Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir? Ekibi1 Temmuz 2026Aile ve Boşanma Hukuku
Boşanma davalarındasıkça karşılaşılan sorunlardan biri,Düğünde takılan ziynet eşyalarının (düğün takıları)Hangi eşe ait olacağı ve bu eşyaların kime iade edileceğidir. “Düğün takıları” kavramı; düğün töreninde, gelin ve damada akraba, yakın dost ve davetliler tarafından takı merasiminde takılan altın, bilezik, kolye, küpe, takı seti, para ve döviz gibiParasal değeri olan her türlü hediyeyiIfade eder. Gelenekler gereği evlilik birliğine maddi destek amacıyla hediye edilen bu ziynet eşyaları, boşanma sürecindeYasal statüsü tartışmalıHale gelebilmektedir. Son dönemlerde basında ve sosyal medyada paylaşılan bazı Yargıtay kararları da, düğün takılarının boşanma halinde kime ait olacağı konusunda yoğun tartışmalara yol açmıştır.
İçindekiler- Düğün Takıları Nasıl Talep Edilir?
- Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir?
- Yargıtay’ın Önceki Görüşü
- Yargıtay’ın Güncel Görüşü (2024 İçtihat Değişikliği)
- Erkek Eş Düğün Takılarını Talep Edebilir Mi?
- Düğün Takıları Mal Paylaşımına Konu Edilebilir Mi?
- Satılan ya da Harcanan Düğün Takıları Geri İstenebilir Mi?
- Hangi Durumlarda Düğün Takıları İstenemez?
- Dini (Diyanet) Görüşü ve Mehir Kavramı
- Nişanda Takılan Takıların Durumu
- Sonuç
Türk Medeni Kanunu’nda düğün takılarının aidiyetine dair açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu boşluğu yargı içtihatları doldurmaktadır.Yargıtay’ın geleneksel yaklaşımına göreDüğünde takılan tüm takı ve paralar, kim tarafından ve kime takılırsa takılsın, kural olarak kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilirdi. Ancak toplumdaki gelenek ve göreneklerin zamanla değişmesi ve düğünlerde her iki eşe de ekonomik katkı sağlama amaçlı farklı tür hediyelerin takılması, bu yaklaşımın eleştirilmesine yol açmıştır. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi,2024 yılında içtihat değişikliğine giderekDüğün takılarının “Kime takıldıysa onun malı” olacağı yönünde yeni bir kural benimsemiştir.
Bu makalede, boşanma halinde düğün takılarının kime ait sayılacağı ve bu konuda ortaya çıkan uyuşmazlıkların nasıl çözümlendiği,Güncel Yargıtay kararları ışığındaDetaylı şekilde incelenecektir.
Düğün Takıları Nasıl Talep Edilir?
Düğün takılarını geri almak isteyen eş, bunuHukuken ayrı bir ziynet alacağı davasıIle talep etmelidir. Bu yasal aşama, boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi boşanma davası sonuçlandıktan sonra da açılabilir. Boşanma davasıylaEşzamanlıZiynet talebinde bulunulursa, ziynet alacağı talepleri ayrı bir yasal aşama olarak değerlendirilecek ve bu talepler için ayrıca harç yatırılması gerekecektir. Hakim, davaların birlikte görülmesinin yargılamayı geciktireceğini düşünürse, ziynet davasını boşanmadanTefrikEderek ayrı bir dosyada inceleyebilir.
Ziynet (düğün takıları) davasında,Mümkünse takıların aynen iadesi, mümkün değilse bedelinin ödenmesiTalep edilir.
Örneğin, altınlar bozdurulmuşsa ve aynen geri verme imkânı kalmamışsa, yasal aşama değeri olarak altınların güncel piyasa değeri istenebilir. Boşanma hükmü kesinleştikten sonra ziynet davası açılacaksa, kararın kesinleşmesinden itibaren10 yıl içindeYasal aşama açılması gerektiği unutulmamalıdır (zira ziynet alacağı taleplerinde 10 yıllık zamanaşımı uygulanır).
Not:Bu yazı, düğün takılarıyla ilgili genel yasal aşama süreçlerinden ziyade,Bu takıların hangi tarafa ait olduğunaOdaklanmaktadır. Ziynet eşyalarının yasal aşama yoluyla geri alınmasıyla ilgili daha teknik bilgiler için ayrıca uzman görüşlerine başvurulabilir.
Düğünde Takılan Takılar Kime Aittir?
