Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Talep Edebilecekler
18 Mayıs 2020 20:34
Trafik kazaları neticesinde; maddi hasar, bedensel yaralanma ve ölüm gibi farklı sonuçlar meydana gelmektedir ve zararların giderilmesi için 2819 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin atfı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri uygulanmaktadır. Bu kapsamda trafik kazası neticesinde, ölümün gerçekleşmesi halinde manevi tazminatın yanı sıra cenaze giderleri, ölümün hemen gerçekleşmemesi hâlinde tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan iş göremezlik ve destekten yoksun kalma ödeneği talep edilebilecektir. İşbu makalemiz ile sadece destekten yoksun kalma ödenek davalarında davacı tarafın kimler olabileceğine değinilecektir.
Destekten yoksun kalma tazminatının amacı, ölen kişinin yardımlarından kaza tarihinde ve/veya gelecekte mahrum kalacak kişinin zararının giderilmesidir. Bu kapsamda talepte bulunacak kişinin, ölenin mirasçısı olması koşulu bulunmamaktadır.
Nitekim bu husus 6098 sayılı TBK md.53’te de“ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler”Olarak açıkça belirtilmiş olup “mirasçı” kavramı kullanılmamıştır. Kaldı ki; destekten yoksun kalan kişinin mirası reddetmesi halinde de destekten yoksun kalma ödeneği talep etme hakkı bulunmaktadır.(Y.4. HD., 2018/2928 E., 2019/2868 K., 15.05.2019)
Destekten yoksun kalma ödeneği talep edecek kişinin, ölen kişiden maddi olarak yardım alıyor olması gerekmemektedir. NitekimYargıtay 4.
Hukuk Dairesi’nin 2007/5604 E., 2008/4057 K. Sayılı ve 27.03.2008 günlü hükmünde“Destekten yoksun kalma tazminatının amacı, desteğini kaybeden kimsenin ölümle sonuçlanan olaydan önceki sosyal ve ekonomik hayat seviyesini devamını sağlayacak bir paranın ödettirilmesidir. Destek sayılabilmek için yardımın yalnızca parasal nitelikte bulunması mecburi değildir. Eylemli ve düzenli olarak yapılan faaliyet edimleri de bir kimsenin destek sayılabilmesi için yeterlidir.”Ifadesine yer verilmiştir.
Dolayısıyla yapılan yardım sadece para ile ölçülebilen bir değer olarak sınırlandırılmayacaktır.
Ayrıca desteğin, trafik kazası tarihinde fiilen destekte bulunuyor olması da gerekmemektedir. Keza fiilen desteklik veya farazi desteklik söz konusu olmaktadır. (Cebe, Destekten Yoksunluk ve İş Göremezlik Tazminatı ile Aktüeryal Hesap Esasları, 2019)
Fiilen desteklik hâlinde; kazada ölen kişi trafik kazasının meydana geldiği tarihte fiilen çocuğuna, anne-babasına veya koşulları var ise kardeşine veya diğer ilgililere destek olmaya başlamıştır.
Farazi desteklik hâlinde ise kazada ölen kişinin henüz desteği bulunmamaktadır. Ancak farazi desteklikte ölen kişinin gelecekte desteğinin olacağı karine olarak kabul edilmektedir. Bu hususYargıtay 17.
Hukuk Dairesi’nin 016/15154 E., 2019/5802 K. Sayılı ve 09.05.05.2019 günlü hükmünde“Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Eylemli ve düzenli olarak bir kimsenin geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde ona yardım eden veya olayların olağan akışına göre eğer ölüm gerçek1eşmeseydi az veya çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir.
