Yasal itilaflarda hak kayıplarının önüne geçebilmek adına yasal süreçlerin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir. Bu yazımızda konuyla ilgili bilmeniz gereken temel yasal esasları derledik.
YARGITAY Hukuk Genel Kurulu 2015/247 E., 2015/2323 K.- İPOTEĞİN KALDIRILMASI İSTEMİ
- AİLE KONUTU ŞERHİ
- İYİNİYET
- EŞİN AÇIK RIZASININ BULUNMAMASI
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki “ipoteğin kaldırılması ve aile konutu şerhi konulması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 28.06.2013 gün ve 2013/292 E. 2013/398 K. Sayılı kararın incelenmesi davalılardan... Bankası TAO avukati vasıtasıyla istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.
Hukuk Dairesinin 17.02.2014 gün ve 2014/1158 E. 2014/2936 K. Sayılı ilamıyla;
“Mahkemece davacı kadının rızası alınmadan davalı koca adına tapuda kayıtlı olan ve aile konutu niteliğindeki taşınmaza davalı banka vasıtasıyla ipotek konulduğu belirtilerek davanın kabulü ile ipoteğin kaldırılmasına hüküm verilmiştir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK. Md.6).
İpotek tesisine ilişkin işlemden önce taşınmazın tapu kütüğünde "aile konutu' olduğuna ilişkin bir şerh bulunmamaktadır. Bu vaziyette davalı bankanın ipoteğe ilişkin kazanımı iyi niyetli ise korunur (TMK. Md. 1023). Yasanın iyiniyete yasal bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
İyiniyetin varlığı asıl olduğuna göre lehine ipotek tesis edilenin kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükümlülüğü buna iddia edene düşer (TMK. Md.6). Toplanan delillerden davacı, lehine ipotek tesis edilen davalı bankanın kötü niyetli olduğunu kanıtlayamamıştır. Bu vaziyet nazara alınmadan, davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne hüküm verilmesi doğru görülmemiştir.”
Gerekçesi ve oyçokluğu ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Yasal Aşama, aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması ve aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir.
Davacı F..
T.. Avukati 06.02.2009 harç günlü yasal aşama dilekçesinde özetle; “davalılardan M.. T..'in müvekkilinin eşi olduğunu, 24 yıldan beri evli olduklarını, davalı Metin'in eşi ve çocukları ile birlikte 24 yıldan beri yaşadıkları R....y Mah. 418 ada 21 parselde kayıtlı taşınmazın 3. Katındaki 9 nolu bağımsız bölümde müvekkilinin rızasını almadan...
Bankası Şubesi lehine ipotek tesis ettiğini, yıllardır oturdukları ve çocuklarını büyüttükleri ve mülkiyeti kayınpederi B.. T... Ait olan aile konutunun tapusunun eşine geçtiğinden ve eşinin ipotek verdiğinden haberdar olmadığını, davalı bankanın diğer davalının evli olduğunu bilerek ve yasaya aykırı olarak davalının evi üzerine ipotek tesis ettiğini iddia ederek ipoteğin kaldırılmasına ve taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasına” hüküm verilmesini istemiştir.
Davalı M.. T..
Cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamıştır.
Davalı Türkiye... Bankası TAO avukati 02.04.2009 havale günlü cevap dilekçesinde özetle; “açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkil bankanın müşterisi M... K...firmasının kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere M.. T..
Vasıtasıyla taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiğini, diğer davalının evli olduğunu bilerek ipotek işlemi yapıldığı iddiasının hiçbir dayanağının olmadığını, müvekkilinin MK 1023 maddesi gereğince iyiniyetli olarak kabul edilmesi gerektiğini, yasal aşama konusu taşınmazın aile konutu olarak özgülenmesinin mümkün olmadığını, taşınmazın M.. T.. Adına 31/07/2006 tarihinde devir ve tescil edildiğini, ipotek tesis tarihinin 02/08/2006 olduğunu bu süre içinde konutun aile konutu olarak özgülenmesinin mümkün olmadığını, 1 gün önce diğer davalı mülkiyetine geçen taşınmazın aile konutu olup olmadığını araştırma yükümlülüğünün yüklenmesinin doğru olmadığını” savunarak davanın reddine hüküm verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, “MK'nun 1023. Maddesi uyarınca davalı bankanın kazanımının korunması için iyiniyetli olması gerekir.
