Son zamanların en çok konuşulan konuları arasında Anayasa Yargı Makamı ve Yargıtay arasındaki itilaf yer almaktadır.

Bu sebepten dolayı bugün Anayasa Mahkemesinin kararlarının bağlayıcılığı konularını aktaracağız.

Hukuk Devletinde Anayasa Yargı Makamı Kararlarının Bağlayıcılığı

Anayasa’nın 2. Maddesinde“ Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”Denilerek Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu belirtmiştir.

Hukuk devletinden anlaşılması gereken şey devletin tüm organ, kurum ve görevlilerinin Anayasa’ya bağlı olmasını mecburi kılındığıdır.

Ayrıca Anayasa’nın 153. Maddesinde“Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir.”Denilme suretiyle bu kararların yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı belirtilmiştir.

Bu hüküm Anayasa Yargı Makamı kararlarının eleştirilemeyeceği veya sorgulanamayacağı anlamını taşımamakta olup sadece kararların bağlayıcılığının öngörüldüğü bir hükümdür. Bunun aksini iddia etmek Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğünü kabul etmemek anlamına gelmektedir.

Çünkü Anayasa madde 11/1’e göre Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.

Yine Anayasa’nın 6/3 maddesine göre“Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz”Denilmiş olup hukuk sistemimizde hiçbir kurum veya kişiye AYM kararlarına karşı direnme yetkisi verilmemiştir. Bundan dolayı hiçbir kurumun AYM kararlarına direnme yetkisi yoktur.

Ayrıca bu tür bir yetkinin var olduğu kabul edildiğinde devletin herhangi bir kurumu AYM kararları ile bağlı olmadığını iddia edecektir. Bu vaziyet da hukuk düzeni, kuvvetler ayrılığı ve yasa yollarının sorgulanmasına sebep olacaktır.

Göz önüne alınması gereken diğer bir konu ise mahkemeler arasında hiyerarşinin olmamasıdır. AYM kararlarının kesin ve bağlayıcı olduğunu belirtirken AYM ile diğer mahkemeler arasında hiyerarşik bir ilişki olduğundan söz edilmez.

AYM kararlarının kesin ve bağlayıcı olmasının sebebi Anayasa’nın normlar hiyerarşisinin en üst seviyede yer almasından dolayı gelmektedir.

AYM, bireysel başvuru kararlarında Anayasa’nın 13.

Maddesi uyarınca kendisine verilen yetkiye dayanarak temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin kanunlara uygun olup olmadığını incelemektedir.

AYM’nin yasal düzenlemeyi iptal etmeye veya kesinleşmiş bir hükmü ortadan kaldırmaya yetkisi yoktur. AYM hak ihlali tespit ettiğinde sadece yeniden yargılama yapılmasını, yargılamada durma hükmü verilmesini veya özgürlüğü kısıtlanmış kişinin tahliye edilmesini hüküm verebilir.

Tüm bunların ışığında AYM, Anayasa’dan aldığı yetki ile kesin ve bağlayıcı hükümler vermektedir. Bu kararlara direnilmesi ve kararların yerine getirilmemesi yeni hak ihlallerinin ortaya çıkmasına yol açma verecektir.