Yasal mevzuatta düğün takılarının kime ait olacağı net bir şekilde düzenlenmediğinden, bu konudaYargı kararları ve örf-âdet kurallarıBelirleyici olmuştur. Aşağıda, Yargıtay’ın geçmişten günümüze bu husustaki yaklaşımı ve güncel içtihadı özetlenmektedir.
Yargıtay’ın Önceki Görüşü
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göreDüğünde takılan ziynet eşyaları ve paralar, kural olarakKadına bağışlanmışSayılır ve artık kadınınKişisel malıKabul edilirdi.
Bu yaklaşım uyarınca, düğün sırasında erkeğe takılan altın ve takılar dahi (aksine bir anlaşma veya örfî kural ispat edilmedikçe) kadına ait kabul edilmekteydi. Örneğin Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2018 günlü bir hükmünde, “evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları, kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır ve onun kişisel malı niteliğini kazanır; eğer bu takıların iade edilmemek üzere erkeğe verildiği ispatlanırsa, erkek bunları iade yükümlülüğünden kurtulur” şeklinde hüküm kurmuştur. Bu anlayışla,Kadına takılan her tür takı ve para kadının malı, erkeğe takılan takılardan yalnızca kadına özgü olanlar (örneğin bir altın gerdanlık gibi) yine kadının malı, diğer tür takılar ise erkeğe ait sayılabiliyordu.
Ancak uygulamada çoğu hüküm, takının kimden geldiğine veya kime takıldığına bakmaksızın tüm takıları kadına ait kabul etmekteydi.
Bu yaklaşımın altında yatan temel düşünce, geçmiş yıllardaKadının ekonomik olarak daha zayıfOlması ve boşanma sonrası yeni hayatını kurarken düğün takılarıyla kendini güvenceye alması gerektiği inancıydı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 13.04.2021 günlü bir hükmünde (E.2017/1038, K.2021/458), “düğün sırasında takılan tüm ziynet eşyası ve paralar, kim tarafından kime takılırsa takılsın, eğer aksine bir anlaşma veya örf-âdet yoksa kadına bağışlanmış sayılır ve kadının kişisel malı kabul edilir” diyerek bu genel kuralı teyit etmiştir. Bu kararda, düğünde erkeğe takılan takı ve paraların da aksi kanıtlanmadıkça kadına ait olduğu, zira bu takıların kadının geleceğinin teminatı olarak takıldığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak 2021 yılına gelindiğinde Yargıtay, önceki farklı kararları birleştirerekIçtihat birliğiSağlamış ve açık bir istisna ispatlanmadıkça düğün takılarının kadının malı sayılacağı prensibini yerleşik hale getirmiştir.
Yargıtay’ın Güncel Görüşü (2024 İçtihat Değişikliği)
Yargıtay 2.
Hukuk Dairesi, 04.04.2024 günlü ve E.2023/5704, K.2024/2402 sayılı hükmünde yukarıdaki yerleşik uygulamadanKöklü bir dönüşYapmıştır. Bu ilke hükmünde,Toplumun gelenek ve göreneklerindeki değişim, ekonomik ilişkilerin dinamik yapısı ve düğünlerde artık sadece kadına özgü takılar değil,Ortak yaşamı kurmaya maddi katkı sağlayan para, döviz gibi hediyelerinDe takıldığı vurgulanarak eski içtihadın güncellenmesi gerektiği belirtilmiştir. Yeni içtihada göre,Aksine bir anlaşma veya yerel örf-âdet kuralı ispatlanmadığı takdirdeDüğünde takılan ziynet eşyaları ve paralar şu esaslara göre paylaştırılmalıdır:
- Hangi cinse özgü ise o eşe verilir:Takı eşyası eğer belirli bir cinsiyete özgü ise, o cinsten olan eşe ait sayılır. Örneğin,Bilezik, kolye, set, küpe gibi kadınlara özgü takılarKural olarak kadına ait olacaktır.Erkek kol saati veya erkek yüzüğü gibi erkeklere özgü takılarIseKime takıldığına bakılmaksızınErkeğe ait kabul edilecektir.
- Diğer takılar kime takıldıysa ona ait olur:Cinsiyet bakımından özel bir niteliği olmayan (her iki eşe de takılabilecek nitelikteki altın, para, bilezik vb.) tüm takılar,Hangi eşe takıldıysa onun malıSayılır.
Yani gelinin üzerine takılan altın ve paralar gelinin; damadın üzerine takılanlar damadın kişisel malı olacaktır.
