Delil tespiti kanunda mevcut delillerin kaybolmasını, yok olmasını önlemeye yönelik geçici yasal korumalardan biridir. Bu yazı delil tespiti süreci hakkında kapsamlı bir rehber niteliğindedir.
İçerik- I. Delil Tespiti Nedir?
- II. Delil Tespitinin Hukuki Niteliği
- III.
Delil Tespitinin Konusu
- IV. Delil Tespitinin Şartları
- 1. Hukuki Yararın Varlığı
- 2. Tespiti İstenen Delillerin Henüz İnceleme Sırası Gelmemiş Olmalıdır
- 3.
Tespiti İstenen Delil Çekişmeli Bir Vakıaya İlişkin Olmalıdır.
- V. Delil Tespiti Usulü
- 1. Kimler Delil Tespiti Talebinde Bulunabilir?
- 2. Delil Tespiti Talebinde Bulunulacak Merci
- 3.
Delil Tespiti Talebinin Şekli ve İçeriği
- Delil Tespiti Dilekçesi Örneği;
- 4. Delil Tespiti Kararı
- VI. Acele Hallerde Delil Tespiti
- VII. Delil Tespitinin Sonuçları
- Raporun Tebliği
- VII.
Delil Tespitine İtiraz
- Dipnotlar
I. Delil Tespiti Nedir?
Delil tespiti ileride açılacak veya mevcut yasal aşama ile ilgili delillerin bazı şartlar altında zamanından önce toplanıp emniyet altına alınması anlamına gelmektedir. Mevcut delillerin kaybolmasını, yok olmasını veya ileri sürülmesinde güçlük çıkmasını önlemek amacı taşır. Böylece delillerin yok olması önlenmektedir.
Delil tespiti müessesesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, Geçici Yasal Korumalar başlıklı kısmında düzenlenmiştir. Yasa koyucu, delil tespitine; onuncu kısmın ikinci bölümünde 400 ve 405’inci maddeler arasında yer vermiştir.
Delillerin tespiti, açılmış veya ileride açılaca davada ispatı gereken maddi vakıalara ilişkin delillerin ortadan kalkma tehlikesi bulunması veya temin edilmesinin çok güç olması halinde; bu vakıalarınTanık,Bilirkişi,KeşifVeyaDiğer delillerle öncedenTespit ve korunması amacıyla mahkemeden dilekçe ile talep edilen bir çeşit ihtiyati tedbirdir.
Doktrinde yapılan tanımlamalar doğrultusunda anlaşılacağı üzere, delil tesbiti; ileride açılacak ya da açılmış olan davada delillerin incelenme aşamasına kadar geçecek olan süre içerisinde kaybolması ya da incelenmesinin çok güç olacağı durumlarda, delillerin önceden toplanarak güvence altına alınmasıdır. Doktrinde, delil tespitine; tesbit-i delail de denilmektedir.
Delil tespitinin amacı; yasal aşama sırasında iddiaların ispatlanabilmesi için taraflarca dayanılmış olan delillerin, esas davada değerlendirilmesi aşamasına gelinceye kadar kaybolması ya da incelenmesinin güçleşeceği durumlarda delillerin önceden toplanarak tarafların hak kaybına uğramalarının önlenmesidir.
II. Delil Tespitinin Yasal Niteliği
Delil tespiti öğretide ve bazı Yargıtay kararlarında ihtiyati tedbirin bir türü olarak anılmaktadır.1Daha doğru olan görüşe göre ise geçici hukukî koruma tedbirlerinden biridir.
HMK’daki yeni düzenlemeyle birlikte delil tespitinin geçici yasal korumalar başlığı altında düzenlenmesiyle bu vaziyet netlik kazanmıştır.
Tespit talebi, usuli işlemlerinden taraf usul işlemi kategorisine dahildir. Bununla birlikte hâkimin kararıyla etkili olan usulî bir işlemdir. Delil tesbiti vakıaların aydınlatılmasını amaçladığından bir usul hukuku kurumudur. Onun yasal aşama dışında da gerçekleştirilebiliyor olması bu özelliğini ortadan kaldırmaz.
Taraf usul işlemleri, taraf ile yargı mercii arasında yapılan, yargılamanın yürütülmesine yarayan ve davanın çözümlenmesinde etkili olan irade ve bilgi açıklamalarıdır.
Burada en önemli husus, bu işlemlerin davanın çözümünde etkili olmalarıdır. Davanın çözümünde etkili olmayan işlemler, taraf usul işlemleri niteliğini haiz olmazlar. Davacının yasal aşama dilekçesinde ortaya attığı iddialar, talepleri, davalının cevap dilekçesindeki savunmaları ve delillerin yargı merciine sunulması gibi işlemler, taraf usul işlemleridir.
Taraf usul işlemlerinin yapılma amaçlarından biri olan, ileri sürülen iddia ve savunmaların haklılığını göstermek ve istisnai olarak da olsa yasal aşama açılmadan önce yapılabilmesi hususları, delil tespîti talebinin taraf usul işlemi olduğunu göstermektedir. Zira delil tespîti, vakıaların aydınlatılmasına faaliyet eden bir yasal kurumdur.
Ayrıca delil tespiti davaya bağlı bir işlemdir. Bu nedenle tespit talebinin yasal aşama açılmadan önce yapılması, onun usul işlemi niteliğini etkilemez.
Delil tespitinin yasal aşama niteliği bulunmamakla birlikte davaya bağlı bir işlemdir. Delil tespitî talebinin yapılabilmesi için, Harçlar Kanunu Genel Tebliğiyle belirlenen başvurma harcının yargı mercii veznesine yatırılması gerekmektedir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde delillerin tespiti, maktu ücrete bağlı bir iş olarak düzenlenmiştir.
