Babalık yasal süreci, soybağının kurulmasına yönelik sonuçları itibarıyla yalnızca taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisini değil, aynı zamanda kişinin aile hukuku statüsünü, nüfus kayıtlarını ve kişilik hakkı alanını doğrudan etkileyen davalardandır. Bu yönüyle babalık yasal süreci, sıradan bir eda veya tespit yasal süreci niteliğinde olmayıp, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gereken özel nitelikli bir yasal aşama türüdür. Nitekim soybağına ilişkin davalarda verilecek hüküm, çocuğun baba ile yasal bağının kurulması, mirasçılık ilişkisi, nafaka yükümlülüğü ve aile hukuku statüsü bakımından çok yönlü sonuçlar doğurduğundan, bu davaların açılması ve takip edilmesi bakımından usul hukuku özel bir hassasiyet göstermektedir.
Bu hassasiyetin usul hukukundaki en önemli görünümlerinden biri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 74. maddesinde yer alan özel yetki şartıdır. Anılan hüküm uyarınca, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davaların vekil aracılığıyla açılabilmesi ve takip edilebilmesi, ancak vekâletnamede bu konuda açık ve özel yetki bulunmasına bağlıdır.
Başka bir ifadeyle, vekilin genel yasal aşama vekâletnamesine dayanarak soybağına ilişkin bir davayı açması veya takip etmesi mümkün değildir. Çünkü bu tür davalarda yasal aşama açma iradesinin doğrudan hak sahibi tarafından ortaya konulması veya vekile bu konuda tereddüde yer vermeyecek şekilde özel yetki verilmiş olması gerekir.
Bu çerçevede babalık yasal süreci da Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesi kapsamında soybağının yargı mercii kararıyla kurulmasına yönelik bir yasal aşama olduğundan, niteliği gereği kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgilidir. Dolayısıyla babalık davasının vekil aracılığıyla açılabilmesi için vekâletnamede yalnızca genel yasal aşama açma, takip etme ve temsil yetkisinin bulunması yeterli değildir. Vekâletnamede açıkça soybağı yasal süreci, babalık yasal süreci veya bu davanın açılması ve takip edilmesi yönünde özel bir yetkinin bulunması gerekir.
Aksi hâlde vekilin, hak sahibinin kişisel iradesini gerektiren bu davayı usulüne uygun şekilde ikame ettiğinden söz edilemez.
Yargıtay uygulamasında da bu husus açık biçimde kabul edilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 03/05/2018 Günlü 2018/9837 Esas 2018/12054 Hüküm Sayılı hükmünde da benzer hususlar vurgulanmıştır;“…Dosya içerindeki bilgi ve belgelerden davacılar … ve … adına babalığın tespiti başvurusunda bulunan Av. …’ın vekaletnamesindeki bu hususta özel yetki bulunmadığı, davacılardan … adına ise usulüne uygun verilmiş bir vekaletnamenin olmadığı anlaşıldığından; adı geçen davacılara HMK’nın 74. madde gereği açılan davadaki talep kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili olduğundan özel yetki içeren vekaletname ibrazı veya yapılan işlemleri kabul ettiklerini yargı merciine bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, belirtilen eksikliğin tamamlanması halinde işin incelenmesi gerekirken, yasal aşama koşulu noksanlığı giderilmeden işin esası incelenerek davanın kabulüne hüküm verilmesi, doğru görülmemiştir…”
Söz konusu kararda da görüldüğü üzere Yargıtay, babalığın tespiti isteminin kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin olduğunu açıkça kabul etmekte ve bu nedenle vekâletnamede özel yetki bulunmasını mecburi görmektedir. Bununla birlikte, özel yetki eksikliğinin varlığı hâlinde mahkemenin bu eksikliği görmezden gelerek doğrudan işin esasını incelemesi usulen doğru bulunmamaktadır.
Zira özel yetki eksikliği, davanın taraf iradesi ve temsil ilişkisi bakımından sağlıklı şekilde yürütülüp yürütülmediğini doğrudan etkileyen bir usuli eksikliktir.
Aynı yönde Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 28/12/2017 Günlü 2017/6576 Esas 2017/17673 Hüküm sayılı hükmünde da babalık davasının özel yetki gerektiren davalardan olduğu açıkça belirtilmiştir;“…Dava, TMK’nın 301. maddesi kapsamında babalığın tespiti yasal süreci olup, davacılar tarafından davayı açıp takip eden Av. …’a verilen vekaletname genel nitelikte olup babalık yasal süreci için özel yetki içermediği anlaşılmıştır. Babalık yasal süreci, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir…”
Bu hüküm da babalık davasında genel nitelikli vekâletnamenin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Zira vekâletnamede yasal aşama açma ve takip etme yetkisi bulunsa dahi, bu yetkinin kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması bakımından ayrıca ve açıkça verilmiş olması gerekir.
Bu nedenle soybağına ilişkin davalarda vekâletnamenin içeriği mahkemece re’sen incelenmeli; vekilin özel yetkiye sahip olup olmadığı, davanın başında usuli bir ön mesele olarak değerlendirilmelidir.
Bu kapsamda uygulamada en çok karşılaşılan sorunlardan biri, vekâletnamede yalnızca genel yasal aşama yetkilerinin bulunması, ancak babalık yasal süreci veya soybağı davasına ilişkin açık bir özel yetkiye yer verilmemesidir. Böyle bir vaziyette, vekilin davayı açma ve takip etme yetkisi HMK. m.74 anlamında tamamlanmış sayılmaz. Yargı Mercii, bu eksikliği dikkate almadan davanın esasına girerse, verilen hüküm usul hukuku bakımından sakatlanır. Çünkü babalık davasının doğrudan kişinin aile hukuku statüsünü etkileyen mahiyeti, yasal aşama açma iradesinin özel yetkiyle açıkça ortaya konulmasını mecburi kılar.
Sonuç olarak, babalık yasal süreci kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması niteliğinde olduğundan, bu davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesi ancak vekâletnamede açık ve özel yetki bulunması hâlinde mümkündür.
Genel nitelikli vekâletnameye dayanılarak açılan babalık davasında, vekilin soybağına ilişkin yasal aşama açma konusunda özel olarak yetkilendirilip yetkilendirilmediği mahkemece titizlikle incelenmelidir. Vekâletnamede bu yönde açık bir özel yetki bulunmaması hâlinde ise, yasal aşama koşulu ve temsil yetkisi bakımından ortaya çıkan eksiklik giderilmeden davanın esasına girilmesi usulen isabetli olmayacaktır. Bu nedenle babalık davalarında özel yetki koşulu, şekli bir ayrıntı değil, doğrudan yasal aşama hakkının kullanılma biçimine ve kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların korunmasına ilişkin temel bir usul güvencesi olarak değerlendirilmelidir.