Soylu Aralık 13, 2025 Aile Hukuku
Boşanma Davasında Maddi ve Manevi Ödenek
Son Güncellenme Tarihi: Aralık 17, 2025
Türk hukuk sisteminde boşanma davasında maddi ve manevi ödenek talep etmek, kusursuz veya daha az kusurlu eşin yasal hakkıdır. Bu hakkın kullanılabilmesi için belirli koşulların bir araya gelmesi, ve bir arada bulunması gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174. Maddesi, bu konuda temel düzenlemeyi içerir ve eşlere önemli haklar tanır.
TMK 174’e göre;”Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi ödenek isteyebilir”
Boşanma davasında maddi ve manevi ödenek talepleri, boşanmanın fer’i (yan) sonuçları olarak kabul edilir. Bu nedenle doğrudan boşanma yasal süreci ile birlikte talep edilebileceği gibi, boşanma hükmü kesinleştikten sonra da 1 senelik süre içinde ayrı bir yasal aşama konusu yapılabilir.
Boşanma Davasında Maddi Ödenek Nedir?
Boşanma davasında maddi ödenek, evliliğin boşanma ile sona ermesi nedeniyle ekonomik menfaatleri zarara uğrayan eşin, kusurlu olan diğer eşten talep ettiği parasal tazminattır.
Bu tazminatın temel amacı, evlilik birliğinin devamı halinde elde edilebilecek ya da mevcut olan maddi çıkarların kaybını telafi etmektir.
TMK’nın 174. Maddesinin 1. Fıkrası konuyu şöyle düzenler: “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi ödenek isteyebilir.”Bu hüküm açıkça gösterir ki, maddi ödenek bir ceza değil, kaybedilen veya kaybedilecek olan maddi menfaatlerin karşılığıdır.
Borçlar Kanunu’ndaki genel ödenek hükümlerinden farklı olarak, boşanmada maddi ödenek kendine özgü bir yapıya sahiptir. Burada gerçek zararın tam olarak belirlenmesi yerine, hakimin takdir yetkisi çerçevesinde “uygun bir miktar” tazminata hükmedilir.
Bunun nedeni, evlilik birliğinin eşlere sağladığı maddi faydaları matematiksel olarak hesaplamanın zorluğudur.
Mevcut menfaatler, evlilik sürerken eşin diğerinden elde ettiği somut yararlardır. Örneğin bir eşin diğerinin sosyal güvenlik şemsiyesi altında sağlık hizmetlerinden yararlanması, geçiminin sağlanması, barınma ihtiyacının karşılanması gibi. Beklenen menfaatler ise evlilik devam etseydi gelecekte elde edilmesi muhtemel olan çıkarlardır; miras hakkı, emekli aylığından yararlanma gibi.
Boşanma Davasında Maddi Tazminatın Koşulları
Boşanma davasında maddi tazminata hükmedilebilmesi için birlikte gerçekleşmesi gereken temel şartlar vardır. Bu şartlardan herhangi birinin eksik olması halinde maddi ödenek talebi reddedilir.
Birinci koşul: Boşanma kararının verilmiş olması
Maddi ödenek boşanmanın bir sonucudur, bu nedenle öncelikle evlilik birliğinin yargı mercii kararıyla sona ermiş olması gerekir.
Evlilik ölüm ile sona ermişse, bu vaziyette miras hükümler devreye girer ve maddi ödenek talep edilemez. Boşanma yasal süreci reddedildiğinde veya henüz boşanma hükmü verilmemişken de maddi ödenek gündeme gelmez.
İkinci koşul: Kusur koşulu
Maddi ödenek talep edebilmek için ödenek isteyen eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması şarttır. Bunun yanında ödenek talep edilen eşin de boşanmada kusurlu olması gerekir. Kusur dağılımı şu şekilde önem taşır:
- Kusursuz eş, az da olsa kusuru olan eşten ödenek talep edebilir
- Daha az kusurlu eş, daha çok kusurlu eşten ödenek isteyebilir
- Eşit kusurlu eş hiçbir şekilde ödenek talep edemez
- Tam kusurlu veya ağır kusurlu eş ödenek hakkına sahip değildir
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, eşlerin eşit kusurlu olması hâlinde iki taraf lehine de maddi tazminata hükmedilemez.
Bu vaziyet, ödenek müessesesinin temel mantığıyla örtüşür.