III.
Delil Tespitinin Konusu
Delil tespitini konusunu, ispat vasıtası olan delillerin ya da ortaya çıkmış çeşitli vakıaların saptanması oluşturur.
Delillerin tespiti, bilirkişi incelemesi, keşif yapılması ve tanık dinlenilmesi gibi işlemler yoluyla gerçekleştirilmesi mümkündür. Kanunda, işlemlerin sınırlı olarak sayılmadığını ve herhangi bir ayrım yapılmadığını belirtmek gerekir. Akla ve mantığa uygun her türlü delil hakkında delil tespitî talebi yapılabilecektir. Örneğin kesin delillerden olan yemin delili de delil tespitine konu edilebilecektir.
Söz konusu maddedeki “gibi” ifadesi bu görüşü destekler nitelikte olup, delil tespitinin her türlü delil için istenebileceği hükme bağlanmıştır.
İspat, yasal aşama konusu bir hakkın ve bu hakka karşı yapılan savunmaların dayandığı vakıaların gerçek olup olmadığı hakkında yargı merciinde hakim için kanaat oluşturma işlemidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 187’nci maddesinde düzenlendiği gibi, ispatın konusunu tarafların üzerine uzlaşamadığı çekişmeli vakıalar oluşturur. Bu çekişmeli vakıaların çözüme kavuşabilmesi için başvurulan vasıtalar delillerdir. Dolayısıyla delillerin konusunu maddi vakıalar oluşturur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 178’inci maddesinin ikinci fıkrasında, herkesçe bilinen vakıaların ispat edilmesine gerek olmadığı düzenlenmiştir.
Bunlara ek olarak; bir yasal aşama açılırken davacı davalının adres ve kimlik bilgilerini bilmiyorsa, davacıdan elinde olmayan bir bilgiyi/belgeyi sunması beklenemez. Böyle bir duruma davanın reddi veya açılmamış sayılması sonucu da bağlanmaması gerekir. Aksi vaziyet, davacının hak arama ve adalete erişim yolunun kapatılması anlamına gelecektir. Ayrıca taraf teşkiline ilişkin hususlar, bunlara dair yargılama giderlerinin karşılanması dışında kesin süreye bağlanmaya uygun değildir.
Çünkü yasal aşama açmak için tarafların kimlik bilgilerine ilişkin bilgiler delil tespitinin konusunu oluşturmayacaktır.
IV. Delil Tespitinin Koşulları
Doktrinde bir görüşe göre delil tespitî için iki temel koşul aranmaktadır. Yalnızca yasal yararın varlığı ve henüz inceleme sırası gelmemiş deliller hakkında delil tespitî yapılabileceğini savunulmaktadır. Bir diğer görüş ise ayrıca bir üçüncü şartın varlığını da aramaktadır.
Bu da delil tesbiti isteyen taraf ile karşı taraf arasında bir itilaf bulunması şartıdır.2Bu nedenle delil tespiti talebinde bulunabilme için üç temel koşul aranacaktır.
- Delil tespiti isteyenin talebine ilişkin yasal bir yararı olmalı.
- Henüz inceleme sırası gelmemiş deliller hakkında olmalı.
- Taraflar arasında bir itilaf olmalıdır.
Bu üç şartın birlikte bulunması gerekmektedir. Birinin eksikliği halinde tespit talebinin kabul edilmesi mümkün değildir.
1. Yasal Yararın Varlığı
Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa yasal yarar var sayılmaktadır.16
Bir başka ifadeyle; uyuşmazlığı aydınlığa kavuşturacak olan deliller, inceleme sırası gelmeden yok olma riski taşıyorsa veya inceleme sırası geldiğinde delillerin incelenmesi zorlaşacaksa yasal yararın varlığı kabul edilecektir.
Delilin incelenmesi ile tespit edilmesi birbirinden farklı kavramlardır. Delilin incelenmesi bizatihi esas mahkemesinde tarafın iddiasının kanıtlanıp kanıtlanmadığının tespitidir.
Delil tespiti ise, delilin önceden toplanmasıdır.
Delil tespitinde yasal yarar aranmasının sebebi ise ileride zaten o delillerin incelenmesi gerekliliğinden kaynaklanmaktadır. Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta belirli bir zamanda yapılması gereken bir işlemin neden zamanından önce yapılması gerektiğinin kanıtlanabilmesidir. Bu nedenle aranması gereken en temel koşul tespit talep eden kişinin yasal yararının varlığı olacaktır.
Yasal yararın bulunması halinde delil tespitî isteyen tarafın, her türlü delilin tespitini istemesi mümkündür. Bu konuda bir sınır çizilmemiştir.
Kanunda, belirtlmiş olan senet, tanık, bilirkişi gibi delillerden örnek olarak söz edilmektedir.
2. Tespiti İstenen Delillerin Henüz İnceleme Sırası Gelmemiş Olmalıdır
Hâkimde kanaat uyandırma aracı olarak işlev görev deliller, yargılamanın belirli bir kesitinde incelenmektedirler. Bu kesit, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 143’üncü maddesi ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olan tahkikat aşamasıdır. Bu aşamada, tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri vakıaların doğruluğu, hayat olaylarının ve bu hayat olaylarına dayanan iddia ve savunmalarının doğru olup olmadığı araştırılacaktır. 143’üncü madde, tahkikatın konusunu, tarafların davada ileri sürdükleri bütün iddia ve savunmaların birlikte incelenmesi olarak düzenlemiştir.
