Bireysel veya kurumsal olarak karşılaşılabilecek yasal itilaflarda hakların tam olarak bilinmesi, adil bir çözümün anahtarıdır. Bu yazımızda ilgili mevzuat detaylarını mercek altına alıyoruz.

7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Elektronik tebligat” madde başlıklı 7/a maddesi uyarınca;

1. 10/12/2003 günlü ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlara,

2. 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idarelere,

3. Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıklarına,

4. Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmelerine,

5.

Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklara,

6. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarına,

7. Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerine,

8. Noterlere,

9.

Baro levhasına yazılı avukatlara,

10. Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişilere,

11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde kişilerin bağlı bulunduğu birimlere

Elektronik yol ile tebligat yapılması mecburidir. Bu sayılanlar dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir.

Bu vaziyette bu kişilere de elektronik yolla tebligat yapılması mecburidir.

Elektronik tebligatın ne zaman tebliğ edilmiş sayılacağı hususu 7/a maddesinin 4. Fıkrasında açıkça hükme bağlanmıştır. Sair düzenleme uyarınca; elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Yasa hükmünün açık lafzına rağmen, elektronik tebligatta tebliğ tarihi bir takım tartışmalara konu olmuştur. Yargıtay’ın bu konuda farklı kararları olduğunun altının çizilmesi gerekmektedir.

Yargıtay 9.

Hukuk Dairesi’nin 2019/3962 E., 2019/16152 K. Numaralı ve 18/09/2019 günlü hükmünde;

“...hüküm tarihinde yürürlükte olan 5521 sayılı İş Yargı Mercileri Kanunu’nun 8. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca temyiz süresinin gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 8 gün olduğu anlaşılmakla gerekçeli hüküm temyiz talebinde bulunan dahili davalılar avukatine e-tebligat ile06.03.2019 tarihinde tebligat alanına başarılı bir şekilde konulduğu, aynı tarihte tebligatın alıcısı vasıtasıyla açıldığı, ancak 8 günlük temyiz süresi geçtikten sonra 19.03.2019 tarihinde kararın dahili davalılar avukati vasıtasıyla temyiz edildiği, buna göre temyizin süresinde yapılmadığıanlaşıldığından dahili davalılar avukatinin temyiz isteminin süreden dolayı REDDİNE…”

Yönünde hükmetmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2020/1187 E., 2020/4264 K. Numaralı ve 09/12/2020 günlü hükmünde ise;

“Dosya kapsamından,... Bölge Adliye Yargı Makamı 4.

Hukuk Dairesi 05/11/2019 günlü ilamınındavalı avukatine elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, 25/11/2019 tarihinde muhatabın tebligat adresine ulaştığı, 25/11/2019 tarihinde tebligat alıcısı vasıtasıyla açılarak tebliğ edildiği, davalı avukati vasıtasıyla verilen temyiz dilekçesinin ise 10/12/2020 tarihinde dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.

İlam, temyiz eden davalı avukatine 25/11/2019 gününde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise 10/12/2019‘da verilmiştir. HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca temyiz süresi iki haftadır. Kararın tebliğ tarihi ile temyiz edildiği gün gözetildiğinde iki haftalık yasal süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalının temyiz dilekçesinin reddine hüküm vermek gerekmiştir.”

Yönünde hüküm kurulmuş ve elektronik tebligatın, alıcısı vasıtasıyla açıldığı anda tebliğ edildiği görüşü benimsenmiştir.

Belirtmek gerekir ki, sair görüş yasanın hem ruhuna hem de lafzına aykırı niteliktedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2020/547 E., 2020/924 K. Numaralı ve 24/11/2020 günlü hükmünde;

“Görüldüğü üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde muhatabın elektronik tebligatı tebellüğ etmiş sayılacağı tarihe ilişkin özel bir düzenleme yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre "Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır."Bunun sonucu olarak elektronik tebligatta tebellüğ tarihi elektronik tebligatın muhatabın elektronik posta hesabına ulaştığı veya okunduğu tarih olmayıp, tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu olmaktadır.

Böylelikle, muhatabın kayıtlı elektronik posta hesabını kontrol etmemek suretiyle tebliğin sonuçlarını geciktirmesi ihtimali bahsi geçen olmayacaktır.”

Yönünde hükmetmiştir. Güncel hükümler da bu yöndedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/3970 E., 2021/4797 K.

Ve 07.06.2021 günlü hükmünde da elektronik tebligatın tebliğ tarihi,

“…. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/a maddesinde yapılan düzenlemeye göreelektronik yolla tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağından, elektronik tebligatta tebellüğ tarihi elektronik tebligatın muhatabın elektronik posta hesabına ulaştığı veya okunduğu tarih olmayıp, tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonu…”

Olarak belirtilmiştir. Her ne kadar Yargıtay farklı yönde hükümler imza atsa yasanın sair lafzı nedeniyle “elektronik yolla yapılan tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı” görüşünü savunmaktayız. Ancak Anayasa Mahkemesi’ne yapılacak bireysel başvurular açısından, ayrıksı bir vaziyet olduğunun da altının çizilmesi gerekmektedir.

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru usulü" kenar başlıklı 47. Maddesinin 5.

Fıkrası;

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinÖğrenildiği tarihtenItibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilirler. Yargı Mercii, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veya reddeder.”

Hükmünü ihtiva etmektedir. Anayasa Yargı Makamı 2019/6266 başvuru numaralı bireysel başvuruda,

“…başvuru konusu olayda başvurucu avukatinin 15/1/2019 tarihinde gerekçeli nihai hüküm tebligatını açtığına dair delil kaydı oluşturulmuş ve bu kayıt e-tebligat mazbatası ile PTT sorgulama raporuna da işlenmiştir.

Yukarıda yer verilen Bakanlık düzenlemesi uyarınca bahsi geçen delil kaydı, tebligatın alıcısı vasıtasıyla okunduğu anlamına gelmektedir (bkz. § 15). İlgili Yönetmelik uyarınca elektronik mesajın tamamı iletilmeden delil kaydı oluşturulmadığı da dikkate alındığında (bkz. § 14) somut olayda başvurucunun e-tebligatın avukati vasıtasıyla açıldığı 15/1/2019 tarihinde bireysel başvuruya ilişkin gerekçeli nihai karardan haberdar olduğunun ve bu kapsamda bireysel başvuru süresinin 15/1/2019 tarihinden itibaren işlemeye başladığının kabul edilmesi gerekir. Nitekim ilgili usul kuralları uyarınca sürenin münhasıran tebliğden itibaren işlemeye başlayacağının kabul edildiği uygulamaların aksine bireysel başvuru yolunda başvuru süresi, ihlalin öğrenilmesi esasına bağlanmıştır (bkz. § 18). …”

Yönünde hüküm kurmuştur.

İlgili Anayasa Mahkemesine hükmüne aşağıda yer alan link üzerinden erişebilirsiniz.

Https://kararlarbilgibankasi. anayasa. gov. tr/BB/2019/6266? Basvuru No Yil=2019& Basvuru No Sayi=6266

Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir.

Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.