Üçüncü koşul: Mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmesi
Ödenek talep eden eşin, boşanma nedeniyle ekonomik anlamda bir kayba uğramış olması gerekir. Bu kayıp ya mevcut bir menfaatin kaybı ya da gelecekte elde edilmesi beklenen bir menfaatin elde edilememesi şeklinde olabilir.
Örneğin evlilik süresince karşı tarafın sigortasından yararlanan eş, boşanma sonrası bu imkânı kaybedecektir. Benzer şekilde, eşinin geçimini sağlayan ve ev dışında çalışmayan kişi, boşanma sonrası bu maddi desteği yitirecektir. Evlilik birliğinin getirdiği her türlü maddi fayda, mevcut menfaat kapsamında değerlendirilebilir.
Beklenen menfaatlere örnek olarak ise eşin ileride alacağı mirasın kaybı, sosyal güvenlik haklarından yararlanamama, yaşam standardının düşmesi gibi vaziyetler gösterilebilir.
Dördüncü koşul: Talebin boşanmadan kaynaklanması
Maddi ödenek talebi mutlaka boşanmaya neden olan olaylar dolayısıyla ortaya çıkan zararlar için yapılmalıdır.
Eşler arasında başka sebeplerle doğan ödenek talepleri (örneğin trafik kazası, iş kazası gibi) boşanma yasal süreci kapsamında değerlendirilemez. Bu tür talepler genel hukuk mahkemelerinde ayrı yasal süreçler olarak görülmelidir.
Maddi Ödenek Miktarının Belirlenmesi
Maddi ödenek miktarının belirlenmesi, hakimin takdir yetkisi çerçevesinde gerçekleşir. Ancak bu takdir keyfi olamaz, belirli objektif ölçütlere göre yapılmalıdır. Hakim ödenek miktarını tespit ederken şu kriterleri göz önünde bulundurur:
Tarafların ekonomik ve sosyal durumları:Ödenek ödeyecek tarafın mali gücü ile ödenek alacak tarafın ekonomik durumu önemlidir.
Bir tarafı zenginleştirmemek, diğer tarafı da fakirleştirmemek gerekir.
Evlilik süresi:Uzun süreli evliliklerde kaybedilen menfaatler daha fazla olduğundan, ödenek miktarı buna göre şekillenebilir.
Tarafların yaşları:Genç bir kişinin yeniden evlenme veya iş bulma şansı daha yüksektir, bu vaziyet ödenek hesabında dikkate alınır.
Kusur dereceleri:Karşı tarafın kusurunun ağırlığı ödenek miktarını etkiler. Ağır kusurlu eşin ödeyeceği ödenek, hafif kusurlu eşe göre daha fazla olacaktır.
Alım gücü:Güncel ekonomik koşullar ve paranın değeri mutlaka hesaba katılmalıdır.
Sosyal güvenlik durumu:Tarafların sigortalı olup olmadığı, emeklilik haklarının bulunup bulunmadığı önemlidir.
Kadın Eşten Maddi Ödenek Talep Edilebilir Mi?
Bu soru pratikte sıkça karşılaşılan ve toplumda yanlış bilinen bir konudur. Türk Medeni Kanunu eşler arasında kadın-erkek ayrımı yapmaz, aksine eşitlik ilkesini benimser. Dolayısıyla yukarıda saydığımız şartların varlığı halinde erkek eş de kadın eşten maddi ödenek talep edebilir.
Özellikle vurgulanması gereken nokta şudur: Ev hanımı olan kadın da maddi ödenek ödeyebilir.
Çünkü mevcut ve beklenen menfaat kavramı sadece parasal değerler içermez. Kadının evde yaptığı işler (yemek, temizlik, çamaşır, ütü, çocuk bakımı gibi) de maddi değere sahip menfaatlerdir.
Yargıtay bu konudaki kararlarında açıkça belirtmiştir ki, kadının düzenli bir gelirinin olmaması sadece ödenek miktarının belirlenmesinde dikkate alınır, ödenek ödeyip ödememesinde değil. Eğer kadın tam kusurlu veya ağır kusurlu ise ve erkek eş onun bu katkılarından mahrum kalacaksa, kadından da maddi ödenek talep edilebilir.
Boşanma Davasında Manevi Ödenek Nedir?