Dilekçelerin teatisi ve ön inceleme aşamalarından sonra gelen tahkikat aşamasında, delillerin toplanması değil sadece incelenmesi söz konusudur. Yasanın 146’ncı maddesine göre yargı mercii, taraflarca gösterilmiş̧ olan delillerin incelenmesinden sonra, davanın muhakeme ve hüküm için yeterli derecede aydınlandığını anlarsa, tahkikatın bittiğini taraflara bildirecektir.
400’üncü maddeye göre, yasal ihtilafa ilişkin asıl yasal aşama açılmadan önce ve yasal ihtilafa ilişkin açılmış asıl yasal aşama sırasında olmak üzere, iki vaziyette delil tespitine başvurabilecektir. Asıl yasal aşama açılmadan önce, delil tespitine başvurulmuş olması hallerinde, tahkikat aşamasına gelinmiş olması söz konusu olamayacağından, her halükarda, inceleme sırası gelmemiş deliller için delil tespitine başvurulacaktır. Ancak, asıl davanın içinde, bir vakıanın tespiti istendiğinde, bu yasal aşama sırasında delillerin incelenmesi aşaması olan tahkikat aşamasından önce, delil tespiti talep edilmelidir.
Lâkin delil tespîti ancak inceleme sırası gelmemiş deliller için istenebilecektir.
3. Tespiti İstenen Delil Çekişmeli Bir Vakıaya İlişkin Olmalıdır.
Delil tespitine başvurulabilmesi için gerekli olan şartlardan bir diğeri de; taraflar arasında itilaf bulunmasıdır. Delil tespîti görülmekte olan veya ileride açılacak olan davada iddianın ispatı için yapılacaktır. Bundan dolayı ileride açılması muhtemel bir yasal aşama bulunmalı yani ortada bir itilaf konusu olmalıdır.
Yani esas davadan önce istenen tespit talepleri için ileride açılması muhtemel bir yasal aşama olmalıdır. Ortada uyuşmazlığın bulunmadığı hallerde kural olarak kişilerin yasal aşama açamayacağı da ortadadır. Bu nedenle delil tespiti yoluna başvurulabilmesi için bir itilaf bulunmalıdır.
Delil tespiti yapılabilmesi için tespiti istenen delilin çekişmeli yani ihtilaflı bir vakıaya ilişkin olması gereklidir. Kişinin bir konuda herhangi bir yasal aşama açamayacağı vaziyette delil tesbiti talebinde bulunması da mümkün değildir.
Çekişmesiz yargı işleri, taraflar arasında itilaf bulunması gerekliliğinin istisnasıdır.
Delil tespitinin konusunu maddi vakıalar oluşturur. Bu nedenle çekişmesiz yargı işlerinde de delil tespiti yoluna gidilmesi mümkündür. Çekişmesiz yargıya dâhil olan hususlar usul kanunumuzda sayılmıştır. Çekişmesiz yargıda karşı taraf veya bir muhatap yoktur fakat ortada çözümlenmesi gereken bir husus vardır.
Sonuç olarak bir vakıa vardır ve bunun ispatı gerekmektedir.
V. Delil Tespiti Usulü
1.Kimler Delil Tespiti Talebinde Bulunabilir?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 400’üncü maddesinde tespit istemine ilişkin olarak “Taraf’ ibaresi ile düzenleme yapılmıştır. Davanın açılmasından önce davacı veya davalının hangisi olduğu belli değildir. Bu nedenle talepte bulunan yasal aşama öncesinde taraflardan herhangi biri olabilecektir.
Taraflar dışında davaya katılanların delil tespîti isteminde bulunup bulunamayacağı da incelenecektir.
Bir davanın sonucunda verilecek olan hüküm taraflar yanında üçüncü kişileri de hukuken etkileyecekse, davaya davalı veya davacıdan birisinin yanında katılmasını sağlayan kuruma fer’i müdahale denmektedir. Mahkemece üçüncü kişinin davaya fer’i müdahil olarak katılması isteminin kabulü gerekmektedir. Ancak fer’i müdahil davaya katılması ile davada taraf sıfatını kazanmamaktadır. Müdahil, yanında davaya katıldığı tarafla birlikte hareket etmektedir.
Delil tespiti ancak taraflarca ileri sürülebilmektedir. Fer’i müdahilin taraf olmaması nedeniyle delil tespiti isteminde bulunamayacağı kabul edilmektedir. Fakat bununla birlikte fer’i müdahilin davacı ya da davalı tarafın iradesine açıkça aykırılık teşkil etmeyecek nitelikte koruyucu işlemleri yapabileceği de ifade edilmiştir. Bu anlamda fer’i müdahil davada kullanılacak delillerin yok olması veya gösterilmesinde güçlük bulunması halinde delil tespiti isteminde bulunabilmelidir.
Ayrıca tarafların iddia veya savunmalarının dayanaklarına ilişkin olarak delillerin korunması amaçlandığından fer’i müdahilin de delil tesbiti talebinde bulunabileceği kabul edilmelidir.
Kanunî temsilci davada taraf değildir. Ancak temsil ettiği taraf adına ve hesabına usul işlemlerini yapabilmektedir. Delil tespiti istemi de tarafların yaptığı usuli işlemlerden olduğundan, yasal aşama ehliyeti olmayan bir kişi adına delil tesbiti istemi ancak kanuni temsilcisi tarafından yapılabilmektedir.
Tüzel kişilerin taraf olduğu davalarda da delil tespiti talebi de temsile yetkili organ tarafından yapılacaktır. Ayrıca yasal aşama açılmasından önce delil tespiti isteminde bulunulması da tüzel kişiler açısından mümkündür.
Tüzel kişiler yine yetkili organları aracılığı ile talepte bulunulabilecektir.
