Sebepsiz zenginleşme, hukukta belirli koşullar altında gerçekleşen ve bir tarafın diğerine karşı haksız kazanç elde etmesi sonucunda ortaya çıkan bir durumdur. Bu kurum, haklı bir sebebe dayanmayan malvarlık değişimlerini gidermek amacıyla tasarlanmıştır ve adaletin sağlanması için önemli bir rol oynar.
Sebepsiz zenginleşme hukuku, zenginleşmenin varlığı, buna karşılık gelen fakirleşmenin bulunması ve bu iki olgu arasında uygun bir illiyet bağının kurulabilmesi halinde, ayrıca bu kazanımın haklı bir sebebe dayanmaması hâlinde iade yükümlülüğü doğurur. Bu durum, kusurdan bağımsız ve objektif bir sorumluluk rejimi sunar.
Sebepsiz zenginleşme hukuku kapsamında, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlü olan kötüniyetli zenginleşenler ile belirli sınırlamalarla sorumlu tutulan iyiniyetli zenginleşenler arasında bir ayrım yapılır. İadenin mümkün olduğu ölçüde aynen gerçekleştirilmesi esastır; ancak bunun imkansız olması halinde, ikame değerlerin veya bedelinin ödenmesi gerekir.
Ayrıca, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği andan itibaren temerrüt faizinin işletilmesi suretiyle, fakirleşenin uğradığı kaybın telafisi daha da etkin hale getirilir.
Bu sayede, haklı bir sebebe dayanmayan kazanımların iadesi ve ekonomik dengenin sağlanması hedeflenir.
Sebepsiz zenginleşme hukuku, malvarlıklar arasındaki dengenin korunması ve adaletin sağlanmasında önemli bir rol oynar. Bu kurum sayesinde haksız kazanımların ortadan kaldırılması ve haklı çıkarılan tarafların tazmin edilmesi amaçlanır.