Manevi ödenek, maddi tazminattan farklı olarak ekonomik bir kaybı değil, ruhsal ve duygusal bir zararı telafi etmeyi amaçlar. Boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle kişilik hakları ihlal edilen eş, kusurlu olan diğer eşten manevi ödenek talep edebilir.
TMK’nın 174.
Maddesinin 2. Fıkrasışöyle der:“Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi ödenek olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Manevi tazminatın amacı, bozulan manevi dengeyi düzeltmek, kişinin yaşadığı acı, elem, üzüntü ve psikolojik çöküntüyü bir nebze olsun hafifletmektir. Para manevi değerleri geri getiremez elbette, ancak hukuk sistemimiz tatmin edici bir çözüm olarak bunu kabul etmiştir.
Boşanma Davasında Manevi Tazminatın Koşulları
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için maddi tazminattakine benzer ancak bir o kadar da farklı şartların gerçekleşmesi gerekir.
Boşanma kararının verilmiş olması
Maddi tazminatta olduğu gibi, manevi ödenek da boşanmanın bir sonucudur. Evlilik birliği yargı mercii kararıyla sona ermeden manevi ödenek talep edilemez.
Kusur koşulu
Manevi ödenek talep eden eşin kusursuz veya daha az kusurlu olması, karşı tarafın ise kusurlu olması gerekir.
Eşit kusurlu eşler birbirlerinden manevi ödenek isteyemezler. Bu kural maddi tazminattaki gibidir.
Kişilik haklarına saldırı
Manevi tazminatın en önemli ve ayırt edici koşulu budur. Boşanmaya neden olan olaylar, aynı zamanda ödenek talep eden eşin kişilik haklarını ihlal etmiş olmalıdır.
Kişilik hakkı, kişinin maddi ve manevi varlığını koruyan, ona özgü, devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Yaşam hakkı, vücut bütünlüğü, şeref ve haysiyet, özgürlük, özel yaşam gibi değerler kişilik hakkının kapsamındadır.
Önemle belirtmek gerekir ki, her boşanma sebebi kişilik hakkına saldırı anlamına gelmez.
Örneğin bir eşin evi terk etmesi tek başına kişilik hakkına saldırı sayılmaz. Ancak evi terk ederken karşı tarafa hakaret edilmesi, tehdit edilmesi, aşağılayıcı sözler söylenmesi hâlinde artık kişilik haklarına saldırıdan bahsedilebilir.
Yargıtay kararlarında kişilik haklarına saldırı sayılan fiiller şu şekilde sınıflandırılabilir:
Fiziksel kişiliğe saldırı örnekleri:
- Eşe fiziksel şiddet uygulanması
- Cinsel istismar veya zorla cinsel ilişki
- Eşin kürtaja zorlanması
- Hastalığıyla ilgilenilmemesi
- Cinsel ilişkinin yapılamaması
Manevi kişiliğe saldırı örnekleri:
- Hakaret ve aşağılama
- Tehdit ve korkutma
- Sadakatsizlik (zina)
- Evden kovma
- Çocuğun başkasından olduğunu iddia etme
- Sevmediğini sürekli söyleme
- Ekonomik veya duygusal olarak aşağılama
Hukuka aykırılık
Manevi tazminata hüküm verilebilmesi için kişilik haklarına yapılan saldırının hukuka aykırı olması gerekir. Emredici hukuk kurallarına, ahlaka, toplumsal değerlere aykırı davranışlar hukuka aykırılık oluşturur.
Önemli bir nokta: Eğer kişilik hakkına saldırı niteliğindeki fiil eş tarafından affedilmiş veya hoşgörü ile karşılanmışsa, artık bu fiile dayanarak manevi ödenek talep edilemez. Örneğin bir eşin daha önce açtığı boşanma davasından feragat etmesi ve birliği devam ettirmesi, o davadaki olayları affettiği anlamına gelir.
Manevi Ödenek Miktarının Belirlenmesi
Manevi ödenek miktarının belirlenmesi, maddi tazminata göre daha subjektif bir değerlendirme gerektirir.
Çünkü manevi zarar somut olarak ölçülemez. Hakim burada takdir yetkisini kullanırken şu kriterleri göz önünde bulundurur:
Kişilik hakkı saldırısının niteliği ve ağırlığı:Yapılan saldırı ne kadar ağırsa, ödenek miktarı o kadar yüksek olur. Örneğin sürekli fiziksel şiddet gören bir eşin manevi ödeneği, tek seferlik bir hakaret olayına göre çok daha fazla olacaktır.
