Soylu Aralık 17, 2024 Usul Hukuku
Eda Davası Nedir? Özellikleri ve Yargılama Süreci
Son Güncellenme Tarihi: Aralık 17, 2024
Eda Davası: Tanımı, Özellikleri ve Uygulama Esasları1. Eda Davasının Tanımı
1.1. Yasal Dayanağı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun105.
Maddesindedüzenlenen eda yasal süreci, davalının bir şeyi vermeye, yapmaya veya yapmamaya mahkum edilmesini amaçlayan yasal aşama türüdür. Yasa koyucu, bu madde ile hukuk uygulamasında sıkça başvurulan ve önemli bir yere sahip olan eda davalarının genel çerçevesini çizmiştir.
1.2. Temel Amacı ve Kapsamı
Eda yasal süreci, özünde bir edimin yerine getirilmesini hedefler. Bu edim, bir borç ilişkisinden doğan ödeme yükümlülüğü olabileceği gibi, bir işin yapılması veya yapılmaması şeklinde de ortaya çıkabilir.
Örneğin, kira bedelinin ödenmesi, taşınmazın teslimi veya rekabet etmeme yükümlülüğüne uyulması gibi talepler eda davasının konusunu oluşturabilir.
1.3. Diğer Yasal Aşama Türlerinden Farkları
Eda yasal süreci, tespit yasal süreci ve inşai davadan farklı özellikler gösterir. Tespit yasal süreci sadece bir yasal ilişkinin varlığının veya yokluğunun belirlenmesini amaçlarken, eda yasal süreci bu tespitle yetinmeyip somut bir edimin yerine getirilmesini hedefler. İnşai davadan farkı ise, yeni bir yasal vaziyet yaratmak yerine mevcut bir hakkın yerine getirilmesini sağlamasıdır.
Ayrıca eda yasal süreci sonucunda verilen hükümler, ilamlı icra yoluyla doğrudan icra edilebilir niteliktedir.
2. Eda Davası Türleri ve Temel Özellikleri
2.1. Verme Davası
2.1.1. Para Borçlarına İlişkin Davalar
Verme davalarının en sık rastlanan türünü para alacaklarına ilişkin yasal süreçler oluşturur.
Bu davaların temelinde, davalının belirli bir miktar parayı davacıya ödemesi talebi yatar. Bu kapsamda sözleşmeden doğan alacaklar (satış bedeli, kira bedeli, ücret alacağı vb.), haksız fiilden kaynaklanan ödenek talepleri, sebepsiz zenginleşmeden doğan iade talepleri ve çeşitli kanuni düzenlemelerden kaynaklanan para borçlarının tahsili yer alır. Para borçlarına ilişkin eda davalarında, talep edilen miktarın açıkça belirtilmesi ve talepte bulunulan miktarın dayanağının somut olarak ortaya konması gerekir.
2.1.2. Taşınır ve Taşınmaz Teslimine İlişkin Davalar
Bu tür yasal süreçler, belirli bir malın veya taşınmazın teslimine yönelik talepleri içerir.
Taşınır mallarda, satım sözleşmesi gereği malın teslimi, kiralanan eşyanın iadesi, rehin konusu malın teslimi gibi talepler söz konusu olabilir. Taşınmazlarda ise kiralanan taşınmazın tahliyesi, satılan taşınmazın teslimi veya ecrimisil nedeniyle taşınmazın iadesi gibi talepler görülür. Bu davalarda teslimi istenen mal veya taşınmazın açıkça tanımlanması, ayırt edici özelliklerinin belirtilmesi ve teslim şeklinin net olarak ortaya konması önem taşır.
2.1.3. Diğer Verme Yükümlülükleri
Para borçları ile taşınır ve taşınmaz teslimi dışında kalan verme sorumlulukları de eda davasına konu edilebilir.
