Güncel yasal düzenlemeler ve yargı kararları ışığında yasal süreçlerin işleyişini bilmek, haklarınızı korumak adına oldukça önemlidir. İşte konu hakkında bilinmesi gerekenler:
9. Hukuk Dairesi 2024/6366 E., 2024/9427 K."İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 25. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1419 E., 2023/2306 K. HÜKÜM:İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ: Anadolu 15.
İş Yargı Makamı SAYISI: 2018/533 E., 2023/153 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanınkısmen kabulüne hüküm verilmiştir. Kararın davalı avukati vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2018 tarihlikararı ile görevsizlik hükmü verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Yargı Makamı kararının ortadan kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kararverilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma hükmü sonrası İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılamasonucunda, davanın kısmen kabulüne hüküm verilmiştir.
Kararın davalı avukati vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusununesastan reddine hüküm verilmiştir. Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü davalı avukati vasıtasıyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu vediğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildi. Davalı avukatince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmayatâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.06.2024 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı avukati Avukat...
Ile davacı avukati Avukat... Geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya sonverildi. Tetkik Hâkimi vasıtasıyla hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereğidüşünüldü:
I.
YASAL
AŞAMADavacı avukati yasal aşama dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 07.09.2007-10.04.2017 tarihine kadar davalıbünyesinde en son genel müdür ünvanı ile, işletmenin ve işyerinin bütününü sevk ve idare etmekle yetkilive sadece Yönetim Kuruluna bağlı işveren avukati olarak aylık net 25.000,00 TL ücretle çalıştığını, taraflararasında öncelikle işe giriş sırasında tüm personelle imzalanan klasik ve herhangi bir özel hükümiçermeyen iş sözleşmesi imzalandığını, fakat müvekkilinin pozisyonu gereği iş sözleşmesinin 22.12.2016tarihli ek protokol ile revize edildiğini, ek protokol ile taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin (7.2) ve(7.3) hükümlerinin yazılmış sayılmasına ve iş sözleşmesine "Fesih Maddesi" başlıklı 8 inci maddenineklenmesine hüküm verildiğini, davacının iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, 42.143,56 TL kıdemtazminatı, 33.475,54 TL ihbar ödeneği ve 10 günlük çalışmasının karşılığı olarak 5.133,31 TL ücretalacağının ödendiğini, bu ödemenin eksik olduğunu, davacının gerçek ücretinin çalıştığı tüm süre boyuncaeksik bildirildiğini, işten ayrılmadan önce net 25.000,00 TL ücret alıyor olmasına rağmen 15.000,00 TLüzerinden sigortalı gösterildiğini, elden ücret uygulamasının işyerinde genel bir uygulama olduğunubelirterek ihbar ödeneği, yıllık ücretli izin alacağı, prim alacağı ile ücret ve iade alınan bilgisayar bedelialacağının davalıdan tahsiline hüküm verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAPDavalı avukati cevap dilekçesinde; öncelikle görev itirazında bulunduklarını, davacının davalı Şirkette genelmüdür sıfatıyla çalışmakta iken işten çıktığından taraflar arasındaki yasal ilişkinin bir iş sözleşmesiniteliğinde değil vekâlet sözleşmesi ilişkisi niteliğinde sayılacağını, davacının işten ayrıldıktan bir süre sonra26.05.2017 tarihinde işyerine geldiğini, kendisine yasal alacakları olan kıdem ve ihbar ödeneği ve 10günlük ücretinin ödeneceğinin belirtildiği ve bu amaçla bir çek tanzim edilerek ödeme yapılmasınınamaçlandığını, bunun davacı vasıtasıyla kabul edilmemesi üzerine de ödemenin davacının banka hesabınayapıldığını, davacının fesih tarihi itibarıyla net ücretinin 15.000,00 TL olduğunu, ücretinin tümünün6.09.2024 12:46 about: blankabout: blank 1/4ödemesinin banka kanalıyla yapıldığını savunarak davanın reddine hüküm verilmesini istemiştir.
III. İLKDERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 07.09.2007-10.04.2017tarihleri arasında en son net 15.000,00 TL aylık ücretle davalıya ait işyerinde çalıştığı, iş sözleşmesinindavalı vasıtasıyla haklı olmayan nedenle feshedildiği, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, prim veyıllık izin alacağının ödendiğinin davalı vasıtasıyla ispatlanmadığı, davacının ücret ve iade alınan bilgisayarbedeli alacağı bulunduğu ispatlanamadığından bu alacaklara hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın kısmenkabulüne hüküm verilmiştir.
IV. İSTİNAFA.
İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde davalı avukatince istinafbaşvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı avukati; davada görevli mahkemesinin ticaret yargı makamı olduğunu, protokolün geçersiz olduğunu, davacının alacağının bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının yıllık izinlerinikullandığını, davacının genel müdür olduğunu ve bu görevden kaynaklı konumu ve yetkileri dikkatealındığında, kullandığı yıllık izinlere ilişkin olarak kendisine bir belgenin imzalatılamayacak olduğunubelirterek İlk Derece Yargı Makamı kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı Şirket arasındahukuki anlamda vekâlet ilişkisinden söz edilemeyeceği, taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisinden kaynaklıiş ilişkisi bulunduğu, iş sözleşmesi ek protokolün (8.2) nci maddesi ile iş sözleşmesinin feshi hâlinde ihbarsüresinin 1 yıl olarak belirleneceği ve 1 yıllık ücreti tutarı ödeneceğinin ve (8.3) üncü madde de işsözleşmesinin feshi hâlinde çalışılan her yıla karşılık 1 aylık net ücreti tutarında prim ödeneceğininbelirtildiği, davalı işveren vasıtasıyla davacının iş sözleşmesinin haklı neden bildirilmeksizin feshedildiği, davacı ilgili protokolün (8.2) ve (8.3) maddeleri gereğince belirlenen kurallar çerçevesinde davacınınbakiye ihbar tazminatına ve prim ücreti alacağına hak kazandığı, yıllık izinlerin kullanıldığına dair davalınınyıllık izin defteri veya eşdeğer yazılı belge sunamadığı, davacının yıllık izin alacağı bulunduğu gerekçesiyleistinaf başvurusunun esastan reddine hüküm verilmiştir.
V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde davalı avukati temyiz istemindebulunmuştur. B.
Temyiz Sebepleri Davalı avukati; istinaf dilekçesinde belirttiği sebepler ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe1. Itilaf ve Yasal Nitelendirme Itilaf; davacının ücretinin miktarı, ihbar ödeneği, yıllık ücretli izin ve prim alacaklarının bulunupbulunmadığı ve hesaplanması noktasındadır.2.
İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Yasa) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile371 inci maddesi.2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Yasa) 17, 32 ve 53, 59 uncu maddeleri.3. Dairemizin 07.06.2021 günlü ve 2021/5697 Esas, 2021/9959 Hüküm sayılı hükmü.3. Değerlendirme1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın yasal nitelendirilmesi ileuygulanması gereken hukuk kurallarına, yasal aşama şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarınave temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı avukatinin aşağıdaki paragrafların dışındakitemyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.
İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da taraflardanherhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sonaerdirmesi mümkündür.3. Fesih... Iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır.4. 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri içinsöz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimdebulunarak bildirim süresi tanıması gerekmez.5.
Bildirim sürelerine ilişkin 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesindeki kurallar nispi emredici niteliktedir. Taraflarca bildirim süreleri ortadan kaldırılamaz ya da azaltılamaz. Ancak, sürelerin sözleşme ilearttırılabileceği Kanun'da düzenlenmiştir.6. Bildirim sürelerinin arttırılabileceği kanunda belirtilmiş olmakla birlikte bir üst sınır öngörülmemiştir.
