Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 20.05.2025 T. 2024/2023 E. 2025/2897 K.
MAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/349 E., 2024/736 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: …. Tüketici Yargı Makamı
SAYISI: 2022/527 E., 2023/275 K.
Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine hüküm verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı asıl … ile vekili Avukat …’un sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00’te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.
YASAL AŞAMA
Davacı vekili; davalının 28.04.2017 tarihinde ölümünden kaynaklı kendisine intikal eden mallarla ilgili olarak tasarrufta bulunmak ve miras payının belirlenmesi için vekalet vererek hukukî yardım aldığını ve davalı ile miras yolu ile intikal eden taşınmazlar hakkında elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmesi hususunda ücret sözleşmesi imzalandığını, avukatlık ücret sözleşmesinin 2. Maddesi uyarınca 7.500,00 TL ve ayrıca müddeabih (mirastan kaynaklı kendisine intikal ve tek başına tasarruf edebileceği taşınmaz miktarının) değerinin %12’sinin akdi vekalet ücreti olarak ödenmesi konusunda anlaştıklarını, müvekkili tarafından davalıya vekaleten 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal ve tescil yasal süreci açıldığını, bu dosyaya gelen tapu kayıtlarının incelenmesi sonucunda intikali yapılan mallarda tek başına tasarruf etmek isterse elbirliği mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüşmesi yasal süreci açılması gerektiğinin müvekkili tarafından davalıya bildirilmesi üzerine, davalının bu konudaki talimatı doğrultusunda 05.07.2017 tarihinde 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/869 E.
Numaralı dosyası ile yasal aşama açtığını, davanın özenle takip edildiğini, ancak müvekkilinin 16.01.2018 tarihinde düzenlenen azilname ile azledildiğini hüküm duruşmasında öğrendiğini, davalının azilnamede davaların kendisinden habersiz açıldığını, vekâletnamenin yönlendirme ile verildiğini, yasal aşama açılması için talepte bulunmadığını ileri sürdüğünü, ancak bu beyanın tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davanın yasal aşama tarihi 05.07.2017 olup, bir insanın kardeşlerine karşı hem de miras payına ilişkin tüm malvarlığına tedbir koyarak adına yasal aşama açılması ve bundan 6 ay sonra haberdar olduğunu söylemesinin dürüstlük ve hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını, müvekkilinin haksız azilden kaynaklı olarak 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen yasal aşama sebebiyle müşterek mülkiyete çevrilmesi talep edilen malvarlığı değerinin %12’si ile 7.500,00 TL’ye hak kazandığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 7.500,00 TL avukatlık ücret alacağının haksız azlin gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline hüküm verilmesini talep etmiş; 01.11.2022 günlü dilekçesi ile yasal aşama değerini 11.304.011,30 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; görevli mahkemenin asliye hukuk yargı makamı olduğunu, müvekkili tarafından açılması talep edilen herhangi bir yasal aşama ve bu davalara ilişkin olarak iki tarafın da serbest iradesine dayanan bir vekâlet ücret sözleşmesinin bulunmadığını, müvekkilinin noterde yapılan işlemlerin daha önceden kardeşine vermiş olduğu vekaletnâmenin iptali ile ilgili olduğunu sandığını, davacı avukatın aldığı vekâletname ile müvekkilinin bilgisi dışında 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/913 E.
Sırasına kayıtlı tapu iptali ve tescil yasal süreci açtığını, sonrasında ise yine habersiz olarak 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete çevrilmesi talepli yasal aşama açtığını, müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, davaya dayanak gösterilen Avukatlık Ücret Sözleşmesindeki parmak izinin müvekkiline ait olup olmadığını bilmediklerini ve itiraz ettiklerini, parmak izi müvekkiline ait olsa bile sözleşmenin şekil yönünden geçersiz olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafça her ne kadar taraflar arasında imzalanan avukatlık ücret sözleşmesi davalının okuma yazma bilmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 206. Maddesine göre geçersiz olduğu ileri sürülmüşse de, mühürlü, parmak izli ve işaretli belgelerin düzenleme şekli ve koşulları konusunda öngördüğü kuralın bir geçerlilik koşulu olmayıp, ispat şekline ilişkin olduğu, sözleşmede yer alan parmak izinin davalıya ait olduğunun alınan raporla tespit edildiği, bu vaziyette taraflar arasındaki sözleşmenin şekil açısından geçerli olduğu, davalının azilnamede belirttiği iddialarını kanıtlar delil sunmadığı, bu nedenle avukatın azlinin haksız olduğunun değerlendirildiği, ne var ki, avukatlık ücret sözleşmesinde ortaklığın giderilmesi sonucu davalıya kalacak taşınmazın değerinin %12’si de vekalet ücreti olarak ayrıca kararlaştırılmışsa da, taşınmazların halen elbirliği mülkiyet halinde olduğu, 3.
Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davanın feragat nedeniyle ret ile sonuçlandığı, davanın esası hakkında hüküm verilmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 7.500,00 TL’nin azilname tarihi olan 16.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine hüküm verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından dosyaya sunulan avukatlık ücret sözleşmesinde davalı adının altında parmak izinin bulunduğu, ancak HMK’nın 206/1. maddesi kapsamındaki şekilde düzenlenmediği, usulünce düzenlenmemiş ve inkâr edilen sözleşmeye dayanılamayacağı ve mahkemece de hükme esas alınamayacağı, her ne kadar Mahkemece parmak izinin incelemesi yaptırılmış ise de inkâr edilen senetteki parmak izinin borçluya ait olup olmadığı konusunda parmak izin incelemesi yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemenin parmak izi incelemesinin yasal sonuç doğurmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, davalının davacıya genel vekaletname vermesinin belirli bir konuda yasal aşama açması yönünde talimat verdiğini göstermeyeceği, usulünce düzenlenmemiş ve inkâr edilen avukatlık ücret sözleşmesinin de hükme esas alınmayacağı, dosyaya yansıyan delillerden davacının 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/869 E. Sayılı dosyasının davalının talimatı uyarınca açtığını ispatlayamadığı, vekilin, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlü olduğu, davalı tarafından yapılan azlinin yerinde olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın reddine hüküm verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile kısmen kabulüne hüküm verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Yargı Makamı hükmü kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine hüküm verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V.
TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; yasal aşama dilekçesinde yer alan beyanlarını tekrarla davalının yasal aşama açılması yönünde bir talimatı olmadığını söylemesinin doğru olmadığını, davalının müvekkilinin hiçbir kusur ve ihmali olmamasına rağmen sözleşmede kararlaştırılan ücreti ödememek için müvekkilini vekaletten azlettiğini, parmak izinin davalıya ait olup sözleşmenin geçerli olduğunu ve haksız azil nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan ücretin tamamına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Itilaf, haksız azil sebebi ile avukatlık sözleşmesinden kaynaklı vekâlet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
1. HMK’nın 206/1 maddesinde imza atamayanların durumu düzenlenmiş olup, hüküm; ”okuma ve yazma bilmediği için imza atamayanların mühür veya bir alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle yapacakları yasal işlemleri içeren belgelerin senet niteliğini taşıyabilmesi, noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulmasına bağlıdır.” şeklindedir.
Davalı okuma yazma bilmemekte olup, sözleşmede bulunan parmak izine de itiraz ettiğinden artık parmak izi incelemesi yapılması ya da yapılan incelemenin hükme esas alınması mümkün değildir.
Bu vaziyette davaya konu sözleşme senet niteliği taşımayacağından ve davacı tarafça da taraflar arasında başka bir sözleşme bulunduğu iddia ve ispat edilemediğinden davacının sözleşmenin geçerli olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine hüküm verilmiştir.
2.1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164/4. Maddesine göre; Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen yasal aşama ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen yasal aşama ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.
Her ne kadar davalı taraf talimatı olmaksızın yasal aşama açıldığı ve bu nedenle azlin haklı olduğunu ileri sürmüş ve Bölge Adliye Yargı Makamı de bu gerekçeyle azlin haklı olduğunu değerlendirmişse de; hem …. Noterliğinde düzenlenen 18.05.2017 günlü düzenleme şeklinde vekaletname, hem de ….
Noterliğinde düzenlenen 28.04.2017 günlü vekaletname ile davalının davacıyı vekil olarak tayin ettiği, söz konusu vekaletnamelerin genel vekaletname niteliğinde bulunduğu, bir uyuşmazlığın çözümü için davacı avukata başvurduğu açık olan davalı her ne kadar kardeşine daha önce verdiği vekaletnamenin iptali için notere başvurduklarını sandığını savunmuşsa da kardeşi …’ı bizzat …. Noterliğinden düzenlenen 02.05.2017 günlü azilname ile azlettiği, genel vekaletname doğrultusunda işlem yaptığı, 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülen davanın yasal aşama tarihi 05.07.2017 olup, azil tarihinin ise 16.01.2018 olduğu ve tüm bu açıklamalar doğrultusunda davacı avukatın azlinin haksız olduğu kabul edilerek ve yukarıda 2. Bentte yer alan gerekçelerle sözleşme hükme esas alınamayacağından yazılı sözleşme bulunmadığı kabul edilerek, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164/4 maddesine göre davacının vekalet ücreti alacağının tespiti ile sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekirken aksi gerekçeyle davanın tümden reddine hüküm verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.
İlk Derece Mahkemesinin hüküm tarihi olan 26.09.2023 tarihi itibariyle istinaf sınırı 17.830,00 TL olup, bu vaziyette davalının istinaf başvurusunun miktardan reddine hüküm verilmesi gerekirken kabulüne hüküm verilerek davanın tümden reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasını gerektirir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan sebeple;
1. Davacının sair temyiz itirazının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Yargı Makamı kararının yukarıda 2.
Ve 3. Bentte açıklanan nedenlerle HMK’nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz hüküm harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle hüküm verildi.