- Takı sandığına atılan hediyeler ortak sayılır:Takı töreninde taraflara takılmayıp birSandık veya torbaya toplu şekilde atılanAltın, para gibi hediyeler bakımından, eğer içlerinde belirli bir cinsiyete özgü nesneler yoksa bu tür takılarEşlerin ortak mülkiyetindeKabul edilir. (Şayet sandığa atılan hediye belirgin şekilde sadece kadının ya da erkeğin kullanabileceği türde bir eşya ise yine yukarıdaki kural gereği o cinse ait eşe verilmesi gerekir.)
Yargıtay hükmünde ayrıca, bir takının “Karşı cinse özgü” olup olmadığı hususunda taraflar arasında çekişme çıkarsaBilirkişi incelemesiIle bunun belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Uzman incelemesi sonucunda takının her iki cins tarafından da takılabileceği (unisex) anlaşılırsa, o takı kime takılmışsa ona ait sayılacaktır.
Bu yeni içtihat uyarınca özetle:Damadın takıları damada, gelinin takıları gelinin şahsına ait kabul edilecektir.Önceki genel kural (tüm takılar kadına ait) terk edilmiş, erkeğe takılan takılar konusunda da erkeğe aidiyet tanınmıştır. Kararda vurgulanan bir diğer önemli nokta,Eşler arasında bu konuda bir anlaşma bulunmasıVeyaBölgeye özgü farklı bir örf-âdet uygulanmasıHâlinde, yukarıdaki kuralların geçerlilik kazanmayacağıdır. Yani taraflar evlenmeden önce veya düğün sırasında takılar hakkında farklı bir paylaşım üzerinde anlaşmışlarsa ya da bulundukları yörede farklı bir gelenek uygulanıyorsa, bunlar ispatlandığı takdirdeAnlaşmaya veya örf-âdete göreHüküm verilecektir.
Önemli:Her ne kadar Yargıtay içtihatlarındaYöresel örf ve âdetlerIleEşler arası anlaşmalarTeorik istisna olarak belirtilse de, uygulamada bu istisnaların nasıl ispatlanacağı net değildir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021 günlü bir hükmünde, düğün takılarının yerel bir gelenek gereği erkeğe verildiği iddiasıyla köy muhtarının tanık gösterilmesi yeterli görülmemiş; tek tanık beyanının bu örfün varlığını ispatlamaya elverişli olmadığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yöresel adet veya anlaşma iddiaları mahkemeye sunulsa bile, somut ispatı oldukça güç olabilmektedir. Mevcut durumda,Istisnai bir örf-adet durumu ortaya konmadıkça, Yargıtay’ın güncel genel kuralı geçerli olacaktır.
Ayrıca belirtmek gerekir ki Yargıtay’ın yeni yaklaşımında bahsi geçen“cinsiyete özgü takı”Kavramının kapsamı da ileride netleşmeye muhtaçtır. Örneğin bazı takıların kadın mı erkek mi kullanımına özgü olduğunun belirlenmesi tartışma yaratabilir.
Bu gibi durumlarda mahkemelerin bilirkişi aracılığıyla hüküm vermesi gerekecektir. İleride Yargıtay’ın bu konuda vereceği yeni kararlar, uygulamada yol gösterici olacaktır.
Düğün takılarının kime ait sayılacağında, takının kim tarafından takıldığının değil, kime takıldığının esas alındığınıVurgulamak da önemlidir. Yani hediyeyi takan kişinin gelinin ailesinden veya damadın ailesinden olması sonuca etkili değildir. Eskiden de yeni içtihatta da, önemli olan o altın veya takının kimin üzerinde takıldığıdır.
Örneğin damadın ailesinin geline taktığı bilezik, genel kural olarak geline ait olur; gelinin ailesinin damada taktığı bir saat ise (erkek eşyası olduğundan) damada ait kabul edilir.
Erkek Eş Düğün Takılarını Talep Edebilir Mi?
Önceki uygulamada koca, düğün takılarını ancak istisnai durumlarda (örneğin yerel bir âdet gereği takıların erkeğe ait olduğunun ispatı veya eşler arası özel bir anlaşma) talep edebilmekteydi.Güncel Yargıtay içtihadı ile birlikte ise erkek eşin de düğün takıları için talepte bulunabilmesinin önü açılmıştır.Artık koca, düğünde kendisine takılan altın, para ve diğer hediyeleri, bunlarınKendi kişisel malı olduğunu ileri sürerekGeri isteyebilir. Yani kadın eş nasıl ziynet alacağı davası açabiliyorsa, yeni içtihat uyarınca erkek eş de aynı şekilde ziynet alacağı talebinde bulunma hakkına sahiptir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024 hükmü, özel bir sözleşme veya örf iddiasına gerek olmaksızın“erkeğe takılan her şey erkeğe aittir”Ilkesini getirmiş olduğundan, kocanın ziynet talebi artık istisnai değilGenel kuralın uygulanmasıKapsamındadır.
