Türkiye Cumhuriyeti sosyal hukuk devleti prensibine dayanmaktadır. Bu prensip, vatandaşların temel haklarının korunmasını ve toplumsal adaleti sağlamayı amaçlar. Kazanılmış haklar, bu prensibe göre önemli bir yere sahiptir.

Usulü kazanılmış hak kavramı, hukuki süreç içerisinde taraflar arasında veya mahkeme tarafından açıkça belirlenen bir haktır. Bu hak, istisnalar dışında, davada tarafların lehine doğmuş ve uygulanması zorunlu hale gelmiştir.

Yargıtay içtihatları, usulü kazanılmış hak kavramını düzenlemekte ve sınırlamaktadır.

Örneğin, Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme hükmü veya geçmişe etkili yeni bir yasa çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukuki olarak değer taşımayacaktır.

Somut olayda, mahkemece verilen hüküm, davalılar ile yasal aşama dışı …firması arasındaki ilişkinin niteliğine yönelik yeterli inceleme ve değerlendirmeyi içermediği için hatalıdır. Davacının Kurum Yüksek Sağlık Kurulu hükmü ile belirlenen orana itiraz etmemesi, davalılar tarafında ATK 2. Üst Kurul Raporuna itibar edilmesi, usuli kazanılmış hakların ihlali niteliğindedir.

Mahkemece yapılacak iş; davacıya atfedilen kusur oranı somut olaya uygun görülse de, davalılar ile yasal aşama dışı …firması arasındaki sözleşme hükümleri, iş yeri tescil dosyası, ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamının incelenmesi ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Kurum denetmen raporu, rücu ve ceza dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek şekilde İşçi Sağlığı ve …ile ilgili uzman bilirkişilerden kusur oranı ve aidiyeti konusunda oluşa uygun bir rapor alınmalıdır.

Sonuç olarak, usulü kazanılmış hak kavramı iş kazası davalarında önemli bir rol oynar. Hukuki süreçte tarafların haklarının korunması ve adil bir yargılama sağlanması için bu kavrama dikkat edilmelidir.