Tarafların ekonomik ve sosyal durumları:Zengin bir kişiden alınacak manevi ödenek ile dar gelirli birinden alınacak manevi ödenek farklı olacaktır. Ancak bu vaziyet, zengin tarafı aşırı yükleme veya fakir tarafı tamamen muaf tutma anlamına gelmez.
Kusur dereceleri:Ödenek talep eden tarafın tamamen kusursuz mu yoksa az kusurlu mu olduğu, karşı tarafın kusurunun ağırlığı gibi faktörler önemlidir.
Fiilin ağırlığı:Zina gibi özel boşanma sebepleri, genel evlilik birliğinin sarsılması sebebine göre daha ağır kabul edilir.
Ölçülülük ve hakkaniyet ilkesi:Manevi ödenek bir tarafı zenginleştirmemeli, diğer tarafı da fakirleştirmemelidir.
Makul, kabul edilebilir ve vicdanen rahat edilen bir miktar belirlenmelidir.
Yargıtay kararlarında sıkça vurgulandığı üzere, manevi ödenek miktarı ile kişilik haklarını ihlal eden fiil arasında makul bir oran bulunmalıdır. Aşırı yüksek ödenekler müesseseyi amacından saptırır.
Maddi ve Manevi Ödenek Taleplerinin Usul Kuralları
Talep Koşulu
Boşanma davasında hakim, bazı konularda re’sen (kendiliğinden) hüküm verebilir. Örneğin velayet, çocukla kişisel ilişki, iştirak nafakası gibi konularda talep olmasa bile hakim hüküm verebilir. Ancak maddi ve manevi ödenek konusunda vaziyet farklıdır.
Ödenek talepleri için mutlaka açık bir talep bulunmalıdır.
Talep olmadıkça hakim tazminata hükmedemez. Bu talep ya yasal aşama dilekçesinde ya da cevap dilekçesinde yazılı olarak yapılabileceği gibi, duruşmada sözlü olarak da ileri sürülebilir. Sözlü taleplerin mutlaka duruşma tutanağına geçirilmesi gerekir.
Hakim ayrıca taleple bağlıdır. Yani davacı 50.000 TL manevi ödenek talep etmişse, hakim bundan fazlasına hükmedemez.
Ancak daha azına hüküm verebilir. Bu kural medeni usul hukukunun temel ilkelerindendir.
Süre Koşulları
Maddi ve manevi ödenek talepleri iki farklı zamanda ileri sürülebilir ve her birinin kendine özgü süre kuralları vardır.
Boşanma yasal süreci ile birlikte talep edilmesi
Ödenek talepleri genellikle yasal aşama dilekçesi veya cevap dilekçesi ile birlikte ileri sürülür. Bu vaziyette ödenek boşanmanın fer’i (yan) talebi niteliğindedir ve ayrı harç alınmaz.
Eğer başlangıçta talep edilmemişse, ön inceleme duruşmasına kadar ödenek talebi davaya eklenebilir. Ön inceleme sonrası tahkikat aşamasında ise iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı başlar.
Bu aşamadan sonra ödenek talebi ancak iki şekilde davaya dahil edilebilir:
- Islah yoluyla:Karşı tarafın iznine gerek olmadan, belirli şartlarda ıslah dilekçesi vererek
- Karşı tarafın muvafakatiyle:Diğer eş kabul ederse
Önemli bir ayrıntı: Başlangıçta hiç talep edilmeyen ödenek ıslah ile eklenebilir. Ancak başlangıçta talep edilen miktar ıslah ile artırılamaz. Örneğin 20.000 TL manevi ödenek isteyen kişi, ıslah yoluyla bunu 50.000 TL’ye çıkaramaz.
Boşanma sonrası ayrı yasal aşama olarak talep edilmesi
Ödenek talepleri boşanma yasal süreci kesinleştikten sonra da ayrı bir yasal aşama konusu yapılabilir. Ancak bu vaziyette zamanaşımı süresi devreye girer.
TMK’nın 178.
Maddesi açıkça belirtir: “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan yasal aşama hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”
Bu süre hak düşürücü değil, zamanaşımı süresidir. Yani hakim tarafından re’sen dikkate alınmaz, davalı tarafın def’i (itirazı) ile gündeme gelir. Ancak yine de bu süreye dikkat edilmesi hayati önem taşır.