Düğün Takıları Mal Paylaşımına Konu Edilebilir Mi?
Türk hukukundaKişisel mallar, boşanmada mal paylaşımına tabi olmaz.Yasal mevzuata göre ziynet eşyaları (düğün takıları), aksi ispatlanmadıkça kadının kişisel malı sayıldığı için, kural olarak edinilmiş malların tasfiyesi (mal paylaşımı) hesabına dahil edilmez.
Bu nedenle düğün takıları, boşanma sırasında mal rejiminin tasfiyesi davasında paylaştırılmak yerine, ayrı bir ziynet alacağı davasıyla talep edilmelidir.
Örneğin, evlilik sürecinde düğün takıları bozdurulup birEv veya araba satın alınmışsa, bu durumda satın alınan malın değeri içinde kadının kişisel malı olan ziynetlerin katkısı bulunmaktadır. Böyle bir senaryoda, ev veya arabanın değerinden ziynetlerin katkı payı kadına iade edilir; kalan kısım ise eşler arasında yarı yarıya paylaştırılır. Bu uygulama, ziynetlerin kişisel mal niteliğini korumasından ileri gelir. Yani altınlar ortak bir mala dönüştürülmüş olsa bile, kadın o altınların karşılığı olan değeriÖncelikle ve münhasıran talep edebilir.
Uygulamada her ne kadar ziynetlerin mal rejimi davasından ayrı tutulması genel kural olsa da, Yargıtay’ın bazı kararlarında ziynet alacağı ile mal paylaşımınınAynı davada görülebileceğiYönünde örnekler mevcuttur.
Ancak güvenli yaklaşım, düğün takıları için ayrıca talepte bulunulmasıdır. Özetle: Düğünde takılan altınlar ve takılar, bir eşin kişisel malı kabul edildiği için mal rejiminin tasfiyesine doğrudan konu olmaz; bunlar için ayrı bir yasal talep yolu izlenir.
Satılan ya da Harcanan Düğün Takıları Geri İstenebilir Mi?
Evlilik birliği içerisinde düğün takıları sıklıkla bozdurulup evin ihtiyaçları veya borçlar için harcanabilmektedir.Peki bu durumda takılar daha sonra geri istenebilir mi?Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, kadın eş düğün takılarını yasal aşama yoluyla aynen (aynı şeklinde) veya bedel olarak geri isteyebilir. Koca, bu takıları harcamış olsa bile, kadının kendisine takılarıGeri verilmemek üzere bağışladığını kanıtlayamadığıSürece, iade yükümlülüğünden kurtulamaz.
Başka bir deyişle, ziynet eşyalarının evlilikte ortak giderler için kullanılmış olması, tek başına erkeği sorumluluktan kurtarmaz. Eğer kadın bu takıları “iade almamak üzere” eşine verdiğine dair birRıza göstermemişse, koca takıları satarak harcamış bile olsa, bunların değeri kadına ödenmek zorundadır.
Yargıtay içtihadına göre kocanın kurtulması için gerekli tek yol,Ispat yükünüYerine getirerek, kadının altınları kendi isteğiyle ve bir daha geri istememek üzere verdiğini ortaya koymaktır. Bu ispat ise uygulamada son derece zordur ve genellikle tanık beyanı gibi delillerle tek başına başarılamamaktadır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da bir hükmünde, koca tarafından bozdurulan ziynetlerin kadının onayıyla verildiğini ispat etme yükümlülüğünün kocada olduğunu açıkça vurgulamıştır. Sonuç olarak, erkek ziynetleri harcamış olsa dahi, kadın talep ettiğinde bunların bedelini ödemekle yükümlü olmaya devam eder (aksini ispat edemediği müddetçe).
Hangi Durumlarda Düğün Takıları İstenemez?
Boşanma halinde genel kural, düğün takılarının hak sahibi eş tarafından geri istenebilmesidir.