Dairemiz vasıtasıyla, üst sınırı hâkimin belirlemesi gerektiği kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi,21.03.2006 günlü ve 2006/109 Esas, 2006/7052 Hüküm sayılı hükmü). Dairemizce bildirim süresinin, enfazla ihbar ödeneği ve kötüniyet tazminatına esas süre kadar arttırılabileceği kabul edilmektedir.7. Somut olayda, "Hizmet Akdi Ek Protokolü" başlıklı protokolün (8.2) nci maddesinde iş sözleşmesininfeshinde bildirim süresinin 1 yıl olacağı belirtilmiştir.8.
Belirtmek gerekir ki 4857 sayılı Kanun'un 17 nci maddesinde bildirim sürelerinin arttırılmasına dair birüst sınır olmaması, bu artışın sınırsız olarak yapılabileceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Aksine düşüncetarzı, iş sözleşmesi ile bildirim süresinin 10 yıl olarak belirlenmesine ve uygulanmasına da imkân verebilir. Yine, işverence kötüniyete dayanan bir fesih hâlinde hesaplanması gereken kötüniyet tazminatınıntutarı da dikkate alındığında, fahiş şekilde belirlenen bildirim sürelerine hâkimin müdahalesinin gerekliliğiortaya çıkmaktadır. Bunun karşısında yer alan sözleşme serbestisi ilkesi ile çözüme gidilmesi, zamanzaman hakkaniyete uygun olmayan sonuçlara yol açabilmektedir.9. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarınıyerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukukdüzeni korumaz.” kuralı mevcuttur. Bildirim süresini fahiş şekilde artıran ek protokol hükmü, işvereninbildirimli fesih hakkını orantısız bir şekilde sınırlandırdığı gibi iş güvencesi sağlayan kurumlardan biri olanihbar tazminatına ilişkin yasal düzenlemenin amacını da aşmıştır.10. Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, ihbar tazminatının, bildirim süresinin sözleşme ileartırılmasına ilişkin Dairemizce benimsenen üst sınır dikkate alınarak hesaplanması gerekir.11. 4857 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükmebağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olupolmadığının önemi bulunmamaktadır.12.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığınıimzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır.13. 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup hâkimuyuşmazlığın aydınlatılmasının mecburi kıldığı durumlarda, maddi veya yasal açıdan belirsiz yahut çelişkiligördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilecek, soru sorabilecek ve delil gösterilmesiniisteyebilecektir.14. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince davacının 9 yıl boyunca hiç izin kullanmadığı kabuledilerek yıllık izin ücreti alacağının hesaplanması ve hüküm altına alınması hatalı olmuştur. Davacı asılın lk Derece Yargı Makamı duruşmasında "...
Üzerinden çok sene geçtiği için ne kadar yıllık izin kullandığımıhatırlamıyorum, işler çok yoğun olduğu için bayram tatilleri ile birleştirip kullanırdım...." şeklinde beyandabulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı davalı işyerinde genel müdür (üst düzey yönetici) olarak çalışmaktaolup yıllık izin belgesini düzenlettirme yetkisine sahiptir. Davacının 9 yıllık süre içinde izin kullanmamasıhayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi beyanında da izin kullandığını belirtmiş; ancak ne kadar yıllıkücretli izin kullandığı yönünde net bir açıklamada bulunmamıştır. Hâl böyle olunca dosya kapsamındaki tümbilgi ve belgeler, davacının üst düzey yönetici olması ve kaç gün yıllık izin kullandığına dair net bir beyanıolmaması dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan yıllık izin miktarından %50oranında indirim yapılması gerekli iken yazılı gerekçe ile hüküm verilmesi de hatalı olup bozmayıgerektirmiştir.
VI.
HÜKÜMA
çıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Yargı Makamı hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Yargı Makamı kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Yargı Makamı kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz hüküm harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle hüküm verildi.
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.