Sürenin başlangıcı boşanma kararının kesinleşme tarihidir. Yabancı yargı mercii kararlarında ise tenfiz kararının kesinleşme tarihi esas alınır.
Ödenek Miktarının Belirli Olması
Ödenek talebi yapılırken somut bir miktar belirtilmesi gerekir. “Uygun bir miktar manevi ödenek istiyorum” şeklindeki belirsiz talepler kabul görmez.
Davacı veya davalı, “50.000 TL maddi ödenek talep ediyorum” gibi net bir rakam söylemelidir.
Talebin belirli olması, hem davalının savunma hakkının kullanılması hem de hakimin hüküm vermesi açısından önemlidir. Hakim talep edilen miktardan fazlasına hükmedemez ama azına hüküm verebilir.
Görevli ve Yetkili Yargı Mercii
Görevli Yargı Mercii
Boşanma davalarında ve boşanmanın fer’i niteliğindeki ödenek taleplerinde görevli yargı mercii Aile Mahkemeleridir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Yasa bu konuda açık hüküm içerir.
Aile yargı makamı bulunmayan yerlerde ise HSK tarafından görevlendirilen Asliye Hukuk Yargı Makamı bu davaları görür. Mahkemenin aile yargı makamı sıfatıyla hüküm vermesi gerekir.
Dikkat edilmesi gereken nokta: Boşanma yasal süreci kesinleştikten sonra açılan ödenek davaları da yine aile mahkemesinde görülür. Çünkü bu yasal süreçler da boşanmadan kaynaklanan hak ve alacaklara ilişkindir.
Yetkili Yargı Mercii
TMK’nın 168.
Maddesine göre boşanma veya ayrılık davalarında yetkili yargı mercii şöyle belirlenir:
Eşlerden birinin yerleşim yeri yargı makamı:Yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Nüfus kütüğündeki adres, aksi ispat edilene kadar yerleşim yerine karine oluşturur.
Son defa altı aydan beri birlikte oturulan yer yargı makamı:Eşler ayrı yaşıyorsa, ayrılmadan önceki son altı ayda birlikte oturdukları yer yargı makamı de yetkilidir.
Davacı bu iki mahkemeden dilediğini seçebilir. Bu seçimlik yetki kuralı, davacıya kolaylık sağlamak amacıyla getirilmiştir.
Harç ve Vekalet Ücreti
Boşanma Davası ile Birlikte Talep Edildiğinde
Maddi ve manevi ödenek talepleri boşanma yasal süreci ile birlikte ileri sürüldüğünde, boşanmanın fer’i niteliğinde oldukları için ayrıca harç alınmaz. Sadece boşanma yasal süreci için ödenen maktu harç yeterlidir.
Benzer şekilde, boşanma davasında fer’i nitelikteki ödenek talepleri için nispi vekalet ücretine de hükmedilmez.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, ödenek talebi kısmen veya tamamen reddedilse bile karşı tarafa vekalet ücreti verilmez.
Ancak bu vaziyet, avukatla yapılan sözleşmeyi etkilemez. Taraflar kendi avukatlarıyla yaptıkları anlaşmada ödenek miktarı üzerinden ücret belirleyebilirler.
Boşanma Sonrası Ayrı Yasal Aşama Olarak Açıldığında
Ödenek yasal süreci boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir yasal aşama olarak açılıyorsa, artık boşanmanın fer’i değil bağımsız bir yasal aşama niteliğindedir. Bu vaziyette:
- Talep edilen miktar üzerinden nispi harç ödenir
- Hüküm sonucunda nispi vekalet ücretine hükmedilir
- Yargı Mercii gider avansı yatırılır
Yargıtay bir hükmünde bu konuyu açıkça vurgulamıştır: Boşanma yasal süreci kesinleştikten sonra açılan maddi ödenek yasal süreci için nispi harcın peşin kısmı yatırılmadan işlem yapılamaz. Harç tamamlatılmadan verilen hüküm hatalı olur.
Özel Durumlar ve İstisnalar
Akıl Hastalığına Dayalı Boşanma
TMK’nın 165.
Maddesi, eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelmesi hâlinde boşanmaya izin verir. Ancak bu tür davalarda ödenek konusu özel bir vaziyet arz eder.