2. Delil Tespiti Talebinde Bulunulacak Merci
Geçici yasal himaye olan tedbir talebi gibi delil tespit talepleri de ancak mahkemeden istenecektir. Yargı Mercii dışındaki kurumlar tarafından delil tesbiti yapılması mümkün değildir. Ancak Noterlik Kanunu’na ilişkin hükümler saklıdır.
A.
Yasal Aşama Açılmadan Önce
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 401’inci maddesinin ilk fıkrası uyarınca, HenüzYasal aşama açılmadan önceDelil tespiti talep ediliyorsa görevli yargı merciiEsas hakkındaki davaya bakacak yargı merciiYa daSulh hukuk mahkemesidir. Yetkili yargı mercii ise yine esas hakkında davaya bakacak olan yahut üzerinde keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak olan şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenecek kişinin oturduğu yer mahkemesidir. Görüldüğü üzere delil tespiti talebinde bulunacaklara görev ve yetki konusunda bir seçimlik hak tanınmaktadır.
B. Yasal Aşama Açıldıktan Sonra
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 401’inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, yasal aşama açıldıktan sonra yapılan her türlü tespit talebi hakkında sadece davanın görülmekte olduğu yargı mercii yetkili ve görevlidir.
Yasal Aşama açıldıktan sonra delil tespitinin yalnızca davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilmesi, medeni usul hukukuna hakim olan doğrudanlık ilkesinin sonucudur.
Bir davada ikame olunan deliller doğrudanlık ilkesi gereğince bizzat davaya bakan yargı mercii ve hakim tarafından incelenmelidir. Ancak bazı durumlarda, özellikle ispat meselesi söz konusu olduğunda bu ilkeye yasa yoluyla istisna getirilebilmektedir. Bu istisnalardan biri de istinabe kurumudur. İstinabede bir mahkemenin yargı çevresi dışında yapılması gereken işlemler nedeniyle o yerdeki mahkemeden yardım talep edilmesi söz konusudur.
Başka bir yerde bulunan ve yargı merciine getirilemeyen deliller, o yerde istinabe yoluyla toplanır. Davanın görülmekte olduğu mahkemenin yargı çevresi dışında kalan tanıklar istinabe yoluyla dinlenebilmektedir. Aynı zamanda keşif konusu şey mahkemenin yargı çevresi dışında ise istinabe yoluyla keşif yapılabilmektedir. Ancak işin yapıldığı yer mahkemesine talimat yazılmaksızın yalnızca bilirkişiler o yere gönderilmekle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak delil tespitinin icra edilmesi mümkün değildir.
İcra mahkemelerinde görülen yasal aşama ve işler için de uygulama alanı bulan 401’inci madde kapsamında icra mahkemesinde görülen bir iş ve yasal aşama ile ilgili delil tesbiti ancak o icra mahkemesince yapılacaktır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 401’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, esas hakkında açılan davada, delil tespiti yapan mahkemenin görevsiz ve yetkisiz olduğu ileri sürülemez.
Dolayısıyla, görevsiz ve yetkisiz yargı merciinde delil tespiti yapılmış ise buna yönelik itirazın delil tespitini yapan yargı merciinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Görevli ve yetkili olmayan bir yargı mercii tarafından yapılmış olan delil tesbiti sonucunda elde edilen deliller hükme esas alınamaz.
3. Delil Tespiti Talebinin Şekli ve İçeriği
Delil tespiti yazılı olarak yargı merciine bir dilekçe vermek sureti ile yapılmaktadır. Bu dilekçe kural olarak üç nüsha verilmektedir.
Bir nüshası yargı merciinde kalır, diğer nüshası karşı tarafa gönderilir, üçüncü nüshası da varsa bilirkişiye verilmektedir.
Hukuk Muhakemleri Kanunu’nun 402’nci maddesinin ilk fıkrasında delil tespiti talebinin yazılı olarak yapılacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla sözlü olarak delil tespiti talebinde bulunulamaz. Delil tesbiti talebinin esas yasal aşama ile birlikte istenmesi hâlinde ayrı bir dilekçe vermeye gerek yoktur. Yasal Aşama dilekçesi içeriğinde delil tespiti talebine yer verilmesi yeterlidir.
Delil tespiti talebinin içeriği 402’nci maddenin ilk fıkrasında belirlenmiştir.
Buna göre, dilekçede tespiti istenen vakıa, tanıklara veya bilirkişilere sorulması istenen sorular, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşacağı kuşkusunu uyandıran sebepler ile aleyhine delil tespiti istenen kişinin ad, soyad ve adresi yer almalıdır. Delil tespiti bir yasal aşama olmasa da Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119’uncu maddesinde yer verilen dilekçe içeriğinin delil tespiti talepli dilekçede dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca yasal aşama ikame edilmeden önce yapılacak delil tespiti taleplerinde ileride açılacak olan yasal aşama dilekçede somut olarak belirtilmelidir. Dilekçenin yargı mercii tarafından kabule değer görülebilmesi için delil tespiti talep eden tarafın bu talebinde haklı olduğuna dair bilgi ve açıklamalara dilekçede yer vermesi, delilleri göstermesi gerekir.
Dolayısıyla delil tespiti dilekçesinde aşağıda yer verilen unsurlar bulunmalıdır:
A. Mahkemenin Adı
İlk önce delil tespitinde görevli ve yetkili yargı mercii dikkate alınmak suretiyle dilekçede mahkemenin adına yer verilmelidir. Böylece dosya ilgili mahkemesine tevdii edilecek ve o yargı mercii tarafından inceleme yapılarak hüküm alınacaktır.
B. Talepte Bulunanın Adı Soyadı ve Adresi
Mahkemeden delil tespiti talep eden kişi dilekçesinde adını, soyadını, adresini ve T.