Ancak bazı özel durumlarda ziynet alacağı talebi dinlenmez.Başlıca durumlar şunlardır:
- Takıların Zaten Aynı Eşte Bulunması:Düğünde takılan ziynet eşyaları ve paralar hâlihazırda kime ait ise (örn. Kadın eşin elinde bulunan takılar için kadın tekrar yasal aşama açamaz) o eş, bunlar için karşı taraftan talepte bulunamaz. Kısaca, kişi kendi elindeki altınları karşı taraftan tekrar isteyemez.
- Takıların Üçüncü Kişilerce Çalınması:Düğünde takılan altın ve paraların, eşlerden bağımsız şekildeÜçüncü kişiler tarafından çalınmasıHalinde, eşlerin birbirinden ziynet talep etme imkânı genellikle yoktur. Bu durumda takılar ne kadında ne erkekte olduğundan, hukuken eşe yüklenebilecek bir iade sorumluluğu doğmayabilir. (Çalınma gibi durumlarda, ceza soruşturması veya hırsızlığa karşı sigorta kapsamı değerlendirilebilir.)
- Kadının Takıları Kendisi İçin Harcaması:Yargıtay uygulamasına göre kadının kişisel malı sayılan düğün takıları,Bizzat kadın tarafından bozdurulup kendi kişisel ihtiyaçları için harcanmışsa, artık bunları sonradan eşinden talep edemez.
Örneğin kadın altınları bozdurup kendine ziynet eşyası veya kişisel bir mal almışsa, bunların bedelini boşanma sonrası kocadan istemesi mümkün olmaz.
- Aykırı Örf ve Âdetin İspatı:Davalı konumundaki eş (genelde koca), bulundukları yöredeDüğün takılarının erkeğe ait olduğuna dair bir yerel âdetBulunduğunu öne sürer ve bunu güçlü delillerle ispat ederse, yargı mercii bu örf kuralını uygulayabilir. Böyle bir ispat gerçekleşirse, kadın eşin genel kurala dayanarak takıları isteme hakkı sınırlanabilir. (Ancak yukarıda da değinildiği gibi, böyle bir örfün varlığını ispat etmek oldukça zordur ve uygulamada pek rastlanmamaktadır.)
- Eşler Arası Özel Anlaşma:Taraflar düğün takılarının paylaşımına dair kendi aralarında yazılı veya sözlü özel bir anlaşma yapmış olabilir. Örneğin evlenmeden önce “düğünde takılan tüm altınlar ortak kullanılacak” şeklinde bir mutabakat varsa ve buAnlaşma ispatlanabilirse, yargı mercii takıların bu anlaşmaya göre paylaştırılmasına hüküm verebilir. Bu durumda kadın lehine genel kuralın uygulanması yerine, önceden yapılan anlaşma geçerli olur ve kadın eş genel kural kapsamında ziynet talebinde bulunamaz.
Yukarıdaki durumlar dışında, kural olarak hak sahibi eş (çoğunlukla kadın eş), düğün takılarına ilişkin alacak talebinde bulunabilir.
Dini (Diyanet) Görüşü ve Mehir Kavramı
Yasal değerlendirmelerin yanında, düğün takıları konusundaDini bakış açısıDa merak edilmektedir.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın fetvalarına göre,Düğünde takılan altın ve takılar kime takılmışsa onun malı olur.Yani İslam hukukuna göre de, bir kimseye hediye edilen ziynet eşyası artık ona aittir ve hediye geri alınamaz. Bu kapsamda, örneğin damadın veya ailesinin geline taktığı bilezikler ve altınlar artık gelinin malıdır; bunlar evlilik sonrasıMehirNiteliğinde kabul edilir ve geri istenemez. Keza düğün davetlilerinin getirdiği hediyeler de, onlarıHangi eşe takmışlarsa o eşe ait sayılır.Bu, dinen hediyenin karşı tarafa mülkiyetinin geçtiği ve geri dönüşünün olamayacağı prensibine dayanmaktadır.
BuradaMehir kavramınıDa ayrıca açıklamak gerekir. Mehir, İslam hukukunda evlilik sırasında erkeğin kadına vermesi gereken mecburi bir maddi güvencedir ve nikâh akdinin şartlarından biridir.
Düğünde takılan takılar ise genellikle davetlilerin hediyesi olup,Mehirden farklı bir olgudur. Diyanet’in açıklamalarına göre düğün takıları, önceden kararlaştırılan mehir yerine geçmez. Mehir, evlenmeden önce veya nikâh esnasında belirlenir ve kadının talep edebileceği bir haktır. Düğünde takılan altınlar ise mehir dışında, misafirlerin veya ailelerin hediyesi niteliğindedir.