İlk vaziyette eylemli destek, ikinci vaziyette ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur.”Şeklinde belirtilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/13239 E., 2019/5626 K. Sayılı ve 07.05.2019 günlü hükmünde; kızının ölümünden sonra destekten yoksun kalma ödeneği talebinde bulunan annenin, fiili bir destek ilişkisi olduğunu ve desteğe ihtiyacı olduğunu ispatlayamaması nedeni ile ödenek talebinin reddine hüküm verilmesinin hukuka aykırı olduğu; kaza tarihi itibariyle fiilen destek olmasa bile ileride destek olunması muhtemel olduğundan davacı annenin ödenek talebinin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Uygulamada ağırlıklı olarak destekten yoksun kalma ödeneği, ölen kişinin annesi-babası, çocukları ve/veya eşleri tarafından talep edilmektedir. Kardeşler bakımından ise; ölen kardeşin sağ kalan kardeşe nafaka yardımı yapabilecek olması gerekmektedir.
Öte yandan ölen kişi ile kişisel yakınlığı bulunan bazı kişiler de gerçek anlamda desteğin bulunması halinde maddi ödenek talep edebilecektir.
Anne-babanınDestekten yoksun kalma ödeneği talep edebilmesi için ölen çocukları ile beraber yaşama koşulu aranmamaktadır. Ancak ölen çocuğun evli olması halinde anne-baba da destekten yoksun kalma ödeneği talebinde bulunuyor ise; hükmedilen ödenek bedeli eş, anne ve baba arasında bölüştürülecektir. Ayrıca, çocuğun öz veya evlatlık olması hâlinde ödenek talep etme hakkı bakımından herhangi bir ayrım bulunmamaktadır.
Çocuğun,Anne-babasının ölümünden kaynaklı destekten yoksun kalma ödeneği talep etme hakkı bulunmaktadır. Ancak ödenek talebi; erkek çocuklarında 18 yaş, lise öğrenimi görüyor ise 20 yaşına kadar, kız çocuklarında 22 yaş, kız-erkek ayrımı yapmaksızın yükseköğrenim görüyorlarsa 25 yaşına kadar yapılacak hesaplama ile değerlendirilecektir. (Çelik, Trafik Kazalarında Ödenek ve Sigorta Hukuk ve Ceza Sorumluluğu, 2017)
Eş bakımındanIse; ölen eşin çalışıp çalışmaması önem arz etmemektedir.
Nitekim çalışmayan eşin maddi herhangi bir desteği olmamasına karşın ölümü halinde, sağ kalan eş çalışıyor olsa bile mahkemece sağ kalan eş lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilecektir. Kaldı ki; ölen eş çalışmıyor olsa da ev işlerini yapması, yemek hazırlaması, ütü yapması, çamaşır yıkaması gibi faaliyetler ile sağ kalan eşe destekte bulunmaktadır. Dolayısıyla çalışmayan eşin ölümü halinde, sağ kalan eş destekten yoksun kalma ödeneği talep edebilecektir. Diğer yandan çalışan eşin ise maddi bir desteği bulunması sebebi ile geliri dikkate alınarak diğer eş lehine destekten yoksun kalma ödeneği hükmedilebilecektir.
Ölen kişinin eşe desteği eşin yeniden evlenmesi ile sona erecektir ve bu kapsamda yeniden evlenen eşin evlendiği gün destekten yoksun kalma sebebi ortadan kalkacaktır.(Y.4.
HD., 2007/11168 E., 2008/8629 K., 24.06.2008)
Diğer yandan, eşlerin destekten yoksun kalma ödeneği talebinde bulunabilmesi için tarafların nüfus kayıt örnekleri celp edilerek evlilik durumları mahkemece dikkate alınacaktır. Nitekim eşlerin desteği karine olarak kabul edilmektedir. AncakNikahsız eş veya nişanlılık durumuOlması halinde; yine sağ olan taraf, destekten yoksun kalma ödeneği talep edebilecektir. Nikahsız olmalarına karşın birlikteliklerinin ve desteğin varlığının ispatlanması hâlinde sağ kalan taraf destekten yoksun kalma ödeneği talebinde bulunabilecektir.(Y.17.
HD., 2015/7447 E., 2018/732 K., 08.02.2018)
Nişanlı olanlarda ise; sağ kalan nişanlının evlilik hazırlığı içerisinde olduğunun ve fiili veya farazi desteğin varlığının ispatı ile yine destekten yoksun kalma ödeneği talebinde bulabilecektir.