C. Kimlik numarasını yazmalıdır. Ayrıca talepte bulunan kimse varsa kanuni temsilcisi ve vekil ile yapılan taleplerde vekilinin adı, soyadı ve adreslerini de dilekçede belirtmelidir. Taraflara tebligat yapılabilmesi için dilekçede adreslerin belirtilmesi önemlidir.
Eğer ki T. C. Kimlik numarasına dilekçede yer verilmez ise yargı mercii delil tesbiti talebinde bulunana bu eksikliğin giderilmesi için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi ve dilekçenin diğer unsurlar yönünden de eksik olması hâlinde yargı mercii tarafından delil tesbiti reddedilecektir.
C.
Aleyhine Delil Tespiti İstenen Kişinin Adı, Soyadı ve Adresi
Yasa maddesinde karşı tarafın ad, soyad ve adresine delil tesbiti dilekçesinde yer verilmesi gerektiği açık bir şekilde belirtilmiştir. Karşı tarafın adı, soyadı ve adresinin belirtilmediği durumlarda delil tespiti talebi reddedilmektedir. Ancak istisnai olarak vaziyet ve koşulların el vermemesi nedeniyle karşı taraf gösterilemiyor ise delil tespit talebi geçerli kabul edilmektedir. 402’nci maddenin birinci fıkrasında, “Tespit talebinde bulunan, vaziyet ve koşulların imkan vermemesi nedeniyle, aleyhine tespit yapılacak kişiyi gösteremiyorsa talebi geçerli sayılır”Denilmek suretiyle bu vaziyet açıkça hüküm altına alınmıştır. Vaziyet ve koşulların imkan vermemesi nedeniyle delil tesbiti talebinde karşı taraf gösterilemiyor ise vaziyet ve koşulların imkan vermediği, hangi sebeple karşı tarafın gösterilemediği delil tesbiti talebinde somut olarak ortaya koyulmalıdır.
Yine karşı tarafa tebligat yapılması gerektiğinden karşı tarafın adresinin dilekçede belirtilmesi yasal dinlenilme hakkının kullanılması açısından önem arz eder.
D. Tespiti Talep Edilen Vakıa Tanıklara ve Bilirkişilere Sorulması İstenen Sorular
402’nci madde kapsamında “Tespiti istenen vakıa, tanıklara ve bilirkişilere sorulması istenen sorular” delil tespiti dilekçesinde yer almalıdır. Delil tespiti talebi üzerine mahkemenin talep hakkında olumlu/olumsuz bir hüküm verebilmesi açısından bu bilgilerin dilekçede mevcut olması gerekir. Delil tespiti ile tanıkların dinlenilmesi talep edilmiş ise tanıklara sorulması istenen soruların dilekçede bulunması gerekir.
Aynı şekilde bilirkişi incelemesi talep edilmiş ise bilirkişilerin cevaplamasını istediği soruların dilekçede açık ve net bir şekilde belirtilmesi gerekir.
E. Delillerin Kaybolması veya Gösterilmesinde Zorlukla Karşılaşılacağı Kuşkusunu Uyandıran Sebepler
Delil tespiti istenebilmesi için yasal yararın varlığı gerekir. Delil tesbiti talebinde bulunan kimsenin delillerin kaybolması veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusunu uyandıran sebepleri dilekçesinde belirtmesi gerekir. Böylece yasal yarar konusunda yargı merciinde kanaat uyandırmış olur.
Bunun yanı sıra delil tesbiti talebinde bulunan kimsenin dilekçesinde hangi yasal koruma tedbirinden yararlanmak istediğini belirtilmelidir. Talep dilekçesinde delil tespiti talep edildiği açık bir şekilde yazılmalıdır. Nitekim talep sonucu açık değil ise hakim delil tespit talebini reddedebilmektedir. Bunun yanı sıra talep sonucu dışındaki kısımlardan neyin talep edildiği yorum yolu ile anlaşılabiliyorsa hakim talebi reddetmemeli talepte bulunan tarafa bunu açıklatmalıdır.
Yukarıda yer verilen tüm hususlar delil tespiti talebinde açık bir şekilde yer almalıdır.
Nitekim delil tesbiti talebinin incelenebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak yapılmış bir talebin varlığı gerekir.
Delil tespiti bir yasal aşama olmadığından delil tesbiti dilekçesinin ıslah edilmesi mümkün değildir. Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilmektedir. Ancak delil tespiti ayrı bir yasal aşama olmadığından ıslah edilemez veya ıslah yolu ile davaya dönüştürülemez.34
Delil Tespiti Dilekçesi Örneği;
4. Delil Tespiti Hükmü
Delil tespiti dilekçesi, görevli ve yetkili yargı merciine verilmektedir.
Delıl tespiti istemine ilişkin dilekçe, esas defterine değil değişik işler defterine kaydedilecektir. Delil tespiti istemi ile yargı mercii incelemede bulunarak kabul veya ret yönünde bir hüküm verecek olup mahkemenin bu konuda takdir yetkisi mevcuttur. Yargı Mercii, Yasa maddelerinde hükme bağlanan koşulların oluşup oluşmadığını incelemeli ve ona göre hüküm vermelidir.
Hukuk Muahkemeleri Kanunu’nun 27’nci maddesinde“Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak yasal dinlenilme hakkına sahiptirler”Şeklinde düzenleme getirilmiştir. Buna göre kural olarak her yasal aşama için duruşma yapılması bir zorunluluk teşkil etmektedir.
