Cinsiyet Değiştirme Süreci Tamamlanmadan İsim Değişikliği
Cinsiyet Değiştirme
Cinsiyet değiştirme koşulları, Medeni Yasa 40. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu şartlara ve izne uygun olarakCinsiyet değiştirmeAmeliyatının yapılması sonrasında açılacak yasal aşama ile nüfus kaydının düzeltilmesi istenebilir.
Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmî sağlık kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına hüküm verilir.
(TMK m.40/2)
Kanundaki “nüfus sicilinde gerekli düzeltmelerin yapılması” ifadesiyle, cinsiyet hanesine ilişkin düzeltmeler kastedilmektedir. Bu niteliktekiNüfus kaydı düzeltmesiNin, ancak cinsiyet değiştirme ameliyatı sonrasında mümkün olduğu tartışmasızdır.
Cinsiyet Değişikliği Olmadan İsim Değiştirme
Kanundaki koşullara göreCinsiyet değişikliği Sürecinde olup da bu süreci henüz tamamlamış kişiler ileTrans yapıdaOlup, cinsiyet değiştirme ameliyatı olmak istemeyen kişiler, sadece ismini değiştirmek isteyebilir.
Cinsiyet değişikliği şartı gerçekleşmeden isim değişikliğiTaleplerine ilişkin farklı yargı kararları mevcuttur.
Bazı yargı kararlarında, isim değişikliği taleplerinin reddine gerekçe olarak ya TMK m.40/2 düzenlemesindeki koşul ya da “kamu düzeni” gösterilmektedir.
AncakAnayasa Yargı MakamıTarafından verilen çok sayıdaki kararda; isim değiştirme talebinin kabulü için, kişiye, cinsiyet değiştirme ameliyatı olma külfetinin yüklenmesinin hukuka, Anayasaya ve taraf olunanUluslararası sözleşmelerE aykırı olduğu açıklanmıştır.
“Başvurucu; nüfus kayıtlarındaki cinsiyet bilgisinin erkek olduğunu ancak kendisini trans bir birey olarak tanımladığını, sosyal yaşantısını bu şekilde sürdürdüğünü ve çevresinde D. Ismiyle bilindiğini ileri sürerek isminin D. Olarak tashih edilmesi talebiyle 22/11/2001 günlü ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 27. Maddesi kapsamında Nüfus Müdürlüğüne karşı 11/9/2017 tarihinde yasal aşama açmıştır…
Anayasa’nın 20.
Maddesinin birinci fıkrasında herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Bireyin yaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir unsuru hâline gelen, birey olarak kimliğin belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri ve vazgeçilmez, devredilmez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkı olanIsim hakkıNın da kişinin özel hayatının bir unsuru olduğu açıktır. Dolayısıyla isim üzerinde değişiklik ve düzeltme yapılmasını isteme hakkı da Anayasa’nın 20. Maddesi kapsamında değerlendirilmelidir…
Bu çerçevede isim değişikliği taleplerinin hangi koşullar altında olumlu karşılanacağı, bu tür taleplerin hangi usul ve esaslar çerçevesinde yerine getirileceği hususunda idari ve yargısal makamlara belli ölçüde takdir yetkisi tanınabileceği kabul edilmelidir.
Ancak bu takdir yetkisinin isim değişikliği taleplerinin değerlendirilmesi yolunu tamamen kapatacak ve sonuç alınmasını imkânsız kılacak şekilde kullanılmaması gerektiği önemle vurgulanmalıdır….
Somut olayda derece yargı mercileri, başvurucunun isim değişikliği talebinde bulunabilmesi için cinsiyet değişikliği ameliyatı olmasının mecburi olduğunu kabul etmiştir. Derece mahkemelerinin dayandığı 4271 sayılı Kanun’un 40. Maddesi, cinsiyet değişikliği talebinin kabulüne ve cinsiyet değişikliği ameliyatının gerçekleşmesinin akabinde kişisel vaziyet sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına ilişkin koşulları düzenlemektedir. İsim değişikliği ile ilgisi bulunmayan bu kuralın uygulanması ve isim değişikliği talebinin reddine gerekçe yapılmasının bu konuda ilgili ve yeterli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün görünmemektedir….
Anayasa Yargı Makamı, başvurucunun isim değişikliği talebinin reddine ilişkin verilen hüküm nedeniyle özel hayata saygı hakkı yönünden devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna ulaşmıştır.
Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin yargı mercii kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır…”
(Anayasa Yargı Makamı, 2019/42944 Başvuru, 17/6/2021 T)
4271 sayılı Kanun’un 27. MaddesininCinsiyet değişikliği davasıNın açılmış olmasını bir koşul olarak koşmadığının altı çizilmelidir. Nitekim Yargıtay kararlarında da haklı nedenin ön plana çıkarıldığı ve cinsiyet değişikliği yapılması gerektiğine ilişkin ek bir koşulun aranmadığı görülmektedir…
Ayrıca ilgili mevzuatın nüfus kaydındaki cinsiyet bilgisinin değiştirilebilmesi için cinsiyet değiştirme ameliyatı olunmasını gerektirdiği anlaşılmaktadır. Bu gereklilik dikkate alındığında kişinin kendisini psiko-sosyal durumu itibarıyla daha iyi hissedeceği bir ismi alabilmesi için vücut bütünlüğüne yönelik bir müdahaleye rıza göstermek zorunda bırakılması kişiye aşırı bir külfet yükler.
