Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.
Hukuk Genel Kurulu 2023/458 E., 2024/489 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Bölge Adliye Yargı Makamı 5. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/2044 E., 2022/1577 K.
HÜKÜM:Davanın kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.05.2022 günlü ve 2021/12348 Esas, 2022/7079 Hüküm sayılı BOZMA hükmü Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine hüküm verilmiştir.
Kararın davacı avukati vasıtasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Yargı Makamı hükmü kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne hüküm verilmiştir. Bölge Adliye Yargı Makamı hükmü davalı... Avukati vasıtasıyla temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Yargı Makamı vasıtasıyla Özel Daire bozma hükmüne karşı direnilmiştir.
Direnme hükmü davalı... Avukatince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz koşulu ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne hüküm verildikten sonra Tetkik Hâkimi vasıtasıyla hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. YASALAŞAMA Davacı avukati; müvekkilinin 30.07.2019 tarihinde 3201 sayılı Kanun’a göre borçlanma talebinde bulunduğunu, davalı Kurumun 14.10.2019 günlü yazısında borçlanma talep dilekçesinde imza bulunmadığı belirtilerek talebin geçersiz olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin borçlanma talep dilekçesinde imza olarak ad ve soyadını kullandığını ayrıca imza olmasa dâhi Kurum vasıtasıyla imza eksikliğinin giderilmesinin istemesi gerektiğini belirten 08.11.2019 günlü dilekçesine cevap verilmediğini, borçlanma talebinin kabul edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek yurt dışı borçlanma başvurusunun imza eksikliği nedeniyle borçlanma talebinin geçersiz sayılmasına ilişkin Kurum işleminin iptaline ve 30.07.2019 tarihinde yapılan yurt dışı borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespitine hüküm verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAPDavalı... (SGK/Kurum) avukati; davacının borçlanma talep dilekçesinde ilgilinin ad ve soyadı kısmını doldurmasına rağmen imza kısmını boş bıraktığını, yurt dışı borçlanmasına ilişkin başvurularda eksik bilgi veya belge olması hâlinde eksikliğin tamamlanması için 3 aylık yasal süre verildiğini ancak imza eksikliğinin eksik bilgi veya belge kapsamında olmadığını, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 17.05.2019 günlü yazısında ve 06.11.2011 günlü ve 2011/48 sayılı Genelgenin yurt dışı borçlanma işlemleri başlıklı ikinci bölümünün 1.4 üncü maddesinde yurt dışında geçen çalışma ve ev kadınlığı sürelerinin borçlandırılmasına ilişkin yazılı talep dilekçesinin usulüne uygun doldurulup imzalandıktan sonra doğrudan veya posta yoluyla Kurumun ilgili ünitesine ulaştırılması gerektiği düzenlendiğinden davacının sunduğu talep dilekçesinde imza bulunmaması nedeniyle borçlanmanın geçersiz sayıldığını belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
III.
İLK
DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.03.2021 günlü ve 2020/14 Esas, 2021/101 Hüküm sayılı hükmü ile; borçlanma talep dilekçesinde davacının ad ve soyadının yazılı olduğu ancak imza kısmında imzasının bulunmadığı, dosyadaki vekâletnamede davacının imza olarak ad ve soyadını yazmakla birlikte diğer belgelerde ayrıca imzasının bulunduğu, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun dikkate alınmadığı, 3201 sayılı Yasa ve Genelgeye göre davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine hüküm verilmiştir.
IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde davacı avukati istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 günlü ve 2021/1282 Esas, 2021/1666 Hüküm sayılı hükmü ile; dilekçede imzanın bulunması asli unsur ise de imza eksikliğinin tamamlanmasının her zaman mümkün olduğu, kamu kurumları nezdinde yürütülen işlemlerin yoğunluğu veya dalgınlık nedeniyle imza şartının yerine getirilemediği durumlara rastlanıldığı, öte yandan 6100 sayılı Kanun’un 119 uncu maddesinde yasal aşama dilekçesinde tespit edilen imza eksikliğinin nasıl giderileceğinin düzenlendiği, borçlanma talep dilekçesinde bulunan imza eksikliğinin dilekçede iletişim bilgileri bulunan davacı vasıtasıyla tamamlanabileceği, davalı Kurum vasıtasıyla kayda esas alınarak numara verilen belgedeki imza eksikliğinin tamamlanması için davacıya süre verilmesi gerekirken imza eksikliği nedeniyle borçlanma talebinin geçersiz sayılmasının yerinde olmadığı, ayrıca yasal aşama dilekçesinde ve yargılama sırasında borçlanma talep dilekçesinin davacı vasıtasıyla verildiği belirtildiğinden dilekçenin davacıya ait olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmasına ve davacıya belgeyi imzalama yükümlülüğü yüklemeye gerek olmadığı gerekçesiyle davacı avukatinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece yargı makamı hükmü kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile 30.07.2019 günlü dilekçedeki imza eksikliği nedeniyle borçlanma talebinin geçersiz olduğuna ilişkin 14.10.2019 günlü Kurum işleminin iptaline, 30.07.2019 günlü borçlanma talep dilekçesinin geçerli olduğunun tespitine hüküm verilmiştir.
