Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.
3. Hukuk Dairesi 2023/2239 E., 2024/1823 K."İçtihat Metni"İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 19. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki hizmetin ayıplı olmasından kaynaklanan maddi ve manevi ödenek davasından dolayıyapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince maddi ödenek talebinin reddine, manevi tazminattalebinin kısmen kabulüne hüküm verilmiştir.Kararın taraf avukatleri vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf avukatlerininbaşvurularının esastan reddine hüküm verilmiştir. Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü davacı avukati vasıtasıyla duruşma istemli, davalı avukati vasıtasıyla duruşmaistemsiz temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan öninceleme sonucunda, 04.06.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiyeile bildirilmesine hüküm verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı avukati Avukat... Ile davalı avukati Avukat...'un sözlü açıklamalarıdinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimivasıtasıyla hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.
YASAL
AŞAMADavacı avukati; müvekkilinin davalı hastanede anestezi teknikeri olarak çalıştığı dönemde 13.06.2017tarihinde rahatsızlandığını, yakında bulunan bir hastaneye kaldırıldığını, 14.06.2017 tarihinde kendini dahaiyi hissettiği için çalıştığı kurum olan davalı hastaneye geçiş yaptığını, davalı hastanede sorumlu yöneticininacil servise giderek şeker hastalığı ile ilgili hekimin talep ettiği kan ve idrar tahlillerini yaptırmasınısöylediğini, bunun üzerine müvekkilinin acil servise giderek kan ve idrar verdiğini, davalı hastanenin tümhukuki düzenlemelere aykırı bir şekilde müvekkilinin onamını almadan kan ve idrar tahlillerinde narkotikduruma baktığını ve bundan elde ettiği verileri doğrulama testlerini beklemeden müvekkiline karşıkullandığını, narkotik testinin pozitif geldiği söylenerek hemen orada istifa ederek işten ayrılmasıgerektiğini söylediklerini, müvekkilinin tüm çalışma arkadaşlarının önünde aşağılanarak işyerindenuzaklaştırıldığını, müvekkiline onamı dışında müdahale gerçekleştirildiğini, Hasta Hakları Yönetmeliği'ninsadece hastanın onam verdiği konular ile ilgili girişim yapılabileceğini, bunun genişletilemeyeceğini, sadeceacil hallerde genişletilebileceğini öngördüğünü, davalı hastanenin bu eyleminin Medeni Kanun'un 24 üncümaddesi kapsamında kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu ve müvekkilinin özel yaşamının ihlaledildiğini, doğrulama testlerinin de bu verileri doğrulamadığını beyan ederek, fazlaya dair talep ve haklarısaklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın 16.06.2017 olay tarihindenitibaren işleycek faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAPDavalı avukati; davacının 14.09.2015 tarihinde hastanede anestezi teknisyeni olarak işe başladığını, sıksağlık sorunları olduğunu ve bu nedenle aldığı istirahat raporları nedeniyle işe devam edemediğini, davacının talebiyle endoskopi kliniğinde görevlendirildiğini, ancak çalıştığı sırada sık aralıklarla ani fenalıkhissetmesi ve bilincini kaybetmesi şikayetleriyle hastanenin acil servisinde tedavi gördüğünü, yapılantetkiklerde kan şekerinin düşük olduğunun (hipoglisemi) tespit edildiğini, endokrinoloji uzmanı Dr. Metin Alış vasıtasıyla takibe alındığını, yapılan tetkiklerde kan şekeri düşüklüğünü açıklayabilecek bir hastalığıtespit edilemediğinden sağlık sorununun tespiti amacıyla tamamen tıbbi zorunluluk nedeniyle şüpheli maddetetkiki gerçekleştirildiğini ve yapılan panel test sonuçlarında morfin (opioid) pozitif çıktığını, bu durumkendisinin sağlık durumu hakkında önem taşımakla beraber hasta güvenliğini riske atmasına nedenolduğundan iş durumunun iş sözleşmesi bakımından değerlendirilmesi gerektiğini ve spot test sonuçlarınınzaman zaman yalancı pozitif bulgu verebileceğini, bu nedenle doğrulama testi yapılmasının gerektiğini, sonuçlar çıkana kadar herhangi bir işlem yapılmayacağını davacıya bildirdiklerini, bu sürede istirahatetmesi tavsiye edilerek idari izin verildiğini, davacıdan alınan kan örneği üzerinden yapılan doğrulama testisonucunun negatif gelmesi üzerine bunun davacıya bildirildiğini ve izin sonrasında kendisininameliyathanedeki görevine geri döndüğünü, ancak davacının hastane çalışanı olması, ameliyathane gibikritik önemi haiz bir birimde görev yapıyor olması ve hasta güvenliği dikkate alınarak sürecin iş disiplininegöre, hukuka ve tıbbi gerekliliklere uygun olarak gizlilik içerisinde yönetildiğini, yasal aşama dilekçesinde ilerisürülen iddiaların tümüyle gerçek dışı olduğunu, olayın davacının çalışma arkadaşları ile ya da hastaneortamında paylaşılmadığını, konuyu davacının iş arkadaşlarına aktardığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLKDERECE MAHKEMESİ KARARI1.