Akıl hastası olan eşin ayırt etme gücü bulunmadığı için davranışlarının iradi olduğu kabul edilemez. İradi olmayan davranışlar nedeniyle kişiye kusur yükletilemez. Yargıtay’a göre ayırt etme gücü olmayan kısıtlı eşe kusur izafe edilemeyeceğinden, akıl hastası eşten ödenek talep edilemez.
Bir kararda Yargıtay şöyle demiştir: “Davacının kısıtlama hükmüne esas alınan sağlık kurulu raporunda akıl hastalığının yıllardır süregeldiği bildirilmiştir.
Bu vaziyette davacının ayırt etme gücü bulunmamaktadır. Ayırt etme gücü bulunmayan kısıtlının davranışlarının iradi olduğu kabul edilemez ve bu sebeple kendisine kusur yükletilemez.”
Fiili Ayrılık Nedeniyle Boşanma
TMK’nın 166. Maddesinin 4. Fıkrası, fiili ayrılık nedeniyle boşanma imkanı tanır.
Buna göre, herhangi bir sebeple açılan boşanma davasının reddi üzerinden 3 yıl geçmesi ve bu aşamada evlilik birliğinin kurulamamış olması halinde, eşlerden biri yeniden yasal aşama açabilir.
Bu tür davalarda ödenek konusu tartışmalıdır. Yargıtay’a göre ilk boşanma davasının davalısı ödenek talep edebilir. Çünkü ilk davanın reddedilmesi, davalıya kusur yüklenemeyeceğini gösterir. Fiili ayrılığa neden olan ise ilk davayı açan taraftır.
Ancak bu yaklaşım doktrinde eleştirilmektedir.
Yasal Aşama açmak hak arama özgürlüğü kapsamındadır ve tek başına kusur sayılamaz. Bu nedenle fiili ayrılık davalarında kusur tespiti yapılıp yapılamayacağı tartışmalıdır.
Eşit Kusur Durumu
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, eşlerin eşit kusurlu olması halinde hiçbir taraf lehine maddi veya manevi tazminata hükmedilemez. Bu kural son derece katıdır ve istisnası yoktur.
Bir kararda Yargıtay şöyle demiştir: “Boşanmaya neden olan olaylarda taraflar eşit kusurludur. Eşit kusurlu eş yararına TMK’nın 174/1-2.
Maddesi gereğince tazminata hükmedilmesi mümkün değildir.”
Mahkemelerin kusur tespitinde son derece dikkatli olması bu nedenle önemlidir. Kusur dengesi ödenek sonuçlarını doğrudan etkiler. Taraflardan biri %49 kusurlu, diğeri %51 kusurlu bile olsa, daha az kusurlu olan taraf ödenek talep edebilir.
Affetme ve Hoşgörü
Eşlerden biri diğerinin kusurlu davranışını affetmişse veya hoşgörü ile karşılamışsa, artık bu davranış kusur olarak ileri sürülemez ve ödenek sebebi yapılamaz.
Affetmenin en tipik örneği, önceki boşanma davasından feragat edilmesidir. Bir eş boşanma yasal süreci açmış, sonra bu davadan feragat etmiş ve birliği devam ettirmişse, o davadaki olayları affetmiş sayılır.
Yargıtay kararlarına göre, feragat edilen davadan önceki olaylar için artık ödenek talep edilemez.
Benzer şekilde, kusurlu davranıştan sonra taraflar barışıp birliği uzun süre devam ettirmişlerse, kusurlu davranışın affedildiği veya en azından hoşgörü ile karşılandığı kabul edilir.
Bir Yargıtay hükmünde bu husus şöyle ifade edilmiştir: “Davacı kadına kusur olarak yüklenen güven sarsıcı davranıştan sonra taraflar barışarak evlilik birliğini uzunca bir süre devam ettirmiş olup, davalı erkeğin kadının bu davranışını affettiği kabul edilmelidir.”
Maddi ve Manevi Tazminatın Ödenmesi
Ödeme Şekilleri
TMK’nın 176. Maddesi, tazminatların nasıl ödeneceğini düzenler. Maddi ödenek ile manevi ödenek arasında önemli fark vardır.