Bu kapsamda belge veya evrak verme sorumlulukları (ortaklık belgesi, pay senedi, şirket defterleri vb.), menkul kıymet teslimi, hak ve alacak devirleri gibi edimler yer alır. Bu tür davalarda verme yükümlülüğünün kapsamı ve şekli açıkça belirtilmeli, gerektiğinde teslim yeri ve zamanı da yasal aşama dilekçesinde gösterilmelidir. Yargı Mercii kararının icra edilebilirliği açısından bu hususların net olarak belirlenmesi büyük önem taşır.
2.2. Yapma Davası
2.2.1.
İş Görme ve Faaliyet Talepleri
Yapma davalarının önemli bir kısmını belirli bir işin yapılması veya hizmetin yerine getirilmesi talepleri oluşturur. Bu kapsamda eser sözleşmesinden doğan talepler (bir binanın inşası, yazılım geliştirilmesi, sanat eseri yapımı vb.), vekalet sözleşmesinden kaynaklanan faaliyetler (avukatlık, danışmanlık, mimarlık faaliyetleri vb.) ve diğer iş görme borçları yer alır. Bu tür davalarda, yapılması istenen işin niteliği, kapsamı, tamamlanma süresi ve varsa özel koşulları açıkça belirtilmelidir.
2.2.2. Sözleşmesel Yükümlülükler
Sözleşmelerden doğan yapma borçları, tarafların üstlendikleri aktif edim yükümlülüklerini kapsar.
Örneğin bakım-onarım sözleşmelerinde belirlenen işlerin yapılması, eğitim hizmetlerinin verilmesi, teknik destek sağlanması gibi yükümlülükler bu kategoride değerlendirilir. Ayrıca resmi işlemlerin yapılması, idari başvuruların tamamlanması veya belirli bir yasal işlemin gerçekleştirilmesi gibi edimler de bu kapsamda yer alır.
2.3. Yapmama Davası
2.3.1. Kaçınma ve Rekabet Yasağı Yükümlülükleri
Yapmama davaları, davalının belirli bir davranıştan kaçınmasını sağlamaya yönelik açılır.
Bu davaların en tipik örneği rekabet yasağına ilişkin davalardır. İş sözleşmesinden veya ticari ilişkilerden kaynaklanan rekabet yasağı ihlallerinin önlenmesi, haksız rekabetin durdurulması, marka ve patent haklarına tecavüzün engellenmesi gibi talepler bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca komşuluk hukukundan doğan rahatsız edici davranışların önlenmesi de bu kategoride yer alır.
2.3.2. Diğer Yapmama Borçları
Yapmama borçları kapsamında değerlendirilen diğer yükümlülükler arasında sır saklama yükümlülüğü, belirli bir faaliyette bulunmama taahhüdü ve belirli kişilerle iş yapmama yükümlülüğü gibi edimler yer alır.
Bu tür davalarda yapmama yükümlülüğünün kapsamı, süresi ve sınırları net olarak ortaya konmalıdır. İhlalin nasıl gerçekleştiği somut olarak belirtilmeli ve yapmama borcunun ihlalinin hangi sonuçları doğuracağı açıkça gösterilmelidir. Yargı Mercii kararının etkin bir şekilde icra edilebilmesi için bu hususların yasal aşama dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanması önem taşır.
3. Eda Davasında Yasal Yarar Şartı
3.1.
Yasal Aşama Açmaktaki Yasal Yarar
Eda davasının açılabilmesi için davacının yasal yararının bulunması mecburidir. Yasal yarar, davacının hakkına kavuşmak için yargı mercii hükmüne ihtiyaç duyması hâlinde ortaya çıkar. Yargı Mercii hükmü olmadan hakkın elde edilemeyeceği veya hakkın tehlikede olduğu durumlarda yasal yararın varlığı kabul edilir. Örneğin, borçlunun borcunu ödememekte direnmesi veya bir sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde, alacaklının eda yasal süreci açmakta yasal yararı vardır.
3.2.