İlk Derece Mahkemesinin 22.12.2017 günlü, 2017/579 Esas, 2017/1561 Hüküm sayılı kararıyla davayabakmakla İş Mahkemelerinin görevli olduğuna dair verilen görevsizlik hükmüne karşı davacı avukatinin istinafbaşvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Yargı Makamı 19. Hukuk Dairesinin 05.10.2018tarihli, 2018/2418 Esas, 2018/1696 Hüküm sayılı kararıyla davaya bakmakla Tüketici Mahkemelerinin görevliolduğu gerekçesiyle; davacı avukatinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Yargı Makamı kararınınkaldırılmasına, dosyanın, yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine kararverilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hastanede davacıya yazılıonam alınması mecburi iken rızası dışında narkotik test yapıldığı, Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 31 incimaddesinde onam konularının genişletilemeyeceğinin belirtilmesine rağmen davalı hastanenin rıza dışındagenişlettiği, yine Yönetmeliğin 31 inci maddesindeki acil vaziyet istisnasının somut uyuşmazlıktauygulanamayacağı, davacının maddi ödenek talebi söz konusu ise de maddi zarar kalemlerini ispatedemediği ve yine zararlarını açıkladığı 26.11.2019 günlü dilekçesinde sıra ile bildirmiş olduğu konaklama, yol masrafı, tedavi giderine ilişkin fatura belge bulunmadığı, sunulmadığı, anılan zarar kalemlerinin salttahlil nedeniyle olduğunun ispat edilemediği ancak davalı vasıtasıyla doğrulama testi yapılmaksızın birdenfazla kişinin çalıştığı ve davacının sosyal ortamı olan hastanede onam alınmadan ve doğrulanmayan testinaçıklanmak suretiyle davacının manevi ıztırabına neden olunduğu, manevi ödenek koşullarının oluştuğugerekçesiyle; tarafların sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, madditazminat talebinin reddine, manevi ödenek talebi yönünden 4.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıyaverilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine hüküm verilmiştir.
IV. İSTİNAFA.
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde taraf avukatleri istinaf başvurusundabulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri1. Davacı avukati; yasal aşama dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrar etmiş, manevi ödenek talebinin zaten makulve mantıklı olan minimum ölçüde tutulan miktar olan 250.000 TL olduğunu, burada amacın müvekkilinzenginleşmesi olmadığını, bu sebeplerle manevi ödenek talebinin aynen kabulünü talep ettiklerini, madditazminat yönünden ilgili dilekçede yapılan masraf kalemlerinin tarih sırasına göre teker teker yazıldığını, bumasraflar yapılırken daha çok can havliyle davranan müvekkilin bunların faturalarını toplamak veyasaklamak konusunda yeterince hassas davranmamış olmasının bunların ispat edilemediği sonucunudoğurmadığını, dosyanın tamamı incelendiğinde masraf kalemlerinin yeterince açıklayıcı ve tarih sırası ilekontrolünün mümkün olduğunu, bu haliyle ispat edildiğinin kabulü gerektiğini, tam kabul hükmü verilmesigerekirken kısmen kabul hükmü verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına hüküm verilmesini talep etmiştir.2.
Davalı avukati, davanın reddine hüküm verilmesi gerekirken kısmen kabul hükmü verilmesinin usul ve kanunaaykırı bulunduğunu ileri sürerek; İlk Derece Yargı Makamı kararının kaldırılmasına hüküm verilmesini talepetmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamındaki yazı, belge vebilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Yargı Makamı kararının gerekçesinde dayanılandelillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve yasal değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yönbulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenineherhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğugerekçesiyle davacı ve davalının istinaf yolu başvurularının esastan reddine hüküm verilmiştir.