Maddi tazminatta ödeme şekilleri:
Hakim, maddi tazminatın toptan veya irat (dönemsel ödeme) biçiminde ödenmesine hüküm verebilir. Toptan ödeme, tüm tazminatın bir defada ödenmesi demektir.
İrat şeklinde ödeme ise aylık, üç aylık gibi periyotlarla yapılan ödemelerdir.
Hangi ödeme şeklinin seçileceği somut olayın özelliklerine göre belirlenir. Örneğin ödenek miktarı çok yüksekse ve ödeyecek tarafın toptan ödeme gücü yoksa, irat şekli tercih edilebilir.
Ancak dikkat edilmesi gereken nokta: Maddi tazminatın taksitle ödenmesine hüküm verilemez. Taksit ile irat farklı kavramlardır. Taksit belirli bir toplam tutarın parçalar halinde ödenmesidir.
İrat ise sürekli bir gelir niteliğindedir.
Manevi tazminatta ödeme şekli:
Manevi ödenek sadece toptan olarak ödenebilir. TMK’nın 176/2. Maddesi açıkça “Manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine hüküm verilemez” der. Bu kural kesindir, istisna tanımaz.
Manevi tazminatın doğası gereği tek seferde ödenmesi, tatmin edici olması bakımından daha uygundur.
İrat Biçiminde Ödemenin Sona Ermesi
Maddi ödenek irat şeklinde ödeniyorsa, belirli hallerde bu ödeme kendiliğinden sona erer:
- Alacaklının yeniden evlenmesi:Yeni evlilik birliğinden maddi destek alacağı için irat kalkar
- Taraflardan birinin ölümü:Ölümle birlikte irat sona erer, mirasçılar devam ettiremez
Bunların dışında yargı mercii kararıyla kaldırılabilecek haller de vardır:
- Alacaklının evlenmeksizin fiilen başkasıyla birlikte yaşaması
- Haysiyetsiz hayat sürmesi
- Yoksulluğunun ortadan kalkması
Bu durumlarda ödenek ödeyen taraf yargı merciine başvurarak iratın kaldırılmasını isteyebilir.
Ayrıca tarafların mali durumlarında değişiklik olması halinde, iratın artırılması veya azaltılması da talep edilebilir.
Faiz ve İcra
Faiz Başlangıcı
Boşanma yasal süreci ile birlikte hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara ne zaman faiz yürütülür sorusu önemlidir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre faiz başlangıcı boşanma kararının kesinleştiği tarihtir.
Tazminatlar boşanmanın fer’i niteliğinde olduğu için, ancak boşanma hükmü kesinleştiğinde muaccel olurlar, yani ödenebilir hale gelirler. Bu nedenle faiz de bu tarihten itibaren işler.
Yasal Aşama tarihi veya hüküm tarihi değil, kesinleşme tarihi esas alınır. Mahkemelerin bu konuda hata yapmaması için Yargıtay sürekli uyarıda bulunur.
İcra Takibi
Boşanma hükmünde hükmedilen tazminatların ödenmemesi halinde alacaklı ilama dayalı icra takibi başlatabilir. Ancak icra takibi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir.
Önemli nokta: Boşanma hükmü kesinleştiğinde, fer’i hükümler için ayrıca kesinleşme beklenmez.
Yani boşanma kesinleşmişse, maddi ve manevi ödenek kalemleri henüz temyiz aşamasında bile olsa icra edilebilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bir hükmünde şöyle demiştir: “Boşanma hükmü kesinleşmiş ise eklentilerin (yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi ödenek vs.) infazı için eklentiler yönünden kararın kesinleşmesi gerekmez.”
Ancak ödenek alacaklarında zorlama hapsi uygulanamaz. Nafaka alacaklarından farklı olarak, ödenek adi borç niteliğindedir. Bu nedenle haciz yoluyla tahsil yoluna gidilir.
Zina Nedeniyle Boşanmada Özel Vaziyet
3.
Kişiye Karşı Manevi Ödenek Talebi
Zina, Türk hukukunda özel boşanma sebeplerinden biridir ve ağır kusur sayılır. Zina eden eşin karşı tarafa manevi ödenek ödemesi gerektiği açıktır. Peki zina eylemine katılan üçüncü kişiden (metresten veya metres erkekten) de ödenek talep edilebilir mi?
Bu konu yıllarca tartışıldı ve Yargıtay daireleri arasında farklı uygulamalar vardı. Sonunda konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’na götürüldü.