V. BOZMAVE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Hükmü 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen hükmüne karşı süresi içinde davalı...
Avukati temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hükmü ile “... Davacı, isim ve soyisminin olduğu ancak imzasının bulunmadığı 30/07/2019 günlü yurtdışı borçlanma talep dilekçesi ile yurtdışında geçen hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurum vasıtasıyla talebin davacının imzasının bulunmaması nedeniyle 14/10/2019 tarihinde reddedildiği, tekrar davacı vasıtasıyla 8.11.2019 günlü dilekçesi ile imza attığını, imza olarak isim ve soyismini kullandığını belirterek itirazı üzerine, davalı Kurum vasıtasıyla 4.2.2020 günlü yazı ile imza eksik bilgi belge kapsamında değerledirilemeyeceği ve tamamlanabilir bir işlem olmadığı gerekçesiyle reddi üzerine davacı avukatince kurum işleminin iptaline yönelik eldeki davanın açıldığı İlk derece Mahkemesince, davanın reddine dair hükmün, Bam Dairesince, kaldırılarak davanın kabulüne hüküm verildiği anlaşılmıştır.
Davacı vasıtasıyla kuruma verilmiş olan dilekçesinde ad soyad kısmının doldurulmuş olduğu, ancak imza kısmının boş bırakıldığı görülmüştür. Davacı avukati vasıtasıyla müvekkilinin imza olarak ad ve soyadını kullandığı yönündeki iddiasına ilişkin, davacıya ait resmi kurumlardan getirilen belgelerde davacının isim ve soyisminin dışında ayrıca imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Yurt dışı borçlanma başvurularındaki eksik bilgi belge olması hâlinde ilgililere eksiklikleri tamamlamak için 3 aylık yasal süre verilmektedir. Ancak davacının başvurusunun resmi kuruma yapılması ve imzanın bir resmi belgenin geçerliğinin şekil-sıhat koşulu olduğu, imzanın o belgenin kişiye ait olduğunun karinesi olduğu aksi halin ancak sahtelik iddiası ve ispatı hâlinde mümkün bulunduğu, imzasız belgenin aidiyetinin belirsiz olduğu gibi her zaman inkarının mümkün bulunduğu hususları göz önüne alındığında imza eksikliği eksik bilgi, belge kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaması karşısında davalı kurumun davaya konu işleminin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış olup davanın reddi yerine kabul hükmü verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Yargı Makamı 5. Hukuk Dairesinin davacı avukatinin istinaf başvurusunun kabulüne dair hükmü bozulmalıdır…” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Hükmü Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hükmü ile; önceki gerekçeye ilaveten imza eksikliğinin tamamlanabilir olduğu gerekçesiyle aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline ilişkin verilen kararların Yargıtay 10.
Hukuk Dairesince onandığı, aynı vaziyette olan kişilere farklı uygulama yapılmasının adil yargılanma hakkına, eşitlik ilkesine ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle direnme hükmü verilmiştir.
VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme hükmüne karşı süresi içinde davalı... Avukatince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum avukati; davacının Kuruma sunduğu borçlanma talep dilekçesinde ad ve soyadını yazmasına rağmen imza kısmını boş bıraktığını, imza eksikliğinin eksik bilgi veya belge olarak değerlendirilemeyeceğini, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Itilaf Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen itilaf; somut olayda davacının ad ve soyadının olduğu ancak imzasının bulunmadığı 30.07.2019 günlü yurt dışı borçlanma talep dilekçesinin imza bulunmadığından bahisle geçersiz sayılmasına ilişkin Kurum işleminin yerinde olup olmadığı, imza eksikliğinin, eksik bilgi ve belge kapsamında değerlendirilerek tamamlattırılmasının mümkün olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre davanın reddinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1.3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un (3201 sayılı Yasa) 1 ve 4 üncü ile geçici 9 uncu maddeleri. 2. Yurt Dışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğinin (Yönetmelik) 7 nci maddesi. 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Yasa) 119 uncu maddesi. 2.
Değerlendirme 1. Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Yasa ile Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen sürelerinin sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi için borçlanma ve buna bağlı olarak yaşlılık sigortasından yararlanma hakkı verilmiş ve bu kişilerin yurt dışındaki ülke sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında sosyal güvenliklerine gerek kalmaksızın Türkiye'de sosyal güvenceye kavuşmalarına imkân tanınmıştır. 2. Faaliyet borçlanması sosyal güvenlik hakkı elde edilmesinde istisnai bir yöntem olarak, primi ödenmediği için faaliyet süresinden sayılmayan bazı sürelerin primlerinin borçlanılıp ödenmesi koşuluyla yaşlılık aylığına esas sigortalılık süresi ve prim gün sayısından sayılmasını sağlayan bir yapıyı ifade etmektedir. 3. Sosyal güvenliğin dinamik yapısı, amaç ve kapsamındaki genişleme eğilimi, sosyal risklerin artan etkisi dikkate alındığında yasalarda yer alan ve sosyal güvenliğin çatısını oluşturan bu gibi kavramların sınırlarının belirlenmesinde her zamankinden daha fazla zorunluluk bulunmaktadır. 4.
Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurtdışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un "Amaç ve kapsam" başlıklı 17.04.2008 günlü 5754 sayılı Yasa ile değişik 1 inci maddesinde;“Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Yasa hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” düzenlemesi bulunmakta iken 10.09.2014 günlü ve 6552 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi ile değişik son hâlinde; “Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Yasa hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir.” hükmüne yer verilmiştir. 5. Aynı Kanun'un "Borçlanma tutarı ve borçlanma tutarının iadesi" başlıklı 17.04.2008 günlü 5754 sayılı Yasa ile değişik 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise "Borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 32'sidir. Ancak, prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Borçlanılan süreler, yurda kesin dönüş yapılmış olması şartıyla aylık tahsisi için yazılı talepleri halinde 5510 sayılı Yasanın 41 inci maddesinin son fıkrası hükümlerine göre değerlendirilir.
Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru koşulu aranır." düzenlemesi mevcut olup 02.07.2018 günlü ve 700 sayılı Yasa Hükmünde Kararname'nin 97 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiş yine 17.07.2019 günlü ve 7186 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesiyle “% 32’sidir.” ibaresi “% 45’idir.” şeklinde değiştirilerek anılan değişikliğin 01.08.2019 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. Yine 3201 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yurt dışı faaliyet borçlanmasına ait sürelerin 5510 sayılı Kanun'a göre hangi sigortalılık hâline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde Türkiye'de sigortalılık varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık hâline göre, sigortalılıkları yoksa 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süreleri olarak kabul edileceği yönündeki düzenlemede 7186 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile değiştirilerek yurt dışı faaliyet borçlanmasına ait sürelerin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edileceği hükme bağlanmıştır. 7186 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesiyle de 3201 sayılı Kanun'a "Kısmi aylık bağlanmış olanlar dahil olmak üzere bu maddenin yürürlük tarihinden önce yurt dışında geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunanlardan tahakkuk ettirilen borçlarını yasal süresi içinde ödeyenlerin, sigortalılık sürelerinin hangi statüde değerlendirileceğinin ve tahakkuk ettirilecek borç tutarının tespitinde önceki hükümler esas alınır." şeklinde geçici 9 uncu madde eklenmiştir. 6.