V. TEMYİZA.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde taraf avukatlerince temyizisteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri1. Davacı avukati; istinaf başvuru dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrar ederek ayrıca istinaf sürecinde iken Türk Tabipler Birliği vasıtasıyla davalı hastanede çalışan ve bu olayın içerisinde yer alan hekimlere yönelikyapmış oldukları şikayet sonuçlanmış olup verilen kararın dosyaya sunulduğunu, hal böyleyken Bölge Adliye Yargı Makamı vasıtasıyla istinaf taleplerinin reddedilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğunubeyan ederek davanın reddini istemiştir.2.
Davalı avukati; istinaf başvuru dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talepetmiştir. C. Gerekçe1. Itilaf ve Yasal Nitelendirme Itilaf, davacının sağlık hizmeti aldığı ve aynı zamanda çalışanı olduğu davalı hastanenin, davacınınbilgisi dışında uyuşturucu testi yapması ve testin sonucları teyit edilmeden işten çıkarılması nedeniyleuğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.2.
İlgili Hukuk1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4 üncü ve 6 ncı maddeleri.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190 ıncı maddesi.3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesi.4. Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 günlü ve 2003/ve 23.06.2004 günlü 2004/sayılı kararları3. Değerlendirme1. Davacının maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazları ile davalının temyiz itirazlarınınincelenmesinde; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukinitelendirilmesine ve kararda belirtilen gerekçelere göre, davalının hukuka, Hasta Hakları Yönetmeliği'neaykırı şekilde davacının onamı olmaksızın verilen kan ve idrar örneğinden narkotik test bakılıp, henüzdoğrulama testi sonuçları gelmeden davacının iş yeri olan davalı hastanede sonucun pozitif çıktığıaçıklanmak suretiyle davacının manevi zararına neden olunduğu, ancak yukarıda yer verilen hukukkuralları gereği herkes iddiasını ispatla yükümlü olup davacının meydana gelen olay nedeniyle uğradığıiddia olunan maddi zararlarını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davalının tüm, davacının aşağıdaki bendinkapsamı dışından kalan sair temyiz itirazlarının reddine hüküm vermek gerekmiştir.2.
Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye duyduğu ağır manevi acıyı belli bir oranda gidermek, bozulan ruhidengeyi onarmak, olanak dahilinde bu dengenin yeniden elde eldilmesini sağlamak amacına yönelik olarakmanevi tazminata hükmedilir. Manevi tazminatın ve kapsamının taktiri hakime ait bir hak ve görevdir. Ancak hakim bu hak ve görevini yerine getirirken Medeni Kanun'un 4 üncü maddesi hükmünü de gözetmeksuretiyle hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalarak tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eyleminmağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyetderecesini gözetmek suretiyle makul bir tazminata hükmetmelidir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; hakimin, özel durumları gözönünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine hüküm vereceği para tutarı adalete uygunolmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminatabenzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkinbir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı, onun amacına görebelirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan vaziyette elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusununetkisine ulaşmak için lazım gelen kadar olmalıdır.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacakmanevi tazminatın tutarını etkileyecek özel vaziyet ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olayagöre değişebileceğinden hakim; bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de kararyerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranınalım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun28.05.2003 günlü ve 2003/ve 23.06.2004 günlü 2004/sayılı kararları). Olayın oluşşekli, vakanın niteliği, gelecek hayatına etkisi, olay tarihi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomikdurumları, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacıyararına takdir edilen manevi ödenek miktarının oldukça az olduğunun kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesince; davacı için daha yüksek oranda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılıdeğerlendirme ile düşük manevi tazminata hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, kararın buyönden bozulmasına hüküm verilmiştir.
VI. HÜKÜMAçıklanan sebeplerle;1.
Davacı avukatinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazları ile davalının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Temyiz olunan, İlk Derece Yargı Makamı hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Yargı Makamı Kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesinin birincifıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Yargı Makamı kararının aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,17.100,00 TL vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine, Aşağıda yazılı bakiyetemyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine, bozmakararının bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2024 tarihinde oybirliğiyle hüküm verildi. Hukuk Büromuz Bürosu, Avukatlık Bürosu, Mecidiyeköy Avukatlık Bürosu,, Hukuk Büromuz Bürosu, Avukatlık Bürosu, Mecidiyeköy Avukatlık Bürosu,,
Yasal haklarınızın korunması ve davaların lehinize sonuçlanması için sürecin en başından itibaren profesyonel avukatlık ve danışmanlık almanız yasal menfaatlerinizi koruyacaktır.