Dolayısıyla düğünde takılan ziynet eşyaları, mehir yerine sayılamaz ve bu iki kavram birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
Nişanda Takılan Takıların Durumu
Evlilik öncesi yapılanNişan törenlerindeDe karşılıklı takı ve hediye merasimleri olmaktadır. Nişan sırasında erkeğe ve kadına takılan takıların akıbeti de merak edilen konulardandır. Hukuken, nişanda taraflara takılan ziynet eşyaları da büyük ölçüde düğün takılarıyla benzer şekilde ele alınır.
Nişan merasimindeErkeğe takılan takılar, eğer kadına özgü bir nitelikte değilse (örneğin genel adet olarak erkeğe takılan çeyrek altın, saat, zincir gibi hediyeler), kural olarakErkeğe ait kabul edilir. Benzer şekildeKadına takılan nişan takılarıDa kadının kişisel malı sayılır.
Nişan aşamasında takıları takan kişiler genellikle aile büyükleri olmakla birlikte, hediyenin kime takıldığı esas alınır. Yani nişanda damat adayına takılan saat veya altın, erkeğin; gelin adayına takılan takı seti, kadının malıdır.
Çift nişanlıyken ayrılırsa, bu takıların iadesi konusu Türk Medeni Kanunu m.122’ye göre değerlendirilir ve genelde nişan bozulduğunda karşılıklı takılar iade edilir (özellikle aynen duruyorsa). Ancak burada asıl konumuz evlilikle sonuçlanmış nişanlar olduğundan,Nişanlılık evresi geçip evlilik gerçekleşmişse, nişanda takılan eşyalar artık tıpkı düğün takıları gibi değerlendirilir. Dolayısıyla boşanma davası esnasında, geçmişte nişanda takılmış olan ziynet eşyaları da gündeme getirilebilir.
Uygulamada, nişan takıları genellikle düğünde takılanlarla beraber bozdurulduğu veya kullanıldığı için ayrı bir kalem olarak ortaya çıkmayabilir. Fakat eğer erkek veya kadın, nişanda kendisine takılıp da diğer eşte kalan bir takı olduğunu iddia ediyorsa, bunu da ziynet alacağı talebine dahil edebilir.Boşanma davasında nişan takılarının iadesi istenebilirVe bu talepler, düğün takılarının iadesi talepleriyle aynı yasal esaslara tabidir.
Sonuç
Özetle, Türk yargısının düğün takılarının aidiyeti konusundaki yaklaşımı2024 itibarıyla önemli bir değişim geçirmiştir.Geçmişte Yargıtay tarafından benimsenen “düğünde takılan tüm takılar kural olarak kadının kişisel malıdır” yönündeki yerleşik içtihat terk edilmiş; yeni içtihatla birlikte damada takılan takıların damada, geline takılanların gelineta ait olacağı, ayrıca düğünde ortak sandığa atılan takılarda erkeğin de payı bulunabileceği kabul edilmiştir. Bu değişiklik, toplum gerçeklerindeki dönüşümün yargı kararlarına yansıması olarak değerlendirilebilir veBoşanma halinde daha adil bir paylaşımSağlamayı amaçlamaktadır.
Yine de uygulamada bazı belirsizlikler devam etmektedir. Özellikle taraflar arasındakiÖrtülü anlaşmaların ispatıVeyaYöresel adetlerin geçerliliğiKonularında Yargıtay’ın gelecekte vereceği kararlar yol gösterici olacaktır.
Ayrıca “kadına özgü” veya “erkeğe özgü” takı ayrımının sınırları da zamanla netleşecektir. Tarafların, düğün takılarının paylaşımına ilişkin özel bir istekleri veya anlaşmaları varsa, bunu mümkünse yazılı hale getirmeleri ve anlaşmazlık riskini en aza indirmeleri tavsiye edilir.
Güncel içtihatlar ışığında artık eşler, kendilerine takılan ziynet eşyaları üzerinde hak sahibidir. Boşanma süreçlerinde oluşabilecek takı uyuşmazlıklarında,Yargıtay’ın 2024 ilke hükmüRehber alınarak çözüme gidilecektir. Bu alandaki yasal gelişmelerin takibi, hem evlenecek çiftler hem de uygulayıcılar için önemli olup, yeni içtihat değişikliklerinin ortaya koyduğu hak ve yükümlülükler dikkatlice değerlendirilmelidir.
Her somut olayın koşullarına göre yargı mercii hükmü değişebileceğinden, bu konularda uzman birboşanma avukatındandanışmanlık almak en sağlıklı yol olacaktır.