraflar, istinaf başvurusunda açıkça hangi sebeplerle kararın bozulmasını istediklerini belirtmek zorundadır.

Bu sebepler, hukuka aykırılık iddialarını, usul hatalarını ya da esas yönünden hataları içerebilir. İstinaf yargı makamı, sadece bu sebepler üzerinden bir inceleme yapar ve istinaf başvurusunda yer almayan hususlar hakkında resen (kendiliğinden) bir hüküm vermez.


Ancak her ne kadar kural olarak istinaf incelemesi istinaf sebepleri ile bağlı olarak yapılacak olsa da, bu ilkenin bazı istisnaları vardır. Özellikle, istinaf yargı makamı kamu düzenine aykırılık tespit ettiğinde, istinaf sebepleriyle bağlı kalmaksızın inceleme yapabilir. Kamu düzeni ile ilgili hususlar, örneğin ceza süreçlerinde ağır cezalara veya hukuk süreçlerinde tarafların temel haklarına ilişkin önemli ihlaller gibi konuları içerir.

Bu vaziyette, istinaf yargı makamı tarafların ileri sürmediği hataları da inceleyip düzeltebilir.


Taleple bağlılık ilkesi, yargılamanın daha etkili ve düzenli yürütülmesi için getirilmiş bir ilkedir. Bu ilke sayesinde istinaf yargı makamı, yalnızca tarafların ortaya koyduğu itiraz noktalarına odaklanır ve incelemeyi gereksiz yere genişletmez. Aynı zamanda, mahkemelerin tarafsızlığını ve tarafların talepleri dışında bir hüküm verilmesini engelleyerek adil yargılama ilkesini de güvence altına alır.



İstinaf Aşamasında Islah


Islah, tarafların davaya ilişkin olarak ileri sürdükleri talepler veya savunmalarındaki hata ve eksiklikleri gidermelerini sağlar. Davanın konusu, talepler veya yasal sebeplerin değiştirilmesi, yasal aşama dilekçesindeki maddi veya usuli hataların düzeltilmesi, iddia veya savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi, yanlış bir yasal sebebe dayalı yasal aşama açılması hâlinde yasal sebebin düzeltilmesi gibi nedenlerle ilk derece yargılamasında tahkikat süreci sona ermeden öncesinde ıslah dilekçesi sunulabilmektedir.


İstinaf aşamasında ıslah dilekçesi sunulması iddia veya savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi mümkün olmamaktadır.

Bu nedenle ıslah yoluna başvuru gerektiren bir durumun varlığı halinde, ilk derece yargılaması sürecinde ıslah dilekçesinin sunulması ve ıslahın istinaf aşamasına bırakılmaması elzemdir.



Yasal haklarınızın korunması ve davaların lehinize sonuçlanması için sürecin en başından itibaren profesyonel avukatlık ve danışmanlık almanız yasal menfaatlerinizi koruyacaktır.