Ancak delillerin yok olma ihtimali gibi acele veya geçici nitelikteki işlemlerle ilgili taleplerin incelenmesi duruşmasız olarak da yapılabilecektir. Geçici nitelikteki hukukî koruma tedbirlerinin mutlak duruşmalı olarak yapılması gerekmemektedir. Kanun’un delil tespitini düzenleyen hükümlerinde delil tespitinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin olarak getirilmiş bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak duruşma yapılmasına engel bir vaziyet da bulunmamaktadır.
Gerekli koşullar oluştuğunda duruşma yapılması faydalı olacaktır.
Hukuk Muhakemleri Kanunu’nun 403’üncü maddesine göre delil tesbiti isteminde bulunan tarafın haklarının korunması için gereken durumlarda, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın delil tesbiti yapılabilecektir. Delil tespitinin gerçekleştirilmesinin ardından, dilekçe, bilirkişi raporu, tespit tutanağı, delil tespitine ilişkin karardan bir örnek yargı mercii tarafından res’en karşı tarafa tebliğ edilmektedir. Tespit hükmü aleyhine hüküm verilen tarafca tebliğden itibaren bir hafta içerisinde itiraz edilebilmektedir.
A. Yaklaşık İspat
Delil tespiti isteminin mahkemece kabul edilebilmesi ve tespit işleminin yapılmasına hüküm verilebilmesi için, istemde bulunan tarafça, kanunda aranan şartların varlığının ispat edilmesi gerekmektedir.
Ancak burada aranan ispat yaklaşık olarak gerçekleştirilmelidir. Yaklaşık ispatta yargı mercii delil tespitinin şartlarının bulunduğuna kanaat getirmeli ve kuvvetle muhtemel görmelidir. Burada ki yaklaşık ispatla genel hayat tecrübeleri ile yaşanan olayların genel yapısına göre delil tespitinin yapılmasına hüküm verilmesinin gerekliliği kanaatine hâkim ulaşmış ise ispat yükümlülüğü yerine getirilmiş kabul edilmelidir. Mahkemece, delil tespiti istemi için kanunda gereken koşulların bulunduğuna kanaat getirilmesi hâlinde, delil tespiti talebinin kabulüne hüküm verebilecektir.
Ancak delil tespiti kararları ara hüküm niteliğindedir. Bu nedenle kabul veya redde ilişkin bu tür hükümler tek başına temyiz edilemeyecektir.
B. Delil Tespiti Talebinin Kabulü
Yargı Mercii tarafından inceleme neticesinde, gerekli şartların varlığına hüküm verilirse, delil tespiti isteminin kabulüne hüküm verilecektir. Delil tespitine ilişkin hüküm, delil tesbiti istemine ilişkin dilekçe ile birlikte karşı tarafa tebliğ edilmelidir.
Delil tespitinin kabul edildiğine ilişkin ara hükmünde nasıl ve ne zaman delillerin tespit edileceği, tespitin yapılması sırasında karşı tarafın da hazır bulunabileceği belirtilmelidir. Karşı tarafın itiraz veya sorularının bir hafta içerisinde bildirilmesi gerekmektedir.
Mahkemenin delil tespitinin kabulüne ilişkin ara hükmünde, tespitin yapılacağı yer, gün ve saat belirlenmelidir. Ardından bunlar karşı tarafa tebliğ edilmelidir. Tespit talebinin kabulüne ilişkin ara hükmünde tarafların kimlikleri ve adresleri, tespit edilen deliller, maddi olay veya olgular, tanıklara veya bilirkişilere sorulması gereken sorular yazılacaktır.
Ayrıca delil tespitine ilişkin karara itiraz edilebileceği açıkça yazılmalıdır. Mahkemece verilen tespit isteminin kabulüne ilişkin ara hükmü ile tespit dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilecektir.
C. Delil Tespiti Talebinin Reddi
Mahkemece, delil tespiti isteminin koşullarının ve yasal yararın bulunmadığı sonucuna varılırsa talebin reddine hüküm verilecektir. Tespit talebinin kabulü veya reddine ilişkin olarak mahkemece verilen kararda, davanın esası hakkında hüküm açıklanmamalıdır.
Hâkim, esas hakkındaki görüşünü açıklayamaz. Eğer hakim, davanın taraflarından biri veya üçüncü kişiye kanuni bir zorunluluk bulunmadığı hallerde görüşünü açıklamış ise bu vaziyet hâkimin reddi sebebidir. Bu nedenle hâkim, delil tesbiti istemi konusunda kabul veya ret hükmü verirken yalnız bu taleple sınırlı olarak hüküm vermelidir. Fakat elbette sadece delil tesbiti istemi hakkında verilen bir ret hükmü, hâkimin davanın esasına ilişkin kanaatini açıklaması demek değildir.
Zira hâkim kanunen sadece belirli bir konu ile sınırlı olarak hüküm vermektedir. Eğer hâkim delil tespiti isteminin koşulları ve yasal yarar dışına çıkarak hükmünde davanın esasına dair görüş açıklanması kapsamında bir hüküm verirse o vaziyette hakimin reddi sebebi oluşacaktır.
VI. Acele Hallerde Delil Tespiti
Acele hallerde delil tespiti Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 403’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hallerde, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın da delil tespiti yapılabilmektedir.
Tespitin yapılmasından sonra, tespit dilekçesi, tespit hükmü, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneği mahkemece kendiliğinden diğer tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde delil tespiti hükmüne itiraz edebilmektedir. Acele hallerde delil tesbiti karşı tarafın katılımı olmaksızın yapılan delil tespitidir. Acele hallerde delil tespiti usuli işlemler bakımından farklılık arz eder.
Delil tespiti özü itibariyle gecikmesinde sakınca bulunan haller için öngörülmüş olan bir kurumdur.