Öte yandan 06.11.2008 günlü ve 27046 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin "Borçlanma başvurusunda istenilecek belgeler" kenar başlıklı 7 nci maddesi; "(1) Borçlanma başvuruları, örneği Kurumca hazırlanan ve Kurumun Internet sayfasında yayımlanan Yurtdışı Faaliyet Borçlanma Talep Dilekçesi ile yapılır. (2) Yurtdışı Faaliyet Borçlanma Talep Dilekçesinde, yurtdışında borçlanma kapsamında geçen sigortalılık veya ev kadını olarak geçen süreleri bulunan kişinin adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, borçlanılmak istenilen sürenin niteliği ve süresi, borçlanma miktarının hesabına esas bir günlük prime esas kazanç tutarı ve tebligat adresi ile Türkiye’de sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi geçen çalışmaları varsa kurumu, sigortalılık statüsü, sicil numarası ve süresi belirtilir. (3) Yurtdışı Faaliyet Borçlanma Talep Dilekçesine, 9 uncu maddede belirtilen ve borçlanılacak süreye uygun belge asıllarının eklenmesi mecburidir. Kurum, bu belgelerin aslı yerine örneğini ve borçlanma işlemini tamamlamak için ihtiyaç duyduğu diğer belgeleri istemeye yetkilidir.." şeklinde düzenlenmiş olup 06.11.2020 günlü ve 31296 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yurt Dışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle bu madde de yer alan "Internet" ibaresi "internet"; "faaliyet" ibaresi de "süreleri" şeklinde değiştirilmiştir. 7. Bundan başka Sosyal Güvenlik Kurumunun 2011/48 sayılı Genelgesinin "Yurt dışı borçlanma işlemleri" başlıklı ikinci bölümünün 1 inci maddesinde yurt dışı borçlanmasından yararlanabilmek için Türk vatandaşı olmak, belirli nitelikte yurt dışı süreleri bulunmak, faaliyetleri belgelendirmek, yazılı istekte bulunmak şartlarının aranacağı belirtildikten sonra 1.4 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Yurtdışında geçen çalışma veya ev kadınlığı sürelerinin borçlandırılmasına ilişkin yazılı talep, örneği Ek: 1’de yer alan “Yurtdışı Faaliyet Borçlanma Talep Dilekçesi”nin usulüne göre doldurulup imzalandıktan sonra doğrudan ya da posta yolu ile Kurumun ilgili ünitesine ulaştırılması ile yapılacaktır." şeklindeki düzenlemeye yer verilmiştir. 8. Diğer taraftan bilindiği üzere yasal aşama dilekçesi içeriğinde bulunması gereken hususlar ayrıntılı olarak 6100 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilmiş olup anılan düzenlemenin (h) bendinde yasal aşama dilekçesinde davacının, varsa avukatinin kanuni temsilcisinin veya avukatinin imzasının bulunması gerektiği açıklanmıştır.
Ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrasında yasal aşama dilekçesinde imza eksikliğinin bulunması hâlinde hâkim vasıtasıyla davacıya eksikliğini tamamlaması için bir haftalık süre verilerek tamamlanması, tamamlanmadığı takdirde ise davanın açılmamış sayılması gerektiği belirtilmiştir. 9. Bu aşamada belirtmek gerekir ki 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesinde Kanun'un amacı; "Türk vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili ve şikâyetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma haklarının kullanılma biçimini düzenlemektir."; 2 nci maddesinde ise kapsamı; "Bu Yasa, Türk vatandaşları ve Türkiye’de ikamet eden yabancılar vasıtasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi ile idarî makamlara yapılan ve şikâyetler hakkındaki başvuruları kapsar" şeklinde açıklanmış olup aynı Kanun'un "Dilekçede bulunması mecburi şartlar" başlıklı 4 üncü maddesinde ".. Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir." hükmüne yer verilmiştir. 10. Görüldüğü üzere 3071 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesine göre dilekçede imza bulunması gerekmekte ise de 2 nci maddesinde belirtildiği üzere Yasa idari makamlara yapılan ve şikâyetleri kapsamaktadır. 11.
