Türk Medeni Kanunu (TMK) gereği, eşlerden birinin diğerine karşı sadakatsizliği sebebiyle boşanma talebinde bulunması durumunda, mahkeme mal paylaşımını etkileyebilecek hususlar değerlendirir.
Aldatma nedeniyle boşanmada, davacı eşin katılma alacağının azaltılması veya tamamen kaldırılması için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Hakim re’sen hüküm verebilir. Ancak bu hüküm boşanma davası süresince değil, boşanma davasının kesinleşmesinden sonra açılan mal tasfiyesi davalarında gündeme gelecektir.
TMK m. 236/II hükmü gereği, mahkeme aldatma sebebiyle boşanmaya hüküm verirse, davacı eşin katılma hakkını azaltarak veya tamamen kaldırabilir. Bu düzenleme artık değere dair pay oranıyla alakalı olduğundan hüküm değer artış payı ile katkı payı alacağı bakımından uygulanamayacaktır.
TMK m. 236/II hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle hakimin, boşanma davasında zina veya hayata kast sebeplerinden birine dayanarak boşanmaya hüküm vermesi gerekir.
Zina gerçekleşmiş olmasına rağmen boşanma yasal süreci, başka bir nedene dayandırılmışsa artık TMK m. 236/II hükmü uygulanamaz.
Görevli ve Yetkili Yargı Mercii
Boşanma davasında görevli yargı mercii aile mahkemesidir. Aile yargı makamı bulunmayan yerlerde asliye hukuk yargı makamı, aile yargı makamı sıfatıyla boşanma davasını görür. Aldatma sonucu boşanmada mal paylaşımı davasında da aile yargı makamı görevlidir. Boşanma davalarında yetkili yargı mercii ise, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.