Boşanmış eşlerinBeraber yaşaması ve desteğin devam etmesi halinde; sağ kalan taraf yine destekten yoksun kalma ödeneği talep edebilecektir. (Y.17. HD., 2014/1373 E., 2015/7877 K., 28.05.2015) Ancak bu vaziyet bir karine olmayıp ispat külfeti davacı taraf üzerindedir.
Öte yandan, nafaka yükümlüsünün vefatı halinde destekten yoksun kalma ödeneği talep edilip edilemeyeceği hususu tartışmalıdır. Keza uygulamada desteğin sosyal bir yardım olduğu, nafaka yükümlülüğünün ise kanundan kaynaklı bir sorumluluk olduğu belirtilerek nafaka alacaklısının destekten yoksun kalma ödeneği talep edemeyeceği görüşü vardır. (Cebe, Destekten Yoksunluk ve İş Göremezlik Tazminatı ile Aktüeryal Hesap Esasları, 2019) Ancak bu husus nafakanın hükmedilme amacına aykırı düşmektedir. Nitekim iştirak nafakası alacaklısı, her ne kadar anne gözükse de esasen çocuğun ihtiyaçları için kullanılmaktadır ve çocuğun desteğe muhtaç olduğu aşikardır.
Diğer yandan yoksulluk nafakasının hükmedilmesi için de nafaka talebinde bulunan eski eşin, boşanma sonrası yoksulluğa düşme tehlikesi değerlendirilmektedir. Dolayısıyla eski eş, hükmedilen yoksulluk nafakası ile destek almaktadır ve eşin ölümü ile bu desteği kaybedeceğinden; nafaka alacaklısı eski eşin de destekten yoksun kalma ödeneği talep edileceği kanaatinde olduğumuzu belirtmek isteriz.
Kardeşler arasında destekten yoksun kalma ödeneğiÇok sınırlı şekilde karşımıza çıkmaktadır. Nitekim kardeşler arasında bakım yükümlülüğü olmaması nedeni ile bu vaziyet karine olarak kabul edilmemiş olup, desteğin varlığının ispatlanamaması hâlinde sağ kalan kardeş tarafından ödenek talep edilemeyecektir.(Y.4. HD., 2010/13722 E., 2012/1789 K., 09.02.2012)Ancak bir kardeşin diğer kardeşe eylemli ve düzenli yardım etmesi ve bu hususun ispatlanması halinde desteğin varlığı kabul edilecek ve sağ kalan kardeş lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilecektir.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesinde“Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ileKardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
Kardeşlerin nafaka sorumlulukları, refah içinde bulunmalarına bağlıdır.”Hükmüne yer verilmiştir. İlgili yasa maddesinden yola çıkarak ölen kardeşin refah içinde olması koşulu ile diğer kardeşine yardım etmemesi halinde yoksulluğa düşecek ise desteğin varlığı kabul edilecek ve sağ kalan kardeş lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilecektir. Nitekim bu görüşün belirtildiğiYargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/6467 E., 2018/214 K.
Sayılı ve 18.01.2018 günlü kararındakiSomut olayda; desteğin ve kardeşinin babasının destekten önce vefat ettiği, sağ kalan kardeşin 15 yaşında olduğu, kardeşlerin birlikte yaşadığı, ölen kardeşin bekar olduğu ve desteğin diğer kardeşin geçimine destek olması nedeni ile belli bir süre ile sağ kalan kardeşin ödenek talep etme hakkı olduğu belirtilmiştir.
Diğer ilgililer bakımındanIse; destekten yoksun kalma ödeneği talebinde bulunulabilmesi için ölen kişi ile aralarında mirasçılık veya akrabalık ilişkisinin bulunması gerekmemektedir. Ancak ödenek talebinin bir karineye dayanmaması sebebi ile fiili desteğin varlığı ve belli bir süre daha destek alacağı yönündeki iddiasının ispatlanması gerekmektedir.