Somut olayda davacının 08.08.2019 tarihinde Kurum kayıtlarına giren dilekçesi ile yurt dışında çalışılan 4560 günü borçlanma talebinde bulunduğu, borçlanma talep dilekçesinin Türkiye’deki adres bölümüne Türkiye’deki adresini ve cep telefon numarasını; ad ve soyadı bölümüne ise ad ve soyadı ile tarihi yazdığı, ancak imza kısmının boş olduğu, Kurum Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 17.05.2019 günlü genel yazısında borçlanma talep dilekçesinin imzalı olmaması hâlinde işleme konulmayarak reddedileceği ve ilgiliye de yazıyla bildirileceği, imzasız olduğu hâlde reddedilmeyip işleme alınarak tahakkuk ettirilen borçlarını ödeyenlerin borçlanma işlemlerinin ise iptal edilmeyeceğinin belirtildiği, davalı Kurum vasıtasıyla bu genel yazı kapsamında işlem yapılarak davacıya hitaben yazılan 14.10.2019 günlü yazı ile borçlanma talep dilekçesinin imzasız olması nedeniyle borçlanma talebinin geçersiz sayıldığının bildirildiği, davacının 08.11.2019 günlü dilekçesiyle borçlanma talep dilekçesinde ad ve soyadının yazılı olduğunu, imza eksikliğinin süre verilerek tamamlanmasının istenmesi gerektiğini belirterek 30.07.2019 günlü dilekçesinin işleme konularak borç tahakkuk cetveli gönderilmesini talep ettiği, Kurumca talebin 04.02.2020 günlü yazı ile reddedilmesi üzerine davacı vasıtasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. 12. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının imzasının bulunmadığı 30.07.2019 günlü borçlanma talep dilekçesinin davalı Kurumca kayda alındığı gibi dilekçede davacının iletişim bilgilerinin bulunduğu, öte yandan davacının bu dilekçeyle yurt dışında çalışılan 4560 günü borçlanarak Türkiye’de sosyal güvenlik hakkı elde etmeye çalıştığı, kaldı ki 17.07.2019 günlü olup 01.08.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7186 sayılı Yasa ile 3201 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde yapılan değişiklikle borçlanma tutarının belirlenmesinde esas alınacak prime esas kazanç oranının %32’den %45’e çıkarıldığı, ayrıca borçlanılan sürelerin hangi sigortalılık statüsünde geçmiş sayılacağına ilişkin olarak aynı Kanun’un 5 inci maddesinde yine 7186 sayılı Yasa ile değişiklik yoluna gidilerek Türkiye’de en son geçen sigortalılık statüsüne bakılmadan doğrudan 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesi kapsamında geçmiş sayılacağı yönünde düzenlemeler yapıldığı, 3201 sayılı Kanun’un geçici 9 uncu maddesi ile de 7186 sayılı Yasa ile yapılan değişikliklerin yürürlük tarihinden önce borçlanma talebinde bulunanlardan borçlarını yasal süresi içinde ödeyenlerin borçlandıkları sürelerin hangi statüde geçmiş sayılacağı ile tahakkuk ettirilecek borç tutarının tespitinde önceki hükümlerin uygulanacağına ilişkin düzenleme bulunduğu, bu hükümler kapsamında itilaf konusu borçlanma talebinin geçersiz sayılmasının davacının aleyhine sonuç doğuracağı, yasal aşama dilekçesindeki imza eksikliğinin dahi mahkemelerce 6100 sayılı Kanun’un 119 uncu maddesi uyarınca davacıya süre verilerek tamamlattırılmasına yasa koyucunun imkân tanıdığı, imzasız dilekçelerin işleme alınmayacağına ilişkin 3071 sayılı Kanun’un ise Türkiye Büyük Millet Meclisi ile idari makamlara yapılan ve şikâyetlerle ilgili olup itilaf konusu işlem ve dilekçenin bu Yasa kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde, davalı Kurumca yurt dışı borçlanma talep dilekçesindeki imza eksikliğinin davacıya süre verilerek tamamlattırılması gerekirken doğrudan borçlanma talebinin geçersiz sayılması yönünde tesis edilen Kurum işleminin ve buna bağlı olarak borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiğini öngören Özel Daire bozma kararının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. 13. Hâl böyle olunca direnme hükmü usul ve yasaya uygundur. 14. Ne var ki Özel Dairece bozma nedenine göre davalı Kurum avukatinin diğer temyiz itirazları yönünden inceleme yapılmadığından bu yönde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
VII.
HÜKÜM
Açıklanan sebeplerle; Direnme uygun bulunduğundan davalı... Avukatinin sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 02.10.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak hüküm verildi.
Hukuk Büromuz Bürosu, Avukatlık Bürosu, Mecidiyeköy Avukatlık Bürosu,,
Her yasal vaziyet kendi içinde özel değerlendirmeler gerektirir. Olası itilaflarda herhangi bir hak kaybına uğramamak adına yasal sürecin uzman bir hukukçu ile yürütülmesi faydalı olacaktır.