Yasal Yararın Varlığının Tespiti
Yasal yararın varlığı, her somut olayın özelliklerine göre yargı mercii tarafından değerlendirilir. Yargıtay içtihatlarına göre, eda davalarında yasal yarar kural olarak vardır kabul edilir. Yargı Mercii, yasal aşama koşulu olan yasal yararın varlığını yargılamanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözetmekle yükümlüdür. Yasal yararın bulunmadığının tespit edilmesi halinde yasal aşama, yasal aşama koşulu yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.
Ancak eda davalarında alternatif bir yasal yolun varlığı tek başına yasal yarar yokluğu anlamına gelmez. Davacının hakkını elde etmek için başka bir yola başvurma zorunluluğu olmadığı sürece, eda yasal süreci açmakta yasal yararının varlığı kabul edilir.
4. Eda Davasının Açılması ve Yargılama Süreci
4.1. Görevli ve Yetkili Yargı Mercii
Eda davalarında görevli yargı mercii, davanın konusuna ve değerine göre belirlenir.
Genel yetkili yargı mercii, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak davanın özelliğine göre özel yetki kuralları da uygulanabilir. Örneğin, taşınmazın aynına ilişkin eda davalarında taşınmazın bulunduğu yer yargı makamı yetkilidir. Ticari davalarda ticaret yargı mercileri, iş davalarında iş yargı mercileri, tüketici davalarında tüketici yargı mercileri görevlidir.
4.2.
Yasal Aşama Dilekçesinin Hazırlanması
Eda yasal süreci dilekçesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun119. Maddesindebelirtilen unsurları taşımalıdır. Dilekçede tarafların kimlik ve iletişim bilgileri, davanın konusu, maddi vakıalar, yasal sebepler ve deliller açıkça gösterilmelidir. Özellikle talep sonucunun açık ve belirli olması gerekir.
Para alacaklarında miktar, yapma veya yapmama borçlarında edimin içeriği net olarak belirtilmelidir. Ayrıca yasal aşama dilekçesinde davanın dayandığı yasal ilişki açıklanmalı ve bu ilişkiyi kanıtlayan deliller gösterilmelidir.
4.3. İspat Yükü ve Deliller
Eda davasında ispat yükü kural olarak davacıdadır. Davacı, hakkının varlığını ve davalının edimini yerine getirmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
Deliller arasında yazılı belgeler, tanık beyanları, bilirkişi raporları, keşif tutanakları ve diğer ispat araçları yer alabilir. Para borçlarında yazılı delil kuralı geçerlidir. Senetle ispat zorunluluğunun istisnalarının bulunduğu hallerde tanık dinlenebilir. Her türlü yasal işlemde olduğu gibi, eda davasında da delillerin toplanması ve değerlendirilmesi aşamasında hakimin takdir yetkisi bulunur.
Delillerin yasal aşama dilekçesiyle birlikte sunulması veya en azından delillerin neler olduğunun belirtilmesi gerekir. Sonradan delil gösterilmesi ancak kanunda belirtilen istisnai hallerde mümkündür.
5. Eda Davasının Sonuçları
5.1. Kabul Kararının Sonuçları
Yargı Mercii tarafından eda davasının kabulüne hüküm verilmesi halinde, davalı talep edilen edimi yerine getirmekle yükümlü olur.
Kabul hükmü, hem tespit hem de eda hükmü içerir. Yani hüküm, öncelikle hakkın varlığını tespit eder, ardından edimin yerine getirilmesini emreder. Para borçlarında davalı, hükmedilen meblağı faizi ile birlikte ödemek zorundadır. Yapma borçlarında belirli bir işin görülmesi, yapmama borçlarında ise belirli bir davranıştan kaçınılması gerekir.
Kabul hükmü, davacıya ilamlı icra yoluyla kararın yerine getirilmesini talep etme hakkı verir.