06.07.2018 günlü İçtihadı Birleştirme Hükmü ile vaziyet netleşti: Zina eylemine katılan üçüncü kişiden manevi ödenek talep edilemez.
Üçüncü kişinin TMK 174/2 kapsamında sorumluluğu yoktur.
Bu hüküm halk arasında “metres ödeneği” olarak bilinen talebin yasal dayanağını ortadan kaldırmıştır. Artık sadece zina eden eşten ödenek istenebilir, zina ilişkisindeki diğer taraftan değil.
İspat Yükü ve Deliller
İspat Kuralları
Boşanma davalarında ispat konusu özel kurallara tabidir. TMK’nın 184. Maddesi, boşanma davalarında bazı medeni usul kurallarından sapma öngörür:
Hakimin vicdani kanaati:Hakim, ileri sürülen olguların varlığına vicdanen kanaat getirmelidir.
Kesin ve matematiksel bir ispat aranmaz.
Yemin teklif edilemez:Boşanma davalarında taraflara yemin teklif edilemez. Bu kural ödenek talepleri için de geçerlidir.
İkrarın bağlayıcı olmaması:Tarafların ikrarı hakimi bağlamaz. Yani bir eş “ben zinadayım” dese bile, hakim buna inanmak zorunda değildir.
Serbest delil değerlendirmesi:Hakim delilleri serbestçe takdir eder, yasal delil sistemi uygulanmaz.
Genel kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür (TMK m.6). Maddi veya manevi ödenek talep eden eş, kusurun ve zararın varlığını ispat etmelidir.
Delillerin Değerlendirilmesi
Boşanma davalarında her türlü delil kullanılabilir:
- Tanık beyanları:En sık başvurulan delildir, komşu, akraba, arkadaş tanıklıkları
- Belgeler:Sağlık raporları, yazışmaları, lar,
- Ceza yargı makamı kararları:Şiddet, hakaret, tehdit gibi suçlardan verilen mahkumiyet kararları
- Bilirkişi raporları:Özellikle şiddet iddialarında adli tıp raporları
Hakimin bu delilleri değerlendirirken hayatın olağan akışını ve somut olayın özelliklerini dikkate alması gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Anlaşmalı Boşanmada Ödenek
Anlaşmalı boşanmada taraflar ödenek konusunda serbesttir.
Protokolde belirledikleri şekilde tazminata hükmedilir veya hiç ödenek talep etmezler.
Ancak kritik nokta: Anlaşmalı boşanma protokolünde yer almayanödenek talepleri, boşanma kesinleştikten sonra talepedilemez. Çünkü anlaşmalı boşanmada kusur tespiti yapılmaz. Kusur tespiti olmadan da maddi veya manevi tazminata hükmedilemez.
Bu nedenle anlaşmalı boşanmada protokolün çok dikkatli hazırlanması gerekir. Ödenek haklarından feragat ediliyorsa bu açıkça yazılmalıdır.
Ödenek Miktarları
“Boşanmada ne kadar ödenek alırım?” sorusuna standart bir cevap yoktur.
Her yasal aşama kendine özgüdür ve ödenek miktarı somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Ancak genel olarak şunlar söylenebilir:
- Büyük şehirlerde ödenek miktarları daha yüksek olabilir
- Uzun süreli evliliklerde ödenekler artar
- Ağır kusurlu eşin (zina, şiddet gibi) ödeyeceği ödenek fazladır
- Tarafların ekonomik durumu doğrudan etkilidir
- Güncel Yargıtay içtihatlarına bakmak fikir verir
Ödenek ve Nafaka İlişkisi
Maddi ödenek ile yoksulluk nafakası farklı kurumlardır ancak bazı ortak yönleri vardır:
- Her ikisi de boşanmanın mali sonuçlarındandır
- İkisi de birlikte talep edilebilir
- Ancak amaçları farklıdır: Ödenek geçmişe yönelik telafi, nafaka geleceğe yönelik bakımdır
Mahkemeler genellikle hem yoksulluk nafakası hem de maddi tazminata hükmeder. Ödenek toptan ödenirken, nafaka aylık olarak devam eder.
Bu konuda daha fazla yardım veya danışmanlık için bizimleiletişime geçebilirsiniz.
Boşanmada Davasında Maddi ve Manevi Ödenek