Öte yandanNüfus kaydında erkek olan bir kimsenin kadın ismi almasıNın kamu düzeni açısından sorunlar yaratabileceği de göz ardı edilemez. Bu sebeple derece mahkemelerinin kamu yararı ile bireysel menfaatler arasında denge kurarken bu hususu gözetmeleri makul karşılanabilir. Ancak başvurucuya yüklenen cinsiyet değiştirme ameliyatı olma külfetinin ağırlığı karşısında kamunun bundan elde edeceği yararın önem derecesi oldukça düşük kalmaktadır…
Diğer taraftan İstinaf Yargı Makamı, ilk derece mahkemesinin gerekçesine ek olarak nüfus kaydındaki cinsiyeti erkek olan başvurucunun kadın ismi kullanmasının kamu düzeni bağlamında karışıklığa neden olabileceği şeklinde bir değerlendirmede bulunmuştur. Hâlbuki yaygın toplumsal kabullerleErkek ismiVeyaKadın ismiOlduğu değerlendirilen isimlerin farklı cinsiyetler tarafından kullanılabildiği hatta bazı isimlerin kadın veya erkek cinsiyetine atfedilemeyecek nitelik arz ederek her iki cins tarafından da kullanılabildiği gözlemlenebilmektedir.
Mahkemenin bu kapsamda yaptığı yorum isim değişikliğinin kabul edilmesinin yolunu başvurucu açısından tamamen kapatmakta ve bu hakkın tanınmasını anlamsız hâle getirmektedir. Dolayısıyla kamu düzeni bağlamında karışıklık çıkma endişesi başvurucunun isim değişikliği talebinin reddedilmesi bakımından ilgili ve yeterli bir gerekçe olarak kabul edilemez…
Somut başvurunun koşullarında derece mahkemelerince başvurucunun isim değişikliği neticesinde elde edeceği menfaat ile buna ilişkin talebin reddedilmesi hâlinde kamunun sağlayacağı yarar arasında adil bir denge kurulduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Zira kişinin varlığının ve kimliğinin ayrılmaz bir parçasıÖzel hayatı, ailesi ve çevresi ile olan ilişkilerinde önemli bir araç olanAdın değiştirilmesi talebiHakkında konuyu düzenleyen normların Anayasa’ya uygun biçimde yorumlanarak uygulanmadığı ve başvurucunun koşullarına özgü ikna edici gerekçelerin ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Neticede isim değişikliği konusunda çatışan menfaatlerin dengelenmesine yönelik somut başvuru özelinde değerlendirme yapılmaması ve ret kararının anayasal güvenceleri gözeten ilgili ve yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı yönünden devletin pozitif yükümlülüklerinin yerine getirilmediği kanaatine varılmıştır…
Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. Maddesinde güvence altına alınanÖzel hayata saygı hakkıNın ihlal edildiğine hüküm verilmesi gerekir…”
(Anayasa Yargı Makamı, 2018/34343 Başvuru, 27/1/2021 T)
Değerlendirme ve Sonuç
Anayasa Yargı Makamı kararlarında; isim değişikliği davalarındaki genel kriterlere göre değerlendirme yapılması ve kişi özgürlükleri ile kamu yararı arasındaki menfaatler dengesinin, doğru ayarlanması gerektiği belirtilmiştir.
Uygulamada, haklı nedenlerin varlığında isim değişikliğinin mümkün olduğu, bu haklı nedenlerin sınırlı sayıda olmayıp, her kişinin somut koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Ayrıca yine çeşitli Yargıtay kararlarında, kişinin ismi ile psikolojik bir bağ kuramama durumu dahi haklı neden olarak kabul edilmiş ve kişinin kendi seçmediği bir isimle yaşamaya zorlanmasının toplumsal hiçbir yararı olamayacağı belirtilmiştir.
Trans yapıda bireylerin de, Anayasal güvence altındaki özel hayata saygı hakkının bir sonucu olan, kendi ismini belirleme imkanından mahrum bırakılması kabul edilemez. Zaten Anayasa Yargı Makamı kararlarında da, böyle bir uygulamanın hukuka ve Anayasaya aykırı olacağı açıkça belirtilmiştir. Cinsiyetine veya cinsel yönelimine bakılmaksızın, herkesin kendi ismini belirleme hakkı mevcut ve hukuken mümkündür.
Bu hakkın kullanımı için, hiç kimseye, kanunda açıkça yazılı olmayan bir külfet yüklenemeyeceği gibi, “kamu düzeni” gibi muğlak gerekçelerle Anayasal hakların kullanılması engellenemez.
Bu değerlendirmeler doğrultusunda, trans yapı veya histe olma nedeniyle açılacak isim değişikliği davalarında, cinsiyet değişikliği şartının aranamayacağı söylenebilir.
Avukatlık büromuzA, cinsiyet değiştirme davaları,Isim ve soyisim değişikliği, isim ekletme veya sildirme,Yaş düzeltme, mükerrer nüfus kaydının iptali,SoybağıVeNüfus düzeltmeDavalarında yasal destek için ulaşabilirsiniz.
Hukuk Büromuz15 Ekim 2025