5.2. Ret Kararının Sonuçları
Eda davasının reddi halinde, davacının talep ettiği edime hak kazanamadığı tespit edilmiş olur. Ret hükmü, aynı zamanda bir tespit hükmü niteliğindedir ve kesin hüküm teşkil eder. Bu vaziyette, aynı taraflar arasında aynı konuda ve aynı sebebe dayanarak yeni bir yasal aşama açılamaz.
Ret hükmü üzerine davacı, yargılama giderlerini ve davalı vekil ile temsil edilmişse vekalet ücretini ödemekle yükümlü olur. Ancak ret hükmü, yeni vakıalara dayanarak veya başka bir yasal sebeple yasal aşama açılmasına engel değildir.
5.3. İcra Edilebilirlik
Eda yasal süreci sonucunda verilen kabul kararları, kesinleşmesi beklenmeksizin ilamlı icra takibine konu edilebilir. Para borçlarında İcra ve İflas Kanunu’nun para alacaklarına ilişkin hükümleri, yapma borçlarında ise yapma borçlarına ilişkin hükümleri uygulanır.
Yapmama borçlarının ihlali halinde ise, İcra ve İflas Kanunu’nun yapmama borçlarına ilişkin özel hükümleri devreye girer. İlamlı icra takibinde, borçlunun icra emrine itiraz etme imkanı sınırlıdır. Borçlu ancak, borcun itfa edildiğini veya ertelendiğini resmi veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edebilir. Bu özellik, eda yasal süreci sonucunda verilen kararların etkin bir şekilde yerine getirilmesini sağlar.
6.
Eda Davası ile İlgili Özellikli Durumlar
6.1. Tespit Davası ile İlişkisi
Eda yasal süreci, niteliği gereği hem tespit hem de eda hükmünü içinde barındırır. Bu nedenle, eda yasal süreci açılabilecek hallerde ayrıca tespit yasal süreci açılmasında yasal yarar bulunmamaktadır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir hakkın yerine getirilmesi eda yasal süreci ile istenebilecekken sadece tespiti istenemez.
Çünkü eda yasal süreci açan kişi, zaten hakkının varlığının tespitini de talep etmiş olmaktadır. Ancak istisnai durumlarda, örneğin gelecekte açılacak bir eda yasal süreci için yasal durumun şimdiden tespitinde yarar varsa, tespit yasal süreci açılabilir.
6.2. Kısmi Yasal Aşama ve Belirsiz Alacak Davası ile İlişkisi
Eda yasal süreci, kısmi yasal aşama veya belirsiz alacak yasal süreci şeklinde de açılabilir. Kısmi davada, talep konusunun bir kısmı yasal aşama edilir ve kalan kısım için yasal aşama açma hakkı saklı tutulur.
Belirsiz alacak davasında ise, yasal aşama açıldığı anda alacağın miktarını yahut değerini tam olarak belirleme imkanı bulunmayan hallerde, asgari bir miktar gösterilerek yasal aşama açılır. Her iki yasal aşama türü de özünde birer eda davasıdır. Yargıtay kararlarına göre, alacağın belirli veya belirsiz olması, başlangıçta var olan yasal yararı ortadan kaldırmaz ve davanın reddi sonucunu doğurmaz.
6.3. Zamanaşımı Süreleri
Eda davasında zamanaşımı süreleri, talep edilen hakkın niteliğine göre değişiklik gösterir.
Türk Borçlar Kanunu’na göre genel zamanaşımı süresi on yıldır. Ancak özel kanunlarda veya özel durumlarda farklı zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Örneğin, ticari davalarda beş yıllık, haksız fiilden doğan ödenek taleplerinde iki yıllık, kira alacaklarında beş yıllık zamanaşımı süreleri uygulanır. Zamanaşımı, yasal aşama açılması, icra takibi başlatılması veya borçlunun borcunu ikrar etmesi gibi sebeplerle kesilir.
Zamanaşımının tespiti kendiliğinden yapılmaz, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekir.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimleiletişimegeçebilirsiniz.
Eda Davası Nedir?