Acele hallerde delil tesbiti ise talep sahibinin haklarının korunması bakımından önem arz eden ve daha çabuk bir şekilde çözüme kavuşturulması gereken hususlar için söz konusu olmaktadır. Talep sahibinin haklarının korunması için karşı tarafa tebligat yapılmaksızın delil tesbiti yapılmasını kabul eden yasa koyucu karşı tarafın savunma hakkının kısıtlanmaması için bazı önlemler almıştır. Buna göre tespit yapıldıktan sonra tespit dilekçesi, tespit tutanağı ve varsa bilirkişi raporunun bir örneğinin karşı tarafa tebliğ edilmesini hüküm altına almıştır. Karşı tarafa tespit tarihinden itibaren bir hafta içerisinde itiraz hakkı tanınmıştır.
Yargıtay tarafından karşı tarafa tebliğ edilmeyen delil tespitinde alınan raporun hükme esas alınması savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki yasal dinlenilme hakkının ihlali olarak nitelendirilmiş ve bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.3
1.
Acele Hallerde Delil Tespitine İtiraz
Delil tespitine karşı ileri sürülen itirazlar, tespiti yapan hakim tarafından incelenmektedir. Bu itiraz üzerine yargı mercii tarafından yapılan incelemede delil tespitine ilişkin hüküm yeniden değerlendirilmelidir. Gerekli görülür ise yeniden delil tespiti yapılmalıdır. Anılan itiraz üzerine yapılan inceleme ile delil tespiti prosedürü tamamlanmış olur.
Uygulamada delil tespitine ilişkin tutanak karşı tarafa tebliğ edilerek delil tesbiti tamamlanmış sayılmaktadır. Ayrıca karşı tarafın bu konudaki itirazlarının asıl davanın açıldığı yargı merciinde değerlendirilmesi gerektiği hüküm altına alınmaktadır. Uygulamadaki bu vaziyet nedeniyle karşı taraf delil tespitine itiraz etmekten ziyade o da başka bir mahkemeden delil tespiti yaptırmaktadır. Bu vaziyet birbirinden farklı ve çelişkili raporların ortaya çıkmasına yol açma verdiğinden delil tesbiti ile amaçlanan sonuç elde edilememektedir.
VII.
Delil Tespitinin Sonuçları
Delil tespiti talep eden ve delil tesbiti yapılırken itiraz etmemiş olan davacı, davalının o delil tespitine dayanması halinde kendi yaptırmış olduğu delil tespitinin aksini iddia ve ispat edemez. Davacı delil tespiti neticesinde oluşacak sonuca katlanmak zorundadır. Taraflarca delil tesbiti hükmüne kaşı itiraz edilmemesi halinde hüküm taraflar açısından kesinleşecektir. Delil tespitini yaptıran taraf delil tespitine itiraz etmediği takdirde karşı taraf adına usuli kazanılmış hak doğmaktadır.
Davacı; delil tespitinden sonra, yasal aşama açarken delil tespiti yoluyla tespit ettirmiş olduğu zarar bedelinden daha fazlasını talep edemez.
Davacının delil tespiti sırasında tespit işlemine itiraz etmeyerek talebini bu miktar ile sınırladıktan sonra fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmuş olsa dahi bu işlem yasal bir sonuç doğurmayacaktır. Tespit edilen miktar üzerinde bir bedele hükmedilmesi mümkün değildir.
Delil tespitine ilişkin dosya; esas davanın açılmasıyla birlikte, davanın görüldüğü mahkemece tespitin yapıldığı mahkemeden celp edilmek suretiyle istenir. Bu isteme ilişkin olarak celp edilen mahkemeden dosya gelmeden esas davayı gören yargı mercii hüküm veremez. Artık delil tespiti dosyanın eki sayılır ve uyuşmazlığı giderecek delillerden biri olur.
Esas yasal aşama sırasında delil tespiti talep edilmişse, talep üzerine yapılan tespit işlemi tutanağa bağlanarak esas dosya içinde muhafaza edilmektedir. Delilin incelenme sırası geldiğinde tespite ilişkin tutanaktan faydalanarak tespiti yapılan delil mahkemece incelenebilmektedir.
Taraflar iddialarını ispat ederken yalnızca taraflarca itiraz edilmemiş delil tespiti hükmüne dayanabilirler. Ayrıca aleyhine delil tespiti yapılmış olan kişi de delil tespiti dosyasına iddiasını ispatlamak amacıyla dayanabilir. Bu nedenle iki taraf da delil tespiti kararından faydalanabilmektedir.
Raporun Tebliği
Mahkemece tespit raporu karşı tarafa tebliğ edilmelidir.
Eğer husus çekişmesiz ise o halde karşı taraf gösterilmez.
Delil tespiti işlemine karşı taraf usulüne uygun olarak davet edildiği halde gelmezse delil tesbiti yokluğunda yapılmaktadır. Bunun üzerine tespit tutanağı tarafa tebliğ edimektedir. Karşı taraf yokluğunda yapılan delil tespiti tutanağı kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen tespite itiraz etmemiş ise, davacı delil tespiti dosyası ile iddiasını ispat edebilecektir.
Yargıtay bir hükmünde; delil tespitine ilişkin karara karşı tarafça itiraz edilmemesi açık bir kabul anlamı taşımadığından dolayı esas davada davalının, delil tespitine ilişkin rapora itiraz hakkının bulunduğuna hüküm vermiştir.4Fakat Yargıtay’ın vermiş olduğu bu hüküm isabetli değildir. Taraflarca itiraz edilmeyen tespit kararları taraflar açısından kesinleşir.
Fakat bu kesinleşme yalnızca taraflar açısından olur. İtiraz edilmeyen delil tespiti kararları takdiri delile ilişkin ise yargı mercii tespit edilmiş olan delille ilgili takdir yetkisini kullanarak kararını verecektir. Eğer tespite konu delil kesin delil ise hâkim bu delille bağlıdır. Bu yönde kararını vermek zorundadır.
Zaten güncel içtihatlarda bu husus anlattığımız şekilde uygulanmaktadır.
Esas davanın açılmasından önce istenen delil tespitlerinde görev almış bilirkişilerin, duruşma sırasında yeniden bilirkişi seçilmesi mümkündür. Yasa koyucu bunun aksine bir düzenleme getirmemiştir. Ayrıca Yargıtay’ın 03.03.1971 günlü Genel Kurul hükmünde; delil tesbiti aşamasında görev almış bilirkişinin, esas yasal aşama sırasında da bilirkişilik yapabilmesine izin verilmiştir.
Eğer delil tespiti yoluna başvurulmuş hatta deliller tespit edilmiş olsa dahi, davada bu delilin incelenme sırası geldiğinde ilgili delil halen mevcut ve incelenmesi mümkün ise hâkim delil tespitine ilişkin karara itibar etmeyip kendisi yeniden inceleme hükmü verebilir.
Yasal Aşama açılmadan önce delil tespiti yaptırma yoluna gidilmiş olması davaya konu edilen zarar veya alacak miktarının belirli hale getirdiği şeklinde yorumlanmayacaktır. Bu nedenle delil tespiti yaptırılsa dahi yasal aşama belirsiz alacak yasal süreci olarak açılabilecektir.5
VII.
Delil Tespitine İtiraz
Delil tespiti isteminin şartlarının varlığına kanaat getirilirse mahkemece talebin kabulüne hüküm verilir. Bunun sonucunda delil tespiti işlemi hüküm altına alınacaktır. Mahkemece verilen tespit hükmü ara hükmü niteliğinde olup nihaî bir hüküm değildir. Söz konusu ara karara karşı yasa yoluna başvuru mümkün değildir.
Buna karşın diğer taraf delil tesbiti için aranan koşulların bulunmadığı gerekçesine dayanarak bu ara hükmüne itirazda bulunabilecektir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 402’nci maddesine göre delil tespitine ilişin ara hükmünde delil tespitinin nasıl ve ne zaman yapılacağı, tespitin icrası sırasında hazır bulunabileceği, varsa itiraz ve ilave sorularını bir hafta içinde bildirmesi gerektiği yazılarak karşı tarafa tebliğ edilecektir. Bu itiraz delil tespitinin kabulüne hüküm veren hâkim tarafından incelenerek karara bağlanacaktır. Bu hüküm gereğince delil tespiti hükmüne itiraz süresi olan bir hafta içerisinde karşı tarafça itirazda bulunulabileceği düzenlenmiştir.
Mahkemece delil tespitinin koşullarının gerçekleşmediği kanaati ile istemin reddine hükmü verilmesi hâlinde ise, söz konusu ret hükmüne karşı başvurulabilecek bir yasa yolu mevcut değildir.
Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 403’üncü maddesine göre tespit isteminin kabulünde bu karara karşı itiraz mümkündür. Tam aksine tespit isteminin reddi kararlarına karşı ise kanunda böyle bir düzenleme getirilmemiştir. Mahkemeler ise uygulamada iş yükünün çokluğundan genellikle koşulların bulunmasına karşın, tespit istemlerini reddetmektedirler. Davanın ispatında önemli bir yeri olan delilin inceleme aşamasından önce incelenememesi halinde yok olması veya delilin ispat gücünü kaybetmesi hak kaybına yol açabilecektir.
Delil tesbiti isteminin reddi hâlinde ancak istemde bulunanın durumu veya şartların değiştiği gerekçesiyle yeniden delil tespit isteminde bulunulabilecektir. Ancak tespiti istenilen deliller yok olabilir veya zarar görebilir. Bu nedenle tespit isteminin reddi kararları da yargısal bir denetime açık olmalıdır. Aksi halde bir tarafın ispat hakkını kullanmasını imkansız hale getirebilecektir.
Tespit raporu karşı tarafa tebliğ edilmediyse veya itiraz süresi sonuçlanmamışsa hükme esas alınmayacaktır.6
Medeni Usul Hukukuyayınlarımızı keşfedin.
Dipnotlar
- Yargıtay 4.
Hukuk Dairesi’nin 1985 Esas ve 1985/7199 Hüküm sayılı 31/10/1985 günlü hükmü↩︎
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/7988 Esas ve 2020/2123 Hüküm sayılı ve 04/03/2020 günlü hükmü↩︎
- Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2014/4394 Esas ve 2015/2504 Hüküm sayılı 14/05/2015 günlü hükmü↩︎
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1993/2950 Esas ve 1994/230 Hüküm sayılı 20/01/1994 günlü hükmü↩︎
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/11-397 Esas ve 2022/701 Hüküm sayılı 18/05/2022 günlü hükmü↩︎
- Yargıtay 3.
Hukuk Dairesi 2023/3510 Esas ve 2024/2560 Hüküm sayılı 25/09/2024 günlü: “…tek taraflı hazırlanan ve itiraza uğrayan tespit dosyası bilirkişi raporuna dayalı olarak hesaplama yapılamayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla…”↩︎
Gökçe ARAL, Barosu’na 94284 sicil numarası ile kayıtlı bir avukattır. 2023 yılında Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur. Hukuk fakültesindeki eğitim sürecinde öğrenci değişim programlarıyla 2021 yılında Hamburg’ta ve 2022 yılında Strazburg’ta hukuk bürolarında staj yapmıştır.
Tüm YayınlarıSorunuz mu var? Hemen iletişime geçin.
Info@ballawfirm. com