Yasanın iyiniyete yasal sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Tacir olan bankanın basiretli bir iş adamı gibi hareket etme zorunluluğu vardır. Davalı banka ipotek işlemlerinin tesisi esnasında yasal aşama konusu taşınmazın aile konutu olup olmadığı yönünde bir araştırma yapmamıştır.
Bu vaziyette ipotek işlemi tesis eden davalı bankanın basiretli bir iş adamı gibi hareket ettiği ve özen yükümlülüğüne uygun davrandığı söylenemeyeceğinden davalı bankanın iyiniyet iddiası dinlenemez. Davacının açık rızası alınmadan tesis edilen ipotek işlemi geçersizdir” gerekçesi ile davanın kabulüne yasal aşama konusu aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve taşınmaza aile konutu şerhi konulmasına dair verilen hüküm, davalı T.... Bankası TAO avukatinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle ve oyçokluğu ile bozulmuştur.
Mahkemece, önceki gerekçelerle ipoteğin kaldırılmasına dair ilk kararda direnilmiştir. Direnme hükmü, davalı T....
Bankası TAO avukati vasıtasıyla temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen itilaf; tapu kaydında aile konut şerhi bulunmayan taşınmaz üzerine konulan ipoteğin TMK 194 ve 1023 maddeleri dikkate alındığında kaldırılıp kaldırılmayacağı noktasında toplanmaktadır.
İlgili iç hukuk mevzuatına bakılacak olursa:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Eşlerin yasal işlemleri” başlıklı 193. Maddesi
“Madde 193- Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir.”
Şeklindedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Aile konutu” başlıklı 194/1. Maddesinin ilgili bölümü,
II. Aile konutu
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.…”
Ve “İyiniyetli üçüncü kişilere karşı” başlıklı 1023.
Maddesi
Madde 1023- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.
Şeklindedir.
TMK 193 maddesi dikkate alındığında kural olarak eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle her türlü yasal işlem yapma serbestisi Türk Medeni Kanunu felsefesi içinde kabul edilmişken, TMK 194 maddesi ile ile bu kurala istisna getirilmiş, aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılması esası kabul edilmiştir. Düzenleme ile malik olmayan eşe, aile konutu ile ilgili tapu kütüğüne şerh verilmesini isteme hakkı tanınmış, eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin yasal işlem özgürlüğü, “aile birliğinin” korunması amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bir diğer deyişle, aile konutunun maliki olan eş aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi tek başına bir ayni hakla sınırlandıramaz.
Bu sınırlandırma ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş vasıtasıyla, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmemesi halinde, işlem tarafı iyiniyetli üçüncü kişinin 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1023. Maddesi hükmünden yararlanacağı kabul edilmektedir (HGK. 24.04.2013, E. 2012/2-1567, K. 2013/579). Bu vaziyet aile konutu olarak kullanılan taşınmazın tapu kaydında, konutun bu niteliğini gösteren şerh olmaması hali ile ilgilidir ve taşınmazın aile konutu olduğunu bilmeyen ya da bilemeyecek vaziyette olan üçüncü kişinin tapuya güven ilkesinden yararlanması asıldır. Tapuda aile konut şerhi olmasa da bunu bilebilecek vaziyette olan veya bilen kişinin iyiniyetinin bulunduğunun kabul edilmesi mümkün değildir.
Nitekim benzer ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 15.04.2015 gün ve 2013/2-2056 ve 2015/1201, 19.06.2015 gün ve 2015/2-528, 2015/1713 sayılı kararlarında da kabul edilmiştir.
Somut olay gelince, yasal aşama konusu taşınmazın tapu kaydında ipotek tesis edildiği tarihte aile konutu şerhi bulunmadığı açıktır.
Davalı eş yasal aşama konusu aile konutu üzerinde diğer davalı banka lehine ipotek tesis etmiş, bu işlem sırasında davalı banka vasıtasıyla davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Bu vaziyette, TMK'nın 194/1 maddesi eşin açık rızasını aradığından, yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkansızdır.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davanın kabulüne hüküm verilmesi ve bu kararda direnilmesi usul ve yasaya uygun olup; direnme kararının onanması gerekir.
SONUÇ: Davalı T.... Bankası T. A.
O. Avukatinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı (8.197,40 TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 21.10.2015 gününde oybirliği ile hüküm verildi.
Yasal itilaflar hak kayıplarına yol açabileceğinden, davaların uzman bir en uygun